“Polis Akademisi Alaturka” eğlenceyi ön plana alan, dramatik sahnelerden kaçınan,  seyirciyi tek bir noktaya yönlendiren, karakterlerin kendilerini göstermelerine izin veren bir skeç-film sanki… Akademinin ya da okulun eğlencelisi olur mu demeyin, oluyor işte! Kendilerini çerçeveye sığdırmaya çalışan karakterler, zaman zaman aksiyon yaşıyorlar, zaman zaman da tehlikeli anların kurbanı oluyorlar. Bunun sebebi de disipline takmış bir müdür muavininin, kök söktürmesi… Bu size tanıdık geldi mi?

Salı günü galası yapılan “Polis Akademisi Alaturka” 30 Ocak Cuma günü vizyona girmesi gerekirken, son anda çıkan bir sorun nedeniyle vizyon tarihi ertelendi. Sebebi ne derseniz hemen izah edelim:  Dcp (Digital Cinema Projection) kopyalarında çıkan teknik sorunlardan dolayı ertelenmiş, pek inandırıcı değil ama neyse... Sanki son dakika golü atıldı! Hiç mi kontrol eden olmadı? Bu nasıl bir saçmalıktır? Türkiye’de zaten işler hep son ana kalır ve aniden bir terslik çıkıverir, işte o zaman tüm tadınız kaçar, buz gibi soğursunuz filmden de…

Kontrol etme mekanizmamız gelişmediği için, bu tarz sıkıntıların yaşanması çok normal! Hani sinema salonlarında yer sıkıntısı olsa makul olurdu, ama tarih vermeden ertelemek, nasıl bir mantalitedir anlamadık gitti. Bir de Cuma vizyona girecek filmin, teknik sorunu olduğunu Perşembe günü öğreniyor oluşumuz da bir hayli şüpheli. Sanki altında başka nedenler var. Bu hafta gösterime giren çok film olduğu için, sanırız geri çekmek istediler, teknik arızası da işin bahanesi.

KOMEDİ VE EROTİZM İÇ İÇE

Neyse geçelim filmin okumasına… 1984 yapımı ABD yapımı “Police Academy” (Polis Akademisi) filminin yerli versiyonu olan “Polis Akademisi Alaturka”, “komedi ve erotizmi birleştirerek, erkek izleyiciyi tahrik etmeye yönelen biraz sulu zırtlak, biraz da eğlenceli bir komedi… Ama kesinlikle “Recep İvedik” gibi değil! Hikâyeye eklemlenmiş olan bazı ince espriler gerçekten seyirciyi güldürüyor, ama ne yazık ki erotizm bu ince esprilerin gölgede kalmasına neden oluyor, gözleri pörtlemiş bir halde perdeye yapışan erkek izleyiciler, çıplak vücütları seyrediyorlar. Tam bir erkek filmi olmuş!

Keşke bu kadar karanlık olmasa ama daha da karartacağız şimdi filmi… Film, “Hababam Sınıfı” mantığından yola çıkarak, ona ait argümanları hikâyede eritiyor ve o eriyen argümanlar üzerine yepyeni bir sistem inşa ediyor. Alt metinlerde ve alt sahnelerde, özellikle “Hababam Sınıfı Merhaba”dan benzerlikler bulacağınız film, ‘haylaz öğrencileri eğitme, ya da adam etme’ fikrinden yola çıkarak, onları bir okula yönlendiriyor, bu okul da Polis Akademisi. Hababam Sınıfındaki okul,  burada Polis Akademisi oluyor.

BETON HAŞMET İLE DELİ BEDRİ 

Daha net bir açıklamayla; “Hababam Sınıfı Merhaba”daki okul müdürü Deli Bedri yerine, hikâyeye Beton Haşmet karakteri yerleştirilmiş. Her iki karakteri de Mehmet Ali Erbil canlandırmasından belli değil miydi zaten? Şimdi bunu değişik bir açıyla daha yorumlayalım. Mahmut Hoca karakterinin replikaları olan bu iki karakter birbiri arasında paslaşıyorlar sanki…

En çok takıldığımız nokta ise şu: “Hababam Sınıfı Merhabadaki Deli Bedri’nin oğlu Hababam Sınıfı’nın öğrencisiydi, buradaki Beton Haşmet’in kızı da Polis Akademisi öğrencisi…  Daha bunun gibi çok ortak nokta var. Örnek: kaçış sahnesi, Beton Haşmet’in kızının öğrencilerden birine âşık olması, yemekhane sahnesi, öğrencilerin haşarılıkları ve özellikle filmin finali. En enteresanı ise Haşmet karakterine Beton lakabının takılmış oluşu… Harbiden de beton kadar sert!

MİCHAEL JACKSON TAKLİDİ

Başka filmlerden de bazı esinlenmeler mevcut, ama Hababam Sınıfında olduğu kadar değil. Yalnız Hababam Sınıfından tek bir farkı var, o da şu: dramatik sahneler ile komedi yer değiştirmiş bu sefer. Sakar polisleri hikâyenin tepe noktasına oturtan yönetmen, Hababam Sınıfı öğrencilerine atıfta bulunarak, onlarla iletişim kurmaya çalışıyor. Komedinin dozunun her saniye arttığı film, komik olmak için çabalıyor, gerçekten çok yerli yerinde espriler var ve o espriler film boyunca sıkılmamıza olanak vermiyor. Esprilerin kalitesi nasıl derseniz? Kaliteli olduğu aşikâr, ama filmin içeriği konusunda aynı şeyi söyleyemiyoruz. Her şey sadece eğlenceden ve erotizmden ibaretti demek istemediğimiz için, elle tutulur taraflarını bulmaya çalışıyoruz.

Örneğin; Michael Jackson’ı taklit eden karakterin hikâye için önemi büyük diyebiliriz, işte filmin elle tutulur taraflarından biri de bu! Karakterlerin çoğu hikâyeye cuk oturmuşlar, oyunculuklar da ona keza… Karakterlerden bahsetmişken, önemli bir yere değinelim. Filmde sürekli bayan olduğu için şikâyet eden, erkeksi bayan karakter, sizce hangi filmin karakterini andırıyor? Hababam Sınıfı Merhabadaki Kız İsmail…

SABA TÜMER’İN GÜLÜŞÜNÜ MÜ ÖZLEDİNİZ?

Filmin en ilginç tarafı senaryonun içine yedirilen Saba Tümer’in kişisel gelişim ve pozitif psikoloji üzerine Beton Haşmet’le konuştuğu sahne… Günümüzün trendlerinden birinin bu şekilde filme konu oluşu, piyasadaki trendlerin iyi takip edildiğinin önemli bir göstergesi. Neticede film olduğu için olayı da biraz ti’ye almak gerek öyle değil mi? Karşımızda ciddi bir film olmadığı için bu şekilde kurgulanışı filmin konseptine uymuş. Gerçi Saba Tümer’in meşhur kahkahasını da pek özlemiştik! Tümer yine kahkahasını parlatıverdi. Peki, ya Yolantha Cabou’nun Türkçe’yi katledip komik bir aksanla konuşmasına ne demeli? Perdede çok sırıtmıyor, bilakis bizi güldürüyor, tabi bunu biz güldürmek için yapmıyor, ama aksanına gülmemek elde değil.

‘GİRİŞ VAR ÇIKIŞ YOK’

Genel itibariyle; ‘Giriş var çıkış yok’ diye tabir ettiğimiz “Polis Akademisi Alaturka”, tüm kaçık tipleri bir okula hapsederek, onların hiç görmediğimiz yönlerini görmemize vesile oluyor. Aslında okulda adam olmaya çalışmıyorlar, tam tersine türlü türlü numaralarını sergiliyorlar. Bunu bir nevi yetenek yarışmasına katılanların şovu gibi düşünebiliriz, her birinde ayrı yetenek var ama hepsi çılgınlar. Özleri nasıl diye soracak olursanız, yanıtlayalım: özleri iyi, içlerinde kötülük yok, ancak yaşamlarındaki sorunlar onlara canavar misali saldırıyor ve onları durdurmak için çılgınlıkları ön plana çıkıyor.

Sonuç? “Polis Akademisi Alaturka” bildiğimiz bir hikâyeyi evirip çevirip anlatan ve bunun da ötesinde detayları kolayca tahmin edebilmemize imkân tanıyan, çerezlik bir film. Bir şeyler yapmak için yola çıktıkları belli, ama ne yapmak istedikleri belli değil. Film; Polis Akademisinden ziyade “Yetenek Sizsiniz” yarışmasını andırıyor sanki… Böyle Polis Akademisi gördünüz mü hiç? Polis Akademisi yerine daha farklı bir konsept bulunabilirdi. Ülkemizdeki Polisler bu filmi izlerlerse, tepki verebilirler, inşallah bu düşüncemiz gerçekleşmez.

Not: Filmin vizyon tarihi belli değil ama filmi izlediğimiz için yazmak istedim şimdiden.