David Gilmour ve hissettirdikleri

Bundan iki yüzyıl sonra yaşayacak olanlar bugüne dair kimleri dinleyecek? Kimlerin adını Bach, Mozart veya Beethoven ile aynı cümlede anacak? Bundan iki yüzyıl sonra doğacak torunlarıma bir iyilik yapıp şimdiden tüyo vereyim, David Gilmour.

David Gilmour ve hissettirdikleri

Birkaç hafta önce Mayk ve Papatya ile Pop Kare canlı yayınında hayatımıza damga vuran müzisyenlerden bahsediyorduk. Kendi payıma hiç düşünmeden David Gilmour adını vermiştim. Çünkü hayat bir şekilde karşıma onu çıkarmasa bugün hayatının tamamını müziğe adamış olan benim için bu sanat dalı ortalama bir değer olarak kalacaktı. Muhtemelen çoğunluğun dinlediği şeylerle yetinecek ve fazlasını aramayacaktım.

Her ergen gibi en büyük kırılmalarımı yaşadığım lise yıllarımda David Gilmour, müziği ve şarkı sözleriyle beni toparlamış, hayata karşı duruşumu filozof ya da politikacılardan çok daha öte bir seviyede belirlemişti.

Hasbelkader bugüne kadar pek çok isimle röportaj yapsam da her daim kariyerimin zirvesi olarak olası bir David Gilmour söyleşisini birinci sıraya yazıyorum. Keza yüzlerce konsere gitmiş biri olarak da benim için bir numaralı konser gelecekte gideceğim herhangi bir David Gilmour konseri olacak.

 

 

Müziği klasik rock çizgisinin ötesinde, farklı türlerden de cömert esintiler taşıyan David Gilmour’un bugün doğum günü değil, yeni albümü de çıkmadı. Zaten kariyerini üç yıl önce yayınladığı Rattle That Lock albümü ile noktaladığını ifade etmişti. Üstelik albümde Türkçe adlı “Anısına” şarkısı eşliğinde…

Madem doğum günü değil, albümü de çıkmadı peki bu yazı niye yazıldı? Sadece tarihe not düşmek için. Yıllar sonra internet derin bir madene dönüşünce biri çıkarıp yıllar önce yaşamış birinin çok büyük bir müzisyen hakkında neler hissettiğini bilsin diye. Wikipedia bilgilerini sıralamaya hiç lüzum yok. İsteyen hem oradan hem Spotify’dan hem de YouTube’dan türlü bilgiyi, konser kaydını ve şarkısını dinleyebilir halihazırda.

Artık 72'sinde olan bu yakışıklı adam Pink Floyd’un malum dağılışından sonra da o efsaneyi yaşatmaya devam etmiş, bu zamana kadar getirmeyi başarmış biri. Albüm çıkarmasa da konserlerine devam eden David Gilmour, İngiltere’den Polonya’ya farklı coğrafyalarda insanları büyülemeye devam ediyor.

 

 

İnsana Londra’da yaşayanları kıskandıracak konserler veren David Gilmour, maalesef ki İstanbul’a bugüne kadar herhangi bir konser için gelmedi. Bu konuda kim harekete geçmeli, bir şeyler yapmalı? Bilmiyorum… Belki İKSV, belki BKM, belki de herhangi bir uluslararası şirket sponsorluğu. Tek bildiğim bu kentte yaşayanların gurbete gitmeden bu kentin muhteşem ambiyansında, bu muhteşem adamın kendisi gibi muhteşem bestelerini dinlemeyi hak ettiğidir.

İyi ki varsın Gilmour, sen olmasan ne dinlerdik biz…

O halde son albümünün bence en güzel şarkısıyla selam olsun David Gilmour'a...

 

ihsan.dindar@milliyet.com.tr

http://instagram.com/ihsandinovski

 

Bu makaleye ifade bırak