Derin uzayın açıklanamayan 12 gizemi

Uzayda hava ve canlılara dair hiçbir şey yok. Uzayda sürekli batma hissi yaşanıyor. Ucu bucağı olmayan karanlık boşluğun açıklanamayan fenomenleri de var. İşte derin uzayın hala açıklanamamış sırlarından bazıları...

Derin uzayın açıklanamayan 12 gizemi

1. 1991 VG

ABD'li gök bilimci James Scotti 1991 yılında gökyüzünde ilginç bir şey fark etti. İlk gözlemlerini kontrol eden Scotti, gördüğü ilginç cismin tekrar nerede ortaya çıkacağını tespit etti ve teleskobunu o yöne doğru çevirdi. Standart varsayımlarla yaptığı hesaplamaların sonucu yanlış gibi görünüyordu. Scotti'nin keşfettiği şey her neyse, hız ve yön olarak bilinen hiçbir gök cismine benzemiyordu. 

Scotti daha sonra tesadüfen cismi tekrar gördü. Tuhaf cismin Güneş'in etrafında daireler çizdiğini fark etti. Dünya'nın ve Güneş'in yer çekim sebebiyle sürekli yörüngesinden sapıyordu. 

Scotti'nin gördüğü cismin mantıklı tek açıklaması, Soğuk Savaş Dönemi sırasında uzaya gönderilmesi muhtemel bir uydu olması. Fakat tuhaf cismin Dünya'ya bir önceki yakınlaşma tarihinin 1973 yılı olduğu saptandı. Bu saptamaya göre cismin, Soğuk Savaş Dönemi'nden kalma ihtimali olan bir uydu ya da uzay aracı olma olasılığı yoktu.

Scotti'nin ne bulduğu bugün bile bilinmiyor.

2. Turist kara delik

2. Turist kara delik

Kara delikler, uzayda karşılaşmak isteyeceğiniz son şeylerdir. Etrafındaki her şeyi içine çeken kara deliklerin en tuhafı ise, uzayda uçuyor gibi gezinen turist bir kara delik ve bu kara deliğin hareket halinde olma sebebi ise büyük bir sır.

2012 yılında NASA, kendi galaksisinden çıkan dev bir kara deliği tespit etti. Saatte birkaç milyon kilometre hızla hareket eden kara delik, Güneş'ten milyonlarca kat daha büyük kütleye sahipti.

Kara deliğin hareket halinde olmasını açıklayan birkaç teori var. Bunlardan biri şu: Merkezlerinde kara delik olan iki galaksinin birleşmesi sonucu kara delikler arasında dev bir savaş başladı. Bu savaşın sonucunda kara deliklerden biri ağırlık dalgası etkisiyle kaçmaya mahkum kaldı. 

Turist kara deliği açıklayan bir başka teori ise, üç farklı kara deliğin çarpışması sonucu en parlak olanının uzaklaşmaya başlaması... 

Mevcut veriler ağırlık dalgası teorisini desteklese de, henüz kanıtlanmış bir şey yok.

3. ASASSN-15lh

İnsanların tanık olabileceği en büyük patlamalar kuşkusuz süpernovalar. Süper parlak süpernova ASASSN-15lh, ilk olarak Haziran 2015'te tespit edildi. Elde edilen verilere göre ASASSN-15lh, 2.8 milyar ışık yılı uzaklıktaydı. Yani ASASSN-15lh süpernovası günümüzden 2.8 milyar yıl önce gerçekleşmişti.

ASASSN-15lh'yi özel kılan şey, bilim insanlarının süpernovayı açıklayamaması. ASASSN-15lh, ortalama süpernovalardan on kat daha parlak ve çok daha güçlüydü. ASASSN-15lh'ten yayılan ışığı inceleyen bilim insanları, normalde var olması gereken hidrojen maddesini bulamadı. Bu sebeple ASASSN-15lh için söylenebilecek en mantıklı açıklama, bunun bir nötron yıldızı türü olan magnetar olmasıydı.

Fakat yapılan incelemeler ASASSN-15lh'ten yayılan enerjinin, magnetar yıldızının oluşturacağından çok daha fazla olduğunu ortaya koydu. ASASSN-15lh patlamasının ardından aylar geçmesine rağmen Samanyolu Galaksisi'nden bile çok daha fazla enerji vermeye devam ediyordu.

Süpernova durumunda ilk önce çok parlak bir ışık yayılır ve ışık bir süre sonra zayıflamaya başlar. ASASSN-15lh için de durum böyle olsa da, yaydığı ultraviyole ışığında ciddi bir artış görüldü.

ASASSN-15lh, süpernovanın bilinen özelliklerini göstermiyordu. Bilim insanları ASASSN-15lh'yi bugün bile açıklayamıyor.

4. KIC 8462852

4. KIC 8462852

Güneş Sistemi dışında kalan gezegenler, yıldızların yaydığı ışığın miktarına göre tespit edilebiliyor. Yörüngedeki gezegen, yıldızının önünden geçtiği zaman yıldızın ışığı az da olsa zayıflar. Bu esnada gezegen tespiti yapılabilir. Dünya benzeri olduğu düşünülen gezegenler de bu şekilde keşfediliyor. Fakat teleskoplar bazen açıklaması son derece zor gözlemler de yapıyor.

KIC 8462852 yıldızı, Dünya'dan yaklaşık 1400 ışık yılı uzaklıkta yer alan Cygnus takımyıldızındadır. KIC 8462852 yıldızını diğerlerinden farklı kılan şey, verdiği ışığın gücünün zaman zaman yüzde 20 oranında azalmasıydı. Işığın gücünün azalması için yapılan açıklamalardan biri, yıldızın önünden geçen kuyruklu yıldız bulutuydu. Fakat daha ilginç teoriler de ortaya atıldı.

1960 yılında fizikçi Freeman Dyson, uzaylı medeniyetinin yıldızın etrafını bir küre şeklinde çevrelediğini ve bu sayede yıldızdan enerji toplayabildiğine dair bir teori ortaya attı ve bu teorinin adına Dyson Küresi adı verdi. Dyson Küresi teorisine göre yıldız sisteminin ana öğesi olan yıldızın etrafı, küre biçiminde bir ağ ile çevreleniyor ve yıldızın yaydığı enerji bu şekilde toplanabiliyordu. 

KIC 8462852 yıldızının da bir tür Dyson Küresi ile çevrelendiği olasılığı dillendirildi. Dyson Küresi'nin günümüz teknolojisi ile yapılması mümkün görünmüyor. Dyson Küresi gibi dev bir yapıyı inşa edebilen uzaylı medeniyeti bulunuyorsa biz insanlardan çok daha gelişmiş teknolojilere sahip olmaları gerekiyor.

5. Wow sinyali

5. Wow sinyali

1963'te Ohio Eyalet Üniversitesi, yıldızlardan yayılan geniş bantlı radyo dalgalarını dinleyebilmek için Big Ear radyo teleskobunu inşa etti. Teleskop 1973 yılında Dünya Dışı Zeki Yaşam Arama Programı SETI için kullanılmaya başlandı. 

Ağustos 1977'de gök bilimci Jerry Ehman, Big Ear'ın 1 gün önce yakaladığı sinyalleri kontrol ediyordu ve '6EQUJ5' harflerinin oluşturduğu ilginç bir sinyal tespit etti. Sagittarius takımyıldızından geldiği saptanan 1420 megahertzlik sinyal, 'Wow' sinyali olarak kayıtlara geçti.

Wow sinyalinin keşifinin ardından Ehman ve diğerleri benzer sinyalleri tekrar tekrar aradı fakat sinyal bir daha hiç ortaya çıkmadı.

6. Büyük Çekici

6. Büyük Çekici

Büyük Çekici saatte 2.2 milyon kilometre hızla hareket eden ve Samanyolu Galaksisi ve diğer galaksileri uzayın belli bir bölgesine çeken çok büyük kütleli bir yapı. Büyük Çekici'nin tam olarak ne olduğu ise henüz açıklanamamış derin uzay gizemi.

Büyük Çekici, uzayın Kaçınma Bölgesi adı verilen bir yerinde bulunuyor. Fakat ondan kaçmak imkansız. Büyük Çekici'nin bulunduğu alanda daha önce keşfedilmemiş galaksilerin varlığı saptandı. 

7. Karanlık Enerji

7. Karanlık Enerji

Hubble Uzay Teleskobu 1998'de evrenin geçmişe nazaran daha hızlı genişlediğini keşfetti. Keşfin ardından NASA ve bilim insanları, genişlemenin sebebini anlamaya çalıştı. Genişlemenin açıklaması olarak ortaya atılan teorilerden biri de, uzayı dolduran tuhaf bir enerji akışkanıydı. Enerji akışkanı teorisi çürütülmüş ya da kanıtlanmış olmasa da bu fenomene 'Karanlık Enerji' adı verildi.

Karanlık Enerji neydi? Bu sorunun bir cevabı yok. Karanlık Enerji ile ilgili bilinen tek şey, ışıktan daha fazla olması. NASA'ya göre evrenin yaklaşık yüzde 68'i Karanlık Enerji'den oluşuyor. 

Albert Einstein'in İzafiyet Teorisi'nin bir parçası olan Kozmolojik Sabit, boş uzayın kendi enerjisi ile dolmasını açıklıyordu. Teoriye göre, uzayın ürettiği bu enerji sürekli genişliyor ve daha çok boşluk oluşturuyordu. Fakat uzayın kendi enerjisini nasıl oluşturduğu sorusu hiçbir zaman yanıtlanamadı.

8. Evren nasıl yok olacak?

8. Evren nasıl yok olacak?

Dünya da Güneş de bir gün ölümü tadacaktır. Fakat iki gök cisminin de ölümüne 6 milyar yıl var. Bu sebeple çalışmaya, faturalarınızı ödemeye ve daha az endişe duymaya devam edebilirsiniz.

Peki evren nasıl yok olacak? Bazı bilim insanlarına göre evrenin sonunu sıcaklık getirecek. Bu teoriye göre evrendeki farklı nesneler arasındaki ısı sıfır olacak ve normal koşullarda ısı farkı sebebiyle işleyen tüm sistem çalışmayı durduracak. Böylece evren intihar edecek. Evrendeki ısı -273.15 C olacak.

Evrenin nasıl yok olacağına dair bir başka iddia ise Büyük Çöküş. Bu teoriye göre evren genişleyebileceği maksimum sınıra erişecek ve ardından çökmeye başlayacak. 

Bir diğer teori ise Büyük Değişim. Bu teoriye göre de Karanlık Enerji, evreni tüketmeye başlayacak ve evren moleküler seviyeye dönüşecek. Küçülen evren atomların dahi var olamayacağı nokta haline gelecek. 

Dev Ölüm Teorisi'ne göre de Karanlık Enerji genişleyerek daha yoğun kütleli hale gelecek ve galaksileri parçalara ayıracak. 

9. Gama ışını patlaması

9. Gama ışını patlaması

Gama ışını patlaması son derece nadir görülen bir gök olayı. Son derece devasa, uzun enerji patlamalarını anlatıyor. En son 2013'te tespit edilen GRB 130427A Gama ışını patlaması 20 saat sürmüştü. Nadir görülen gök olayları olduğu için Gama ışını patlaması hakkında bilinen çok şey yok.

Gama ışını patlamasının ne olduğu ve nasıl meydana geldiği bilinmiyor. NASA, Gama ışını patlamasının uzaya saçılan düşük enerjili Gama ışınlarının yüksek enerjili ışınlara dönüşmesi sebebiyle oluştuğunu açıklıyor. Fakat NASA'nın açıklaması da henüz kanıtlanamadı.

2014 yılında yapılan bir araştırmaya göre Dünya, kitlesel yok oluşa sebep olan Gama ışını patlamasından etkilenmiştir. 

10. Eridanus Supervoid (Eridanus Süper Hiçliği)

Eridanus Supervoid, Kozmik mikrodalga arka plan ışıması araştırması sırasında keşfedildi. Eridanus takımyıldızı yönündeki verileri inceleyen bilim insanları, soğuk bir boşluk olduğunu keşfetti. 

Boşlukla ilgili yapılan gözlemler sonrası bu yapıya Eridanus Supervoid adı verildi. Devasa boşluk içindeki bölgede hiçbir şey yoktu. Boşluğun çağı 1 milyar ışık yılına eş değerdi. Yani boşluğun bir ucundan diğer ucuna ışık hızıyla 1 milyar yılda seyahat edilebiliyordu.

Eridanus Supervoid'i açıklamaya çalışan bilim insanları bazı teoriler ortaya attı. Bu teorilerden en olağanı, Eridanus Supervoid'in dev bir kara delik olmasıydı.

Bazı bilim insanları da Eridanus Supervoid'i paralel evren olarak değerlendirse de, gerçekte ne olduğu gizemini koruyor.

11. Zombi yıldızlar

11. Zombi yıldızlar

Ağustos 2014'te NASA, SN 2012Z adlı süpernovaya yol açan bir yıldız sisteminin yok olduğunu tespit etti. Patlamanın ardından bilim insanları, yıldızdan geriye kalan kırmızı cücenin bir tür zombi yıldızı olarak yaşamaya devam ediyor olabileceğini saptadı.

Süpernova patlaması son derece zayıftı. Bu tip bir patlama yıldıza büyük hasar verse de, gerisinde 'zombi yıldız' adı verilen yapıyı bırakabilirdi. Bu tür patlamalarında ardından kalan yıldızlara da 'zombi yıldız' adı verilmeye başlandı.

Zombi yıldızların diğer yıldızların enerjisini de yuttuğu gözlemlendi. Bu tespite göre zombi yıldızlar, yüksek enerjili X ışınlarını kendisine doğru çekiyordu.

12. Karanlık Akış

12. Karanlık Akış

Gözlemlenebilir evren 90 milyar ışık yılı büyüklükte. Fakat tüm evrenin gözlemlenebilir evrenden 250 kat daha büyük olduğu düşünülüyor.

2008 yılında NASA, uzak galaksi adalarında tuhaf ve beklenmedik hareketler tespit etti. Bu hareketler, galaksileri yalnızca tek bir yöne doğru gönderiyordu. Keşfi yapan ekibin lideri Alexander Kashlinsky, bu garip hareketlere sebep olan şeyin kaynağı hakkında emin değildi. Bu sebeple Kashlinsky, gök adalarını kontrol eden görülmez güçler teorisini ortaya attı ve buna Karanlık Akış Teorisi adını verdi.

Karanlık Akış'ın var olup olmadığı hakkında kesin bilgi yok. 2013 yılında Avrupa Uzay Ajansı ESA'nın uzay aracı Planck, Karanlık Akış Teorisi'nin aksini ispat etti.

Fakat Planck uzay aracını kontrol eden bilim insanlarından bazıları, Planck'tan alınan verilerin hatalı olduğu konusunda ısrarcı davrandı. 2015'te Kashlinsky ve ekibi yeni kanıtlarla tekrar sahneye çıktı ve Karanlık Akış'ın varlığına kanıt olabilecek deliller sundu. 

Karanlık Akış Teorisi'nin doğruluğu hakkında henüz kesin bir yargıya varılmadı.

Instagram.com/mehmetcankmrc
twitter.com/mehmetcankmrc
YouTube.com/mehmetcankomurcu 
 

Bu makaleye ifade bırak