En mantıklı ve rasyonel halimizle düşündüğümüzde problemlerimizi çözmek için bir an evvel harekete geçmenin en doğru şey olduğunu saptayabiliriz. Çoğu zaman, başkalarının problemlerinden bahsederken de bir an evvel harekete geçilmesi gerektiğini savunuruz.

Oysa kendimiz için ve bir duygusal problem söz konusu olduğunda, bunu nadiren yapabiliriz. Çünkü adı üstünde mesele duygusaldır. Zihnimizin problem çözme ile ilgili kısımlarından ziyade duygusal prosesleme kısımları aktiftir. Rasyonel ve eylem odaklı olmaktan çok, duyguları hissetmeye odaklıyızdır.

Böyle durumlarda hem kendimiz hem de başkaları tarafından sıklıkla yargılanırız. ‘Sence de artık zamanı gelmedi mi?’ ya da ‘Artık kendine bunu yapma’ veya ‘Her seferinde aynı şey oluyor hadi artık bir şey yap!’ şeklinde cümlelerle karşılaşmak çok beklendiktir.

Herkesin beklentisi, problemin ne olduğunu tanımlamış, bunun olası çözüm yollarını belirlemiş ve bu çözüm yollarını hayata geçirmeye başlamış, aklı başında, rasyonel bir birey görmektir. Çoğunlukla kişinin kendisinden beklentisi de bu yöndedir.

Oysa insan, doğası gereği irrasyoneldir. İnsanlık tarihine isimlerini yazdırmış nice dahi, filozof, düşünür, aydın da irrasyoneldir. İnsan denen canlıdan bu denli bir rasyonellik beklemek de aslında son derece irrasyoneldir.

İnsan denen canlıdan şunları beklemek daha makuldur:

·      Zorlandığı şeyin tam olarak ne olduğunu bulamaması

·      Beklediği sonucu vermese de, yapmayı en iyi bildiği şey o olduğu için, tekrar tekrar aynı olumsuz şeyi yapması

·      Sorunlarını görmezden gelmesi

·      Sorunlarından kaçınması

·      Sorunlarını inkar etmesi

·      Sorunlarını başka bir şeymiş gibi görmesi ya da göstermesi

·      Sorunlarını çözmeye nereden başlayacağını bulamaması

·      Yaşadığı zorluklar karşısında yorgun ve tükenmiş hissetmesi

·      Yorgun ve tükenmiş hissettikçe sorunlarını daha da görmezden gelmesi

·      İşin içinden çıkamadıkça kendini suçlaması, kendini suçladıkça motivasyonunu hepten kaybetmesi

Sizin için de geçerli bunlar öyle değil mi? Kendiniz ya da etrafınızdakiler tarafından suçlansanız, eleştirilseniz, yargılansanız da, gerçekler bunlar.

Peki bu gerçekler nasıl aşılır? İşte sürecin birkaç adımı:

1.     Yaşanılan zorluklar çoğunlukla pek çok şeyle yüzleşmeyi gerektirir ve bunu yapmaya karar vermek de yapmak da pek kolay değildir. Pek çok insanın yüzleşmesi gerektiği gerçeğiyle yüzleşmesi için zamana ihtiyacı vardır. Bu zamanı kendinize verdiğinizde, çoğunlukla kendiniz için iyi olanı seçme motivasyonuna ulaşırsınız.

2.     Anlaşıldığınızı hissetmek olmazsa olmazdır. Birileri (yakınlarınız, sevdikleriniz ya da bir terapist) tarafından duyulduğunuzu, anlaşıldığınızı hissettiğiniz zaman değişimin önü açılır. Artık savunma pozisyonunda kalmak zorunda kalmazsınız. Savunmak zorunda hissetmedikçe sorunlarınıza tutunmazsınız.

3.     Olağanüstü durumlar, olağanüstü yöntemler doğurur. Krizler fırsat yaratır. Bazen işler çok kötü sarpa sarar ve ancak o kadar sarpa sardığı zaman değişim için adım atılır. Bir diğer değişle dibe vurulur, gidecek yer kalmayınca yukarı çıkılır.

4.     İlham verici deneyimler zihinde bir berraklık yaratabilir. Bu herkes için değişebilir. Ama bir söz, bir an, bir deneyim size ‘bir dakika...’ dedirtebilir. O bir dakika, size davranışlarınızın ardındaki motivasyonlarınızı, duygularınızın kökenlerini, düşüncelerinizin kaynaklarını fark ettirebilir.

5.     Farkındalık genellikle bulaşıcı ve yayılmacıdır. Bir kere ortaya çıktı mı çoğunlukla gerisi gelir. Bu farkındalıkla bir şey yapmak lazım dedirtebilir.

6.     Zihninizde, duygularınızda, hatta bedeninizde bir canlanma ve hareketlenme hissetmeye başlayabilirsiniz. Artık dışardan baskıcı bir ‘hadi’ yerine, içerden heyecanlı bir ‘hadi’ duymaya başlarsınız. Onu dinlemek genelde iyi bir fikirdir.

7.     Deneme yanılma ve keşif süreci başlayabilir. Bu sefer de şöyle deneyeyim diyebilirsiniz. Bu denemelerin sonuçlarını değerlendirirsiniz. Kendinize yeni şeyler deneme ve denediklerinizden yeni şeyler öğrenme fırsatı verirsiniz. Bunlar, değişimin ta kendisidir.

Bunlara değişim yolunda 7 adım diye bakmak mümkün. En unutmamak gereken ise, bu yolda yalnız yürümek zorunda olmadığınız.

Bir sonraki rasyonel olmanız beklentisi karşısında bu 7 adımı hatırlayın. Hiçbirinin salt mantıktan kaynaklanmadığını fark edin. Neresinde olabileceğinizi düşünün. Bir sonraki adımınızın ne olabileceğini hayal edin. Değişimin sırrının mantıkta değil de hayal gücünde saklı olduğunu iddia etmek pek ala mümkün.