YİNE sallamaya başladılar İzmir’e. Durup durup yükleniyorlar. Kategorize etmeye, etiketlemeye, genellemeye, büyük laflar etmeye bayılıyorlar. Etiketlenmeyi hak ediyorlar. Yeni yetme liberal kalemler de denebilir bunlara, tahammülsüz demokratlar da.
Küresel kapitalizmin değerler sistemine öylesine körü körüne bağlanmışlar ki gelen her türlü itirazı yekten reddediyorlar. Hani hakikati yakalamış edasındalar.
Onlar gibi düşünmeyenler ya değişime kapalı, ya bilgisiz, ya faşist, ya şu ya bu. Onların savundukları kutsal, itiraz edenlerin dedikleri dikkate alınmaya değmez. Dinlemeye, görmeye, anlamaya niyeti olmayan özgürlükçü arkadaşlar bunlar.
Demokrat insanda bir bilgelik, bir olgunluk, bir hoşgörü hali olur değil mi? Bunlar öfkeli, hem de ne öfke. Liberal duruş belli bir hazmetme kapasitesi ister, öyle değil mi? Nerde?
Abartmayı, sebep-sonuç ilişkilerini çarpıtmayı, meseleleri basite indirgemeyi seviyorlar. Geçmişlerinde demokrasi uğruna ne gün, ne yapmışlar gerçekten merak ediyor insan.
Söyledikleri her şey yanlış mı? Elbette hayır. Evet, İzmir’in kafası karışık. Çözemediği sorunları, aşamadığı bariyerleri var. Zaman zaman şaşırtan, kaygı veren refleksleri var.
Ama İzmir üç küsur milyon nüfusu olan, sıkı göç almış bir liman kenti. Hani bu kenti kategorize ederken insan on kere düşünür. Araştırır, bilimsel olmaya çalışır, iddialı laflar ederken özen gösterir.
Bunların kullandıkları dil öyle rahatsız edici ki, öyle küstah ki doğru olduklarında bile yanlış görünüyorlar. Kutuplaşmayı seviyorlar. Karşılarındaki İzmir’i mükemmel, hatasız gören anlayışı hem besliyorlar, hem de onlardan besleniyorlar. Ülkedeki gerginliklerin test alanı mı burası?
Neyse ki geçen ay “Değişen İzmir’i Anlamak” isimli yeni bir kitap çıktı, birazcık sakinleştirici, birazcık da zihin açıcı etki yapabilir! Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi doktora öğrencileri Deniz Yıldırım ve Evren Haspolat’ın derlediği ve içinde 20 yazarın İzmir’le ilgili makalelerin olduğu bir araştırma kitabı bu.
Sevgili Gamze Kutlukaya’nın kitabın yaratıcıları ile yaptığı röportaj İzmir Life Dergisi’nin mayıs sayısında yayınlanacak. Bu röportajdaki tespitler İzmir’i köşe yazarlarının sığlığından kurtarıp daha bilimsel ve daha derin bir tartışma zeminine oturtacak diye umuyorum.
Kitap, İzmir’de son yıllarda yaşanan değişimi ekonomik, siyasal ve sosyolojik açıdan inceliyor. Önemli ve yerinde bir kabulü var kitabın: İzmir’in duruşu sadece yaşam biçimi kaygısı üzerinden açıklanamaz, konuya daha geniş bakmak gerekir.
Emeği geçenleri, katkıda bulunanları kutlamak gerek. Bilimsel perspektif sevindirici, herkesin ihtiyacı vardı, bundan sonra da olacak. Yüzeyselliği bilimsellikle hizaya getirmek önemli. Yoksa ortalık köşeyi kapmış olanın görme ve kavrama becerisine kalıyor ki işin o kısmı çok vahim.
Kitabın zamanlaması da mükemmel. Saldıranlara da, İzmir’i kayıtsız-şartsız savunanlara da bir mola yerine geçecektir bu kitap. Bir durup düşüneceklerdir savundukları düşünceleri. Tabii okumaya, incelemeye değer bulurlarsa. Hani bazıları zaten neyin ne olduğunu çok iyi biliyor ya!
Kitapla ilgili Deniz Yıldırım’ın şu cümlesi sadece İzmir için değil ülke için hayati önemde bir ipucu:
“İzmirli, Cumhuriyet’e sahip çıkıyor belki, ama yanı başındaki Cumhuriyet kurumu olan Çiğli Tekel’de işinden edilen Muşlu Kürt işçinin TEKEL direnişiyle bütünleşmeyen “bir siyasal ve ekonomik programla” hiç bir çıkış örgütleyemeyeceğinin farkında değil.”
Evren Haspolat da ekliyor:
“... Bırakalım bu “modern İzmir, faşist İzmir” kutuplaşmasını, bu değişimlerden nasıl bir kucaklayıcı çıkış örgütlenir oralara bakalım.”
İzmir böyle cevaplar verebilmeli bu dünyaya...
Bul

Bir Bahar Akşamı daha / Rastlaştık Aliağa'da / Eridi Güneş Koyda / Akşam Olunca