19.04.2009 - 01:00 | Son Güncelleme: 19.04.2009-18:35

Ve Bebek’te sonsuza dek mutlu yaşadılar

Ayşe Kucuroğlu Çin dili ve edebiyatı bölümü mezunu. Şimdi herkesin görme ve görünme yeri olan Bebek’teki Happily Ever After’ın sahibi. Üç çocuk annesi Kucuroğlu “Çocuklar beni eğlenceli ve komik buluyor saçımdaki garip taçlarla, giydiklerimle. Ama disiplin sağlayamıyorum her şey pembe olduğu için” diyor

Sitene Ekle
Ve Bebek’te sonsuza dek mutlu yaşadılar

ÇAĞDAŞ ERTUNA

Kendisi ne kadar aksini söylese de bence o bir süper kadın. Beş yıl içinde hem üç çocuk dünyaya getirdi, hem de Bebek’te tuvaleti bile olmayan küçücük bir dükkânı İstanbul’un en popüler yeri haline getirdi. Bir de her gördüğümde tekrar tekrar bayıldığım çok eğlenceli bir giyim tarzı var. Happily Ever After’ın sahibi Ayşe Kucuroğlu’ndan bahsediyorum. Şimdiye kadar adını duymadıysanız bilin ki bundan sonra çok duyacaksınız. Malum şimdi herkesin görme ve görünme yeri oldu Bebek’teki Happily Ever After. Aslında iki masalı bir kafeyken de onu bilen biliyordu. İşte Ayşe Kucuroğlu’nun hikâyesi...

Çince okumaya nasıl karar verdiniz?
Ben uzun bir Uzakdoğu seyahatinden sonra Çin kültüründen çok etkilendim ve dedim ki üniversitede Çin dili ve edebiyatı okumalıyım ve Fatih Üniversitesi’nde o bölümü okudum. Hatta o kadar istekle oldu ki dört senede bitti.

Çinceyi dört senede çözmek mucize gibi.
Çok zor. Alfabesi yok. Alfabesi olmadığı için her gün dile yeni bir kelime ekleniyor. Sürekli çalışıp ezberlemek zorundasınız.

Üniversiteden sonra?
Çinceyle ilgili bir şeyler yapmaya başladım. Hangi kuruluşa girerseniz girin, her ayın belli günlerini Çin’de geçirmek zorundasınız ama ben kocama çok âşıktım, hâlâ da öyleyim. Kurumsal şirketlerden gelen bol sıfırlı rakamlara hayır dedim.

Kocanız ne dedi?
Kocam bayıldı. Çünkü sürekli evde yemek yapmaya başladım. İnsanları zorla evime davet ediyorum şu yemeği yaptım diye. Tamamen insanları bir araya toplamaktı amaç. 

Kaç yıldır birliktesiniz?
2000’den beri beraberiz. 2003’te evlendik. 2004’te Suna ve Happily Ever After doğdu. 

Kafe açma fikri nerden çıktı?
Bebek’te oturuyoruz. Kızım dünyaya geldi. Yine yemek fasılları devam ediyor. Bizim evimizin karşısında da minicik bir dükkân boş duruyor, arkadaşımızın dükkânı. Bir gün Taner geldi, hadi orayı kiraladık bir şey yapın dedi. Bir arkadaşımın teşvikiyle bu iş oldu. Birlikte başlamıştık ama o 2-3 ay sonra gitti. Küçücük bir yer açtık, her şey sonradan belirlendi. Ne mönü var, ne bir şey. Dımdızlak açmışsınız. Ev gibi değil, restoran gibi değil. Tuvaleti yok, iptidai bir şey. Akşam 4’te kapatıyorduk.

Yemekler?
Gün boyu kahvaltı ve onu destekleyen şeyler vardı. İçki yoktu. Birisinin annesi ayva reçeli getiriyor, ayva reçelli kahvaltı veriyorduk. 

Yemekleri siz yapıyordunuz değil mi?
İlk başta yemekleri ben yapıyordum. Sabah dükkânda kullanacağım ekmekleri almaya gidiyordum, çocukları okula bırakıp sonra gelip muffinleri pişiriyordum. Garson da yoktu.

Aşçılık eğitimi aldınız mı?
Aşçılıkla ilgim yoktu. Dükkân açıldıktan sonra aşçılık eğitimi aldım 7 ay. 

İsim nerden geliyor?
İsmi eşim Taner buldu. Evlendim, üstüne Suna doğdu, bebek 6 aylıkken iş hayatına atıldım. Eşim ne güzel artık işin de oldu, hadi happily ever after (sonsuza dek mutlu yaşadılar) olsun dedi. 

Bir kafe için zor bir isim.
Geçen seneye kadar düğün ve organizasyon şirketi sananlar vardı. 

Bebekliler yeni mekânların açılmasına karşı. Nasıl karşıladılar?
Mahalle hayatımız var. Bebek’i çok seviyorum. Trafik rezalet ama hâlâ direniyoruz. Bütün karmaşanın içinde herkes destekledi küçücük yer olduğu için. Güzel de gitti her şey ama ben çok inat ettim. Çok başında durdum. Bu küçücük yeri almak isteyen kocaman yerler oldu. Hepsine hayır dedim. Burayı seviyorum. 

Bu kısa sürede 2 masalı yer nasıl popüler oldu?
Aslında orası bir sokak. İçi küçücük, dışarıyı ufak bir muşambayla kapatmıştık. Müşterilerin paltosu yere sürülüyor. Kadınların her zaman yemeklerde çantalar yanındadır, bizim dükkânda çantalar yerlerde çünkü küçücük yapacak bir şey yok... Beni hiç yalnız bırakmadılar. Yağmur çamur demeden karda kışta geldiler buz gibi yere. Bir yandan da çocuk doğurmaya devam ediyorum hızla.

Çalışan anne olmak avantaj mı, dezavantaj mı?
Çalışmak ya da çalışmasanız da meşgul bir insan olmak iyi bir şey, çocuk için de daha eğlenceli. Böyle annelerin çocuklarının empatisi daha güçlü oluyor. Çocuklar küçük olsalar da kendi hayatları var. Ben doğurmaya başladıktan sonra daha üretken ve sabırlı oldum. Korkularım arttı, artık daha dikkatliyim ve bir şey yapmadan önce iki kez düşünüyorum.
Çalışan kadın kendini evden dışarı atıp dışarıda da hayatını devam ettirebiliyor. Böylece bunalmıyor. Çocuklar beni eğlenceli ve komik buluyor saçımdaki garip taçlarla, giydiklerimle. Bu iyi bir şey ama bazen disiplin sağlayamıyorum her şey pembe olduğu için. Hani anne oldum, üç çocuğum var, daha efendi olayım demiyorum. İnsan ne hissediyorsa odur. İşle çocuk da bir arada gidiyor, çocuk da o işin temposuna uyuyor.  

Üç kız kardeş nasıl bir iş bölümünüz var?
Yaptığım işin aslında son dokunuşuyla ilgileniyorum. İş bölümünü o kadar güzel yaptık ki. Sinem çok iyi hesaptan anlar. Ülkü daha disiplinli ve nettir. Benimle çocuklar çok eğleniyor ben çiçekleri yaparken saçıma süs takmayı seviyorum. O çiçekleri ben koymazsam olmuyor. Her gün dünya kadar çiçek alıyorum. Bana eğlenceli geliyor giyinmek de. Onu da katınca o zaman hayatın rengi ortaya çıkıyor. 

Çevreniz çok geniş.
 Elif Yalın’ı ve Mangerie’yi çok beğeniyorum. Aynı işi yapmamıza rağmen ona sormaktan çekinmiyorum. Onların da beni sevdiğini düşünüyorum. 






Zincir beni korkutuyor
 


Happily Ever After’da neler değişti?
Şimdi Burcu Esin diye New York’tan gelen bir şefimiz var.  Dünya varmış. Artık işin ön tarafında olmam herkese daha iyi gelecek diye düşünüyorum. Şimdi tabii olayın içine şarap da girdi, şirinlikten biraz seksiliğe geçiş oldu.  Artık akşamları burası açık, rezervasyonlu bir restoran oluyor. Tatlı tatlı caz çalıyor. 

Müdavimlerin buraya çok katkısı olmuş değil mi?
Rıfat Özbek İstanbul’a geldiğinde hep burada kahvaltı eder. Dışarıda 2 tane sedirim var, yastıklar kuru temizlemeye gitmişti. Geçen gün bana 2 sedir ve dünya kadar yastık gönderdi hediye. Çok mutlu oldum. Çalışanların kıyafetlerini Midnight Express’ten Banu Bora tasarladı. Sonra Tayfun Mumcu kül tablalarını gönderdi. Bunlar tabii insanı mutlu eden şeyler. Bir arkadaşım bu şarabı çok seviyorum, mönüye koy diyor daha tadına bakmadan hemen ekliyorum. Hatta şefi yemekle hiç alakası olmamasına rağmen Ferhan İstanbullu buldu. Herkesin bir dokunuşu var.

Zincir olacak mı?
Bir ara düşünmedik değil ama sonra lokal bir yer yaptık, öyle kalmalı dedik. Zincir beni korkutuyor. 

Bundan sonra ne yapmak istiyorsunuz?
Karen Krasne diye San Diegolu çok önemli bir şef var. Bana çok şey kattı. Bu sefer şarap ve peynir üstüne eğitim almak istiyorum. Happily Ever After’ın hayat-stil kitabını çıkarmak istiyorum. Çince’yle ilgili de bu dili çocuklara öğretmeyi planlıyorum. Onlara böyle bir miras bırakabilirim.



Yoksa ben Süper kadın değİlİm  

Neden 3 çocuk?
Çocuk yokken ben aslında çocuklarla çok ilgili değildim. Taner çok seviyor çocukları. İlk hamile olduğumda eyvah ne oluyor dedim, bebek doğduğunda biz Taner’le yalnızdık. Sanki uzaydan bir şey gelmiş. Ödüm patlıyordu ilk yıkarken Baby Manuel diye bir kitap almıştım, tek elle onu çeviriyordum. Robot gibiydik. Sonra baktım ki olay enteresan, doğduktan sonra bir bağ oluştu. Şimdi çok rahatım. Taner’le karar vermiştik 3 artı 1 diye.

Nasıl yani? 
3 tane olsun çok istiyoruz. Bir tane de sonra duruma göre bakarız dedik. Bebeklerin küçülen şeylerini kimseye vermiyorum, ondan korkuyorum. Acaba bir çocuğum daha mı olacak? 

3 çocuk zor değil mi?
Ya ben delirdim gerçekten farkında değilim ya da 3 çocuk 2 çocuktan daha kolay. Suna 5, Kemal 2 yaşında, Osman 7 aylık. Bu arada sistem şu, üçü aynı odada kalıyor. Gece mutlaka birisi uyanıyor ama diğerleri uyanmıyor, alıştılar artık. Biz de 3 kardeş hep aynı odada büyüdük ama evimiz müsait değildi. Burada müsait olduğu halde öyle bir yöntem denedik Taner’le, doğanı içeri koyduk. Onlar sabah uyandıklarında oynuyorlar, ben bebeği alıyorum. Onlar bir takım oldular, bebek ayrı.

Hepsine nasıl yetişiyorsunuz?
Biz Taner’le sürekli beraberiz. Çok iyi bir çiftiz, takım gibiyiz. Çocuklar konusunda da çok yardımcı bana. Yoksa ben süper kadın değilim.

Etiketler:
Yorum Yazın
Gönder
Düz yazıya ne denir?
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.