Siyaset
20.02.2012 - 15:37 | Son Güncelleme: 20.02.2012-16:38

DDK'nın Hrant Dink raporu açıklandı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatı üzerine Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i hedef alan suikastı inceleyen Devlet Denetleme Kurulu (DDK), raporunu tamamlayarak kamuoyuna açıkladı.

Sitene Ekle

Başbakanlık Devlet Denetleme Kurulu Hrant Dink cinayetiyle ilgili raporunu tamamladı. Raporda istihbarat birimlerinin işbirliğine yanaşmadığı vurgulanırken, Dink’in yaşam hakkının korunmasında "hizmet kusuru" olduğunun altı çizildi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu (DDK) tarafından Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in cinayeti üzerine başlatılan Araştırma ve İnceleme soruşturmasının raporu tamamlandı. Raporda Hrant Dink’i öldürenlerin güvenlik kuvvetlerince çok kısa sürede yakalanmış olmasına rağmen, soruşturma ve yargılama sürecinin; sistemik bazı sorunlar nedeniyle aynı oranda etkin, düzenli ve hızlı sürdürülemediğine vurgu yapıldı. Kamuoyunun soruşturmalardan tatmin olmadığı, Özellikle, Hrant Dink’in öldürülmesi sürecinde bazı kamu görevlilerinin sorumluluğunun bulunduğu iddiaları üzerine DDK’nın bu soruşturmayı başlattığı raporda belirtilirken, iddialara ve elde edilen sonuçlara raporda yer verildi.

-SANSÜRLENEN SONUÇLAR-

Raporda "Dink Cinayetine İlişkin Kanaat ve Sonuçlar" başlığı altında cinayet öncesi ve sonrası kamu görevlilerinin ihmallerine ilişkin ortaya atılan iddialar sıralandı. Cumhurbaşkanlığı’nın internet sitesinde yayınlanan raporda bu iddialara yönelik elde edilen bilgilerin bir kısmı "Aynı konu ile ilgili olarak Savcılıkça yürütülmekte olan hazırlık soruşturmasının gizliliği ve diğer hususlar nedeniyle internet sayfamızda Rapora sınırlı olarak yer verilmiştir" açıklamasıyla birlikte sansürlendi. Sansürlenen bölümlerde yanıt verilen iddiaların ise cinayete ilişkin Trabzon Emniyet Müdürlüğü ve Trabzon Jandarma Komutanlığı’na yönelik iddialar olduğu görüldü. İddialar raporda şu şekilde sıralandı: "İDDİA 1- Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü Görevlilerinin cinayeti ve nasıl işleneceğini bildikleri halde, cinayet hazırlığı yapanları gereği gibi takip edip engellemedikleri ve bu suretle memuriyet görevlerini yerine getirmedikleri hususu.

İDDİA 2- Erhan Tuncel’in Mc Donalds bombalaması soruşturması dışına çıkarılarak YİE yapıldığı hususu.

İDDİA 3- Hrant Dink’in Yasin Hayal tarafından öldürüleceğine ilişkin olarak alınan istihbaratın ve bu konuda yapılan çalışmaların cinayetin işlendiği dönemdeki Trabzon İl Emniyet Müdürüne iletilmediği hususu.

İDDİA 4- Trabzon Emniyet Müdürlüğü personelinin Hrant Dink’in öldürüleceğine ilişkin edindikleri istihbaratı Trabzon Valiliği ve Trabzon İl Jandarma Komutanlığı ile paylaşmadığı hususu.

İDDİA 5- Trabzon Emniyet Personelinin Hrant Dink adlı vatandaşın korunması hususunda sorumluluklarını yerine getirmediği hususu.

İDDİA 6- Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin şüphelilere ait dinleme kayıtlarını tam ve eksiksiz olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermediği, bu kayıtlardan bazılarının silmek suretiyle suç delillerinin yok edildiği, gizlendiği ve değiştirildiği hususu.

İDDİA 7- Trabzon Emniyet Müdürlüğü görevlileriyle İlgili Diğer İddialar.

İDDİA 8- Trabzon Jandarma Komutanlığının istihbarat arşivlerinin Dink cinayetinden sonra İstihbarat Şube Müdürlüğü personeli tarafından delilleri karartacak şekilde yeniden düzenlendiği hususu.

İDDİA 9- Coşkun İğci isimli şahsın Trabzon İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünün kayıtlı haber elemanı olduğu hususu.

İDDİA 10- Trabzon İl Jandarma Bölük/Merkez Karakol Komutanlığı bir kısım personelinin şüphelilerle irtibat halinde olmasına rağmen Hrant Dink’in öldürülmesi öncesi ‘önleyici nitelikte’ herhangi bir işlem yapmamış olabilecekleri hususu."

-İSTİHBARAT BİRİMLERİ İŞBİRLİĞİNE GİTMEDİ-

Raporda Hrant Dink’in yaşama hakkının korunamamasına ilişkin olarak ifade edilmesi gereken ilk hususun, "güvenlik sektörü ile ilgili yapısal bazı sorunların varlığı olduğu" vurgulanırken, Hrant Dink’in öldürülmesi ve benzeri hadiseler ifadeleriyle Danıştay Cinayeti, Gazeteci ve Aydın cinayetleri Sivas ve Maraş olaylarına da atıfta bulunuldu. Raporda istihbarat zafiyeti konusunda şu ifadelere yer verildi: "Gerek istihbarat toplanması ve değerlendirmesi gerekse toplumsal ve bireysel güvenliğin sağlanması ile ilgili olarak, kurumsal yapılar ve uygulamalarda oluştuğu gözlemlenen bazı sorunlara ve bu alandaki "reform ihtiyacına" öncelikle temas edilmesi gerekli görülmüştür. Hrant Dink’e yönelik bir tehlikenin varlığının Emniyet ve Jandarma personelince öğrenilmiş olduğu, Hrant Dink’in korunmasına yönelik istihbarat birimlerinin gerekli çalışmaları yapmadığı ve işbirliğine gitmediği, idari makamların Hrant Dink’e yönelik oluşan riskleri bilebilecek durumda olmalarına rağmen, her kademedeki sorumluların zincirleme eylemleri sonucunda tehlikeyi önlemek için gereken tedbirlerin alınmadığı, tehlikenin gerçekleştiği ve Hrant Dink’in yaşamını yitirmiş olduğu, Dolayısıyla, gerek Anayasanın 17. maddesinde gerekse iç hukukumuzun bir parçası durumunda olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2. maddesinde ifadesini bulan yaşam hakkının korunması hususundaki pozitif yükümlüğün yerine getirilmediği ve böylece ağır bir kamu hizmet kusurunun oluşumuna sebebiyet verildiği kanaatine ulaşılmıştır."

Devlet Denetleme Kurulu’nun Hrant Dink cinayetine ilişkin raporunda dava sürecinin kamuoyunun vicdanını tatmin etmediğine vurgu yapılırken, kamu görevlilerinin soruşturulmasında çekingenlik ve isteksizliğin olduğu vurgulandı. Raporda kamu görevlilerinin ihmallerinin de ana dava içerisinde soruşturulması gerektiği belirtilerek "zımni kurumsal korunma ve örtülü dokunulmazlıklar giderilerek kamu görevlileri arasında eşitlik ve kamu yönetiminde hesap verilebirlilik sağlanmalıdır" denildi.

DDK’nın Hrant Dink raporunda kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılması konusunda öneriler sunuldu. 4483 sayılı yasaya rağmen memur yargılamasıyla ilgili yıllar içinde oluşmuş idari güvence sistemine yönelik algı ve uygulama alışkanlıklarının, hem idari hem de yargı bürokrasisinde güçlü bir şekilde kök saldığı belirtilen raporda "kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılmasındaki isteksizlik ve çekingenlik yoğun olarak varlığını devam ettirmiştir" ifadelerine yer verildi. Kamu görevlilerinin yargılanması hakkındaki mevzuatla ilgili yapılması gereken öneriler arasında çarpıcı ifadeler şu ifadelerle sunuldu:

"Kamu yönetiminin işleyişi ve güvenliğine dair oluşabilecek risklerin önlenmesi gerekliliği ile kamu yönetiminin hesap verilebilirliğini sağlama gerekliliği arasında makul ve uygun bir dengenin sağlanması gerekmektedir. Mevcut idari güvence sistemindeki farklılıkların/aksaklıkların giderilmesi ve memur/diğer kamu görevlileri/askeri personel/üniversite ve yargı mensupları arasında farklı inceleme/soruşturma/kovuşturma usullerinin yeknesaklaştırılmasını teminen; kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin mevzuatta kavram birliği sağlanmalı, kavramlar tanımlanmalı, varlığını yitirmiş kavramların kullanılmasına son verilmelidir. Kamu görevlilerinin yargılanması sürecinde kendi kurumlarında yürütülen inceleme/soruşturma/kovuşturma işlemlerinde farklı yöntem ve prosedürler ortadan kaldırılmalı ve bu işlemlerin hukuki niteliği ve sonuçları; eşit, dengeli ve kamu yönetiminde hesap verilebirliliği sağlayıcı hale getirilmelidir. Mevcut sistemdeki yargılama yerlerine ilişkin farklılıklar giderilmeli; tüm kamu görevlilerinin ilk derece mahkemelerinde yargılanması sağlanmak suretiyle "zımni kurumsal korunma" ve "örtülü dokunulmazlıklar" giderilerek kamu görevlileri arasında eşitlik ve kamu yönetiminde hesap verilebirlilik sağlanmalıdır."

-"MAHKEMENİN DELİLLERE ULAŞMASI SINIRLANDIRILDI"-

Raporda Hrant Dink cinayetinin soruşturulmasında cinayetten önce ve sonra ortaya çıkan görevi kötüye kullanma ve ihmal gibi görülen bazı fiillerinin esas niteliğinin, mutlaka ana suç kapsamında adli soruşturma ve bilhassa yargılama safhasında belirginleştirilmesi gerektiğinin de altı çizildi. Dava sürecinde yer alan iddialara verilen yanıtlarda "Başlatılan idari soruşturma süreçlerine rağmen herhangi bir sınırlama olmaksızın görevi kötüye kullanma ve ihmal gibi görülen fiillere ilişkin delillerin Savcılıkça toplanması gerekirdi. Böyle yapılmaması nedeniyle, bir bakıma adli yargı yerinde görülmüş olan ana davada ilgili mahkemenin delillere ve gerçeğe ulaşma kapasitesi sınırlandırılmıştır" ifadelerine yer verildi.

-"KAMU VİCDANI TATMİN OLMADI"-

Cinayet öncesi elde edilen istihbaratların yeterince değerlendirilemediği ve resmi makamların cinayeti önleyici tedbirleri almadığının altı çizilen raporda dava sürecine ilişkin ise "Bir yandan kamu vicdanını tatmin etmeyen bir dava sonucu ortaya çıkmış, diğer yandan da kamunun tüm kurumlarıyla birlikte güvenirliliği sorgulanır hale gelmiş ve kamu, çeşitli şekillerde nitelendirilmeye muhatap olmuştur" değerlendirmesi yapıldı. Raporda ayrıca "Ölüm olayının gerçekleşmesinden sonra yaşama hakkını koruma altına alan iç hukuk kurallarının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve Devlet yetkililerinin veya organlarının sorumluluklarını ortaya koymak açısından; Devlet organlarının olayın tespit edilebilen failleri ve olayda ihmal ve kusuru olan kamu görevlileri açısından hem ceza hukuku hem de disiplin hukuku alanında gereken soruşturmaların derhal başlatıldığı, İdare organlarınca sürdürülen soruşturmalarda yasal olarak öngörülen süreçlere uyulmakla birlikte, yukarıda bahsedilen gerek kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin mevzuat düzenlemelerinin niteliğinden gerekse kamu görevlilerinin soruşturulması hususunda izlenen yöntemlerdeki hatalar/yanlışlıklar ve diğer eksiklikler sebebiyle yürütülen soruşturmalardan etkin bir sonuç alınamadığı kanaatine ulaşılmıştır" ifadelerine yer verildi.

-BAYRAKLI RESİM DE RAPORDA-

Toplam 653 sayfadan oluşan raporun sonuç bölümünde Dink cinayetinin ardından cinayetin faili Ogün Samast’ın elinde Türk bayrağı ile çekilen fotoğraflarına da atıf yapıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca AİHM kararından sonra bazı kamu görevlilerinin de daha önce başlatılmış olan soruşturma sürecine dahil edilmiş olmasının, hatalı uygulamanın düzeltilmesi açısından gecikmiş de olsa olumlu görüldüğü belirtilerek "Esasen, Hrant Dink’i hedef haline getiren ve Hrant Dink’i öldüren kişinin eline bayrak vererek resim çektiren marjinal anlayışların ortaya çıkmasına yol açan bazı paradigmalarla yüzleşilmesi; bu tür ortamlardan beslenerek varlığını devam ettiren ve bazı kamu görevlilerinin de dahil olduğu hukuk dışı oluşumlarla ilgili mücadelenin sürdürülebilmesi ve ‘demokratik devlet’ olgusunun hayata geçirilmesine yönelik son yıllarda ortaya konulan çaba ve gayretlerin güçlendirilmesi açısından, bundan böyle, benzeri durumlarda kamu görevlilerinin yargılanmasında izlenmesi gereken yöntem ile ilgili hususların, bu şekilde algılanması ve uygulanması gerekli görülmektedir" ifadelerine yer verildi.


Etiketler: DDK
Bilgi YarışmasıAvatar filminin yapım aşaması kaç yıl sürmüştür?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
Mutlak hükümdar, bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yöneten kişi anlamında kullanılan terim hangisidir?

©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX