Travmatik bir durum yaşayan kişi, olay sonrasında depresyona girebiliyor. Ani kayıplar, trafik kazaları,ya da ani beklenmedik bir takım acı olaylar ( boşanmalar, işten kovulmalar, maddi çöküşler...) Ancak bunun dışında kendi kendini depresyona sürükleyenler de olabiliyor. Tabii ki kişi bu durumu farkında olmadan yaratıyor. Nasıl mı? İşte bir kaç örnek:

- Çok rutin ve kısıtlı bir hayat yaşayarak, hep aynı şeyleri yaparak kişi yaşam alanını daraltırken bir yandan da zihnini daraltıp, tembelleştirebiliyor.

- Başkalarını ve olayları suçlayarak, kendini kurban olarak görmek.

- Kendini çaresiz ve yetersiz bulmak.

- Olumsuz olayları, hataları özgüven kaybı olarak almak.

- Hayatın ve insanların sürekli ona haksızlık yaptığına inanarak öfkelenip, agresifleşmek.

- Korkularından korku doğurmak, felaket senaryoları üreterek rasyonel olmayan bir dünyada yaşamak.

- Kendi kendine olumsuz diyaloglara girmek. "Deliricem, çıldırıcam, depresyondayım, bunalımdayım, battım, bittim, anksiyetem var..." gibi kendi kendine ağır teşhisler koyup duygularla özdeşleşmek.

Aslında bu gibi durumları yaşayan kişi, bakış açısını değiştirerek, kendine ve hayata farklı anlamlar yükleyip güçlenebilir. Harekete geçip, kendini toplayabilir. Bir zamanlar yukarıdaki örneklerde yazdığım gibi düşünen ama şimdi bambaşka gözlerle hayata bakan, gücüne güç katmış insanlar var. Kendileriyle barıştılar, kendi hayatlarının kontrolünün kendi ellerinde olduğunu fark edip, direksiyonun başına geçtiler. Özgüvenlerini artırıp, farkındalıklarını yükselttiler. Bunu nasıl mı yaptılar? Kendilerine vakit ayırarak, güzel bir hayat yaşamak için kendilerine yatırım yaparak, emek harcayarak.

Halinden şikâyet eden, "artık böyle olmak istemiyorum, değişmek, pozitif olmak, kendime güvenmek istiyorum ama hemen olmuyor, çok zor" diyen ve sabırla güçlenmek için çalışmaya hevesli olmayan, bedavadan bir sihirli değneğin gelip onlara dokunmasını bekleyen insanlara hep şunu söylüyorum: "Değnek de sensin, sihir de... Bundan sonraki hayatını şu halinden daha iyi yaşamak istiyorsan kendine yatırım yapacaksın, emek harcayacaksın. Sen buna değersin."

Nereden mi başlamalı? Okuyarak, pozitif insanlarla arkadaşlık ederek, seminerlere, grup çalışmalarına, seanslara katılarak. Gücünüz, imkanlarınız neye yetiyorsa onlarla doldurun vaktinizi. Ama mutlaka ve sürekli kişisel gelişim ve sağlıkla ilgili kitapları, makaleleri okuyun. Yalnız kaldığınızda olumsuz düşüncelere, korku senaryolarına dalmak yerine, arkadaşlarınıza şikâyette bulunmak, dert yanmak yerine okuyun. Kitaplar sizin dostunuz, can yoldaşınız, geleceğiniz, vizyonunuz olur.

En başta kendinizi ve duygu durumunuzu ifade ettiğiniz ağır kelimeler varsa onları da değiştirmeyi unutmayın... :)

"Deliricem, bittim, patladım..." gibi ifadelerin yerine "kendimi iyi hissetmiyorum, biraz sıkıldım ama birazdan iyi olurum" gibi daha iyi ifadeler kullanın. :) Eskiler "bir insana kırk kere deli dersen deli olur'' diye boşuna dememişler... :)

Öyle ya da böyle bir emek harcarız, mutsuzluk da mutluluk da bir çaba ister. Zamanınızı ne için harcamak istiyorsunuz karar sizin. Eğer cevabınız ''mutluluk için'' ise son kitabım ''MUTLULUK ARZUSU'' sizleri kitapçılarda bekliyor. Bu kiapla evinize sohbete gelerek sizi kendi içinizde bir keşfe davet ediyorum, ve kullanabileceğiniz kolay teknikler sunuyorum... Bakın mutluluk size nasıl sesleniyor;

'' Mutlu olmak için neye ihtiyacın var sorusuna ''kendime'' diyecek kadarcesursan bu kitapla sana geldim. Şu an elindeyim, ilk sayfayı çevirdiğinde aklında olacağım, son sayfayı çevirdiğinde kalbinde olacağım. Beni BUL ! '' İmza ; MUTLULUK :)

Çocukken en çok sevdiğimiz oyunlardan biri saklambaçtır. En keyifli yeri de saklananı bulduğumuz sobeleme anıdır. Kendi mutluluğunuzu sobelemeniz dileğimle :)

Sevgi ve sağlıkla ilerleyin...

Arzu Bıyıklıoğlu

NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu 

www.arzubiyiklioglu.com