Espri radarları gelişmiş az dosttan biri olan Sn. Tülay Eriş’in, müdürlük bürosunda, çay-kahve servisi yapan gençten bir kadıncağızla tanıştım.
* * *
Ne MGK’nın öyle bir kadından haberi vardı, ne de o kadıncağızın MGK’dan.
* * *
Resmi dili Fransızca olan Fas’ta doğmuştu o kadıncağız; Fransızcayı, bir Fransız gibi konuşuyordu.
Ana dili Arapçaydı ve Türkiye’ye geleli 16 yıl olduğu için de, Türkçesi pürüzsüzdü.
* * *
16 yıldan bu yana Fas’taki annesini görmemiş ve onu çok özlemişti.
Sn. Tülay Eriş’in, kendisinin Fas’a kadar gidip gelmesi için her türlü kolaylığı sağlamasına karşın; eşi gitmesine izin vermiyordu.
* * *
Bizim şoför Hüsnü ile, kızım Zeynep’in kapıcısı Mustafa’nın; “uğraş alanları” aynı olan Pakistanlı bir general ile İngiliz bir generalin çocukluklarını ve yetiştikleri ortamları karşılaştıran bir belgesel üstünde çalışmak hiç akıllarına gelmemişti.
* * *
Genellikle halkı çok cahil bulan, Hazine’den geçinmeli mesleksiz “mevki sahipleri”nin aklına gelmiş miydi acaba?
* * *
ABD’deki bir generalin çocukluğuyla yetiştiği ortamı, İranlı bir generalin çocukluğu ve yetiştiği ortamla karşılaştıran bir belgeseli, TV’lerden izlemek; torunlarım Sanem, Kerem, Ali, Ömer ve Tuğçe’nin çok hoşuna gidecek ve bir hayli eğleneceklerdi.
* * *
Tansiyon ölçmeye yarayan aletler gibi, koşullanmalarımızı da ölçebilen bir alet yapılsaydı...
MGK’nın gündeminde başköşeye oturur muydu, oturmaz mıydı?
* * *
Bendeniz de küçükken, evdeki üst kat merdiveninin tırabzanından aşağıya doğru kaymaya kalktığımda, annemden en çok işittiğim azar:
- Nerde görülmüş bu yaptığın, yeni icat çıkarma idi.
* * *
Alışılmışa uymak, alışılmışın dışına çıkmamak, icat çıkarmamak...
En çok kimlerin işine yarıyordu ki böyle bir koşullanma?
* * *
Küçükken, bir köşede oturup tahta oyuncaklardan ev yapmaya uğraşmam, annemin işine yarıyordu; düşeceğim, yahut bir şeyleri kıracağım kaygısıyla, beni izlemekten kurtuluyordu.
* * *
MGK’daki tartışmalar, Fas’tan İstanbul’a göç etmiş kadıncağız ile şoför Hüsnü ve kapıcı Mustafa’nın çok mu işine yarıyordu?
* * *
Kapalı kapılar arkasındaki resmi tartışmalar üstüne de bir belgesel yapılsaydı.
Bu tür tartışmaların kimlerin işine ne kadar yaradığıyla, kimlerin işine ne kadar yaramadığı tıngır tıngır tıngırdatılsaydı...
* * *
Baş parmakla işaret parmağını sıkıca çemberleyip, kapatılmış bir avuç halinde karşısındakine göstermek üstüne de eğlenceli yorumlar üretilebilirdi...
Kimi:
- Kıçı sıkıyor mu, demek istedi, derdi.
Kimi de:
- Yok, hayır, derdi; sözünü ettiği kişinin cimriliğiyle, elinin sıkılığını işaret etmek istedi.
* * *
Bu arada dünkü gazetelerin pas geçtiği umacı bir haber dikkat çekiciydi; tam gece yarısı Girit adası açıklarında 6.2 şiddetinde bir deprem, İzmir’in Çandarlı beldesinde de 3.4 şiddetinde ikinci bir deprem olmuştu.
* * *
Çeşitli ülkelerdeki generallerin çocukluklarıyla yetiştikleri ortamların karşılaştırılmasını içeren bir belgesel; koşullanmış beyinlerde de dalga dalga aynı şiddette bir deprem yaratır mıydı, yaratmaz mıydı?
* * *
Bir de çizgi bir film yapılsaydı...
Ülkelerdeki kitlelerin koşullanmalarını sarsan depremler ve ortalığı yıkıp döken doğal depremler.
* * *
Sakın ha, devletimizin kurumlarını yıpratmayalım, ezberlerimizi bozmayalım, yeni icatlar çıkarmayalım. Milletimizin gücü, her sorunun üstesinden gelmeye yeterlidir.
* * *
İskenderiye ile İskenderun’a da adını armağan etmiş olan, Aristo’nun öğrencisi Büyük İskender, bundan 2300 yıl önce ordusuna:
- Yabancılarla evlenin, emrini vermişti.
Bu emri neden vermişti acaba?
* * *
Dağlarda kar fırtınasına yakalanarak yollarını kaybeden çobanlar, gocuklarının yakasını kaldırarak, tipiye karşı yan yan yürümeye çalışırken, bir ayak iziyle karşılaşır ve sevinirlermiş.
* * *
Dağlardaki kar fırtınasında yollarını kaybeden çobanların, tipiye karşı yan yan yürürken, bir ayak iziyle karşılaşmaları ve sevinmeleri, ayak izleri çoğaldıkça artarmış.
* * *
Çobanlar, yollarını bulduklarını sanarak; gitgide çoğalan ayak izlerinin peşinden gitmeye uğraşırken; kendilerine ait ayak izlerinin çemberi üstünde dolaştıklarını fark etmez ve sonunda da donarak ölürlermiş.
* * *
Besbelli ki Büyük İskender, aynı “kısır döngü”nün içinde kapanılıp kalınmaması için vermişti o emri ordusuna:
- Yabancılarla evlenin!
* * *
Küreselleşme süreci, aynı zamanda evrensel bir burjuvalaşma süreci...
Köylü ağırlıklı yoksul kul yığınlarının, kendi koşullanmaları içine hapsedildiği “kısır döngü”ler, kanlı iç çatışmalarla kırılma depremlerini yaşıyor.
* * *
Faslı kadıncağız, 16 yıldır görmediği annesini çok özlemiş ama, gidip annesini görmesine eşi izin vermiyor.
* * *
Eniştem Dr. Ercan Alpagut, geçireceği yeni bir ameliyat için, hastaneye yatmaya hazırlanıyor.
* * *
Torunum Sanem ile eşi İbrahim’in yavrusu Leyla’cığın, henüz ne yaz tatillerinden haberi var, ne de MGK bildirisinden...
* * *
Bendenize de, Adalar’a doğru bakarken, İsmail Dümbüllü’nün altında yattığı taştaki bir satır görünüyor ufuklardan:
“Dünya bir penceredir, her gelen bakarak geçip gider”
Yaşam / Yazar Yazısı
‘Savaş alanına döndü’ benzetmeleri sıklaşırken...
03 Temmuz 2009
Yazarın Diğer Yazıları
- Çat burada çat kapı ar...
- Karşılıklı koşturarak ...
- Af...
- Geleneksel yumurta tok...
- Hem minareyi çalanın k...
- Çevir kazı yanmasın, k...
- Çakmak...
- Sık sık kollar sıvanıy...
- “Densiz”likle “dengesi...
- Adeta, rahvan, tırıs,...
- Hiç
- Turnayı gözünden vuran...
- Yumruk
- Yasaların tasası, tasa...
- Elim elin üstünde, ter...
- Masasız bir bilardo
- “Hepimiz bir yerlerdey...
- Yaşamak öve söve; kimi...
- Naneler...
- Davulun sesi...
Diğer Yazarlar
Taha AkyolŞerif Mardin’le iftar sohbeti
Aslı AydıntaşbaşAdil Gür: Referandum Cumhurbaşkanlığı provası
Mehveş EvinKöyümüzü özgürlüğümüzü istiyoruz
Kadri Gürsel‘Yetmez ama evet’ ne demektir?
Semih İdizABD Türkiye için hâlâ önemli mi?
Fatoş KarahasanAK Parti Amerikan usulü seçim kampanyası yapıyor
Devrim SevimayBarış için, siyasi kavgayı bitirelim
Yaman TörünerTarihteki en büyük yalanlar
Prof. Dr. E. Murat TuzcuÇikolata kalbin dostu
Rıza TürmenNasıl bir yargı istiyoruz?
Güngör UrasReferandum şekeri bunlar
Yazarlarda ara
Foto Galeri
En yeni fotoğraf galerileri ...

