Yaşam / Yazar Yazısı
Hasan Pulur Olaylar ve İnsanlarh.pulur@milliyet.com.tr

İnsan manzaraları

03 Temmuz 2009

BUGÜNLERİN tarihini kim yazacak?    Elbette tarihçiler...
Peki, bu tarihin insanlarını kim yazacak?
İnsan olmasa tarih olur mu?
Tarihte sadece darbeler mi, seçimler mi, Milli Güvenlik Kurulu toplantıları mı, her gün gazetelerde okuduğumuz, televizyonlarda seyrettiğimiz olaylar mı olacak?
Ya bunların dışındaki insanlar, olaylar?
Bunları kim yazacak?
Valiler yazacak, kaymakamlar yazacak, hâkimler, savcılar, doktorlar, polisler yazacak, askerler yazacak, mimarlar, mühendisler, gazeteciler yazacak?
Nerede yazacaklar?
Anılarında; çok az da olsa yazmaya başladılar.
*   *   *
MUSTAFA PEÇEN, “Bir Cumhuriyet Savcısının Gözüyle Anadolu”‘yu yazmış, “Ahlat Unundan Ekmek” diyerek... (x)
Mustafa Peçen, 1956 yılında Konya’nın Hadim ilçesine atanmış, neredeyse, günü gününe not tutmuş, anlattıkları ilginç olaylar ve olayların içindeki insanlar.
*   *   *
BİR orman köyünde dumandan iki kişi zehirlenmiş, ölmüş; savcı köye gitmiş, olayın geçtiği köy evi öylesine yoksul ki, bacası bile tahtadan yapılmış...
Savcı anlatıyor:
“Evi incelerken salonun bir duvarının dibinde, yere yatay olarak uzatılmış 40 cm kadar çapında, yaklaşık üç metre kadar boyunda ve üzerinde sıra ile 4 veya 7 tane insan kafası konabilecek büyüklükte kentik bulunan yağlı ve adeta siyah renk almış durumda bir büyük direk gördüm. Bunun ne olduğunu sorduğumda, gayet rahatlıkla yastık olduğunu söylediler ve anlattılar. Geceleri soğuktan korunmak için ocağa kütükleri atarlar ve ayaklarını ocak tarafına gelecek şekilde yastık dedikleri direğe uzatıp, aile fertlerinin her biri kafasını direkteki bir oyuğa koyarak uyurlarmış. İşte böyle bir uyuma anında rüzgâr sebebiyle ocak bacasının çekmemesi üzerine karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu aile fertlerinden ikisi ölmüştü. Biz de bu işin tahkikatına gelmiştik. Tabii burada en büyük suçlu cehalet ve sefaletti.”
1950’li 1960’lı yıllarda Anadolu’da insanlar böyle yaşıyor ve Ankara’da demokrasi kavgası yapılıyordu; bitmeyen kavga, hâlâ sürüyor...
*   *   *
BİR muhtar evliyken, yeniden evlenmek istiyor.
Nasıl olacak?
Eee, muhtar bu, devletin mührü elinde, bir ölüm belgesi hazırlar, ihtiyar heyeti üyelerinin adlarını yazıp kendisi de mühürler, karısı ölmüştür!
Eee, ölenle ölünmez ya, ikinci defa evlenir, hem de resmi nikâh kıyarak...
Aradan yıllar geçer, bir miras davası yüzünden ilk kadın mahkemeye gider, hâkim şaşırır:
“Hanım sen ölmüşsün!”
Muhtarın foyası meydana çıkar, ikinci nikâhın iptali için dava açılır. Muhtar bu defa, nüfus kaydında öldürdüğü ilk karısından boşanmak için dava açar.
Sonra ne olur?
Dava zamanaşımına girer, muhtar ceza almadan kurtarır.
Nâzım Hikmet “Memleketimden İnsan Manzaraları”nı boşuna mı yazmıştır?
—————
(x) Ezgi Kitabevi

Siz de reklam vermek ister misiniz?
Yazarlarda ara
  • ara
Foto Galeri
En yeni fotoğraf galerileri ...