Eserlerinde keçe ve Kitap sayfaları gibi geçmişe dönük aidiyeti olan malzemeler kullanarak geleneksel resim sanatının algılanış biçimini değiştirmeye amaçlayan Didem Yağcı’nın, kendi geliştirdiği yeni özgün tekniği ve gelişkin renk-ton-kompozisyon bilgisi ile ortaya çıkardığı 3 boyutlu gözalıcı heykelsi formları bu yıl 12’ncisi düzenlenecek olan Contemporary İstanbul’da fark yaratacak.

Yağcı’nın eserleri Contemporary İstanbul Sanat Fuarı’nda her sene olduğu gibi yerini alan Alan İstanbul’un galeri standında Kezban Arca Batıbeki, Murat Germen, Harun Antakyalı, Arslan Cem Şahin, Alper Bıçaklıoğlu, Kadriye İnal ve Yılmaz Bulut gibi seçkin sanatçılarla birlikte sergilenecek.

Didem Yağcı’ nın, Kadın figürünü betimleyen eserlerine soyut 3 boyutlu illüzyon heykeller eklendi.

Yağcı’nın Anadolu'da M.Ö. 3000 yıllarında keşfedilen ve insanoğlunun kullandığı en eski örtünme malzemesi olan keçeyi kullanarak tuval üzerine katmanlı heykeller ve 3 boyutlu soyut formlar yarattığı yeni eserleri ilk kez bu sene Contemporary Istanbul’da sanatseverler ile buluşacak.

Sanatçı ve birey olarak “insan”ın varoluş nedenlerini sürekli sorgulayan Didem Yağcı, hem figüratif eserlerinde,  hem de bu yeni soyut heykellerinde öz ve maddenin felsefi ilişkisine ve insanlığın diğer canlılardan farkının, vücutlarında deneyimledikleri duyumlarda yattığı fikrine atıfta bulunmaktadır.

Yağcı, özgün tekniği yardımıyla meydana getirdiği figüratif eserlerinde yaşanmışlığı olan materyalleri kullanarak kadına ait çeşitli duygu durumlarını referans alan, kadınların erkeklere kıyasla daha katmanlı ve karmaşık yapısına atıfta bulunan üç boyutlu kadın figürleri ile  metaforik öznenin duygularını izleyicilere sorgulatmayı amaçlamaktadır.

Didem Yağcı’, 3 boyutlu göz şaşırtan heykelsi soyut çalışmalarında ise metropollerin ve kentsel alanların mimarisi, tasarımı ve “insan” üzerindeki yüklü psikolojisi ile özellikle mimaride görsel olarak kodlanmış hiyerarşi anlayışından yola çıkarak, bu ilişkiyi toplumun yapıtaşı "insan”a indirgeyen, insanın toplum içerisindeki konumlanmasında beden, kimlik ve kader üçlemesi üzerindeki bağlayıcı ve illüzyonik ilişkisi üzerinde durmaktadır.

Sanatçı, sade diyagramların matematiksel hesaplamalar ve geometriksel operasyonlarla birleşerek basit bir tuvali karmaşık ve uzamsal, heykelsi resimlere dönüştürdüğü soyut eserlerindeki kendini devamlı parçalara ayıran ve kendini tekrar üreten yapı, ansal bir illüzyonla birbiri ile iletişime geçen, birleşen formlar yaratmaktadır.

Didem Yağcı’nın, kentsel dokunun psikolojisine gönderme yapan bu soyut geometrik çalışmaları hem sanal bir mimari alanı hem de belirli bir anlayış biçimi oluşturur. Boyutlu eserlerindeki analitik netliğine rağmen şekil ve içerik ayırt edilemez, özgün renk düzenlemesiyle işlerin anlatımı derinleşir. Yağcı, geleneksel keçeyi imgenin renk, doku veya teknik kullanılması yoluyla iki boyuttan kurtarılması ve 3. boyuta geçebilmesi için işlevlerini bir yana bırakan birleştirici karmaşık şekilller yaratmak için kullanır.