Yazarlar
10.07.2014 - 02:30

Demirtaş: AKP’yle pazarlık yok

Sitene Ekle
kgursel@milliyet.com.tr  |  Kadri Gürsel kgursel@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş dün İstanbul’da gazetecilerle düzenlediği sohbet toplantısında partisinin cumhurbaşkanlığı seçimine bakışını ve beklentilerini şöyle özetledi:
“Bütün ezilen kesimlerin temsilini ortak bir noktada ve yeni bir gelecek vizyonuyla buluşturma imkanı ilk defa belirdi. Biz muhalif güçlerin bir blok olarak ortaya çıkacağı bir hat istiyoruz ve bu seçimlerde bunu yaratmak istiyoruz. Kürtlerin ezilen ötesi bir statüsü vardı; şimdi tanınan kimlikleriyle birlikte ezilen ötesi olmaktan çıkıp ezilenler kategorisinde olduk. Bu, (diğer ezilenlerle) ortak paydamızdır.”
Bu, ilkesel planda meşru, ahlaklı ve desteklenmeyi hak eden, birleştirici bir vizyondur.
Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçimine bakışı, HDP’nin kuruluş amacıyla örtüşüyor: Ülkenin doğusu ile batısı arasında ilerici ve demokrat ittifak zeminleri oluşturmak ve bir araya gelmek...
Kürt hareketi açısından erişilmesi mümkün bir hedef; ama o kadar da kolay değil.
Nedeni de Kürt hareketinin öncelikle “İmralı” kanalından iktidarla angaje olduğu sürecin batıda yarattığı bazı komplikasyonlar ve algı sorunları...
Süreç söz konusu olunca denkleme Erdoğan ve AKP giriyor. Demirtaş’ın dünkü toplantıda da vurguladığı gibi bu, baskıcı bir güce dönüşme ve otoriterleşme eğilimi içindeki bir AKP... O zaman bu AKP’ye karşı ülkenin batısıyla doğusunu birleştiren, etkin bir ilerici ve demokrat muhalefet yürütme gereği ortaya çıkıyor.  
Sorun işte tam bu noktada düğümleniyor. Bu bir çelişkiler yumağı: Bir yanda Kürt sorununu çözme iddiasında olup, bu iddianın karakterine zıt, baskıcı ve otoriter eğilimler içindeki bir AKP var. Diğer yanda da çözümün siyasi tarafı olup, iktidardaki muhatabı AKP’nin bu bakımdan alternatifinin bulunmadığını bilen bir HDP. Ve bu HDP, çözüm ortağı AKP’ye karşı bihakkın, etkin ve güçlü biçimde muhalefet yürütme iddiasında... Kürt hareketi, HDP projesinin başarıya ulaşmasını istiyorsa, Kürt sorununa barışçı çözüm ve demokratikleşmeden yana ve fakat Erdoğan AKP’sine de muhalif sol ve demokrat kesimleri, AKP’ye muhalefetinde rezervleri bulunmadığına en kapsayıcı biçimde ikna etmelidir.
Bu muhalefet, elbette ki Demirtaş’ın dün CHP’ninkini tanımlarken ifade ettiği gibi “Kuru ve sığ bir AKP ve Erdoğan karşıtlığı” olmamalı... Ama HDP muhalefet etmeye harcadığı zaman ve enerjinin büyük bölümünü iktidara değil de muhalefete muhalefet etmeye ayırırsa, bu partinin “AKP gündemi” hakkında batıdaki geniş kesimleri ikna gücü azalır.
Diğer taraftan HDP’nin CHP’deki İhsanoğlu tercihinden rahatsız sol ve sosyal demokrat seçmeni Demirtaş’ı desteklemeye ikna etmek için yürüttüğü siyasi faaliyet gayet normal karşılanmalıdır.
İşte tüm bu bakımlardan Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçimi ve “çözüm süreci”ne dair dün söylediklerini dikkatle not aldım.
Demirtaş’ın Kürt sorununa çözüm ve barış sürecinin geleceği ile cumhurbaşkanının kim olacağı arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını vurgulaması oy tercihleri açısından önemliydi. Aktarıyorum:
“Asla AKP’yle pazarlık ilişkimiz yok ve olmayacak. (...) Köşke kim çıkarsa çıksın süreç kesintiye uğramayacak, görüşmeler sürecektir. Bir defa çözüm sürecini cumhurbaşkanı yürütmüyor; yeni bir iktidar seçimi yapılmıyor. Erdoğan ‘Daha aktif bir cumhurbaşkanı olacağım’ diyor; İhsanoğlu ‘Anayasaya bağlıyım’ diyor; biz ‘Yeni bir anayasa’ diyoruz. Bu üçü de süreci bitirecek bir konumlanma değil. Şimdi parlamentonun onaylayacağı bir yasa geliyor. Bu yasa çıktığında süreci hiçbir cumhurbaşkanı tıkayamaz.”
Demirtaş, “İlk turda kimsenin yüzde 51 alacağını düşünmüyorum” dedi ve kendisinin ikinci tura kalamaması halinde seçmenlerini adaylardan birini desteklemeye davet etmeyeceklerini ima etti.

Yazarlarda Ara
Bul
Bir ülkede hükümdarın yada padişahın egemen olması ne demektir?
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.