Haftalarca süren hamileliğiniz bitti. Artık içinizde sizi tepen minik dışarıda. Zaten bunu bekliyordunuz ve istediğiniz oldu. Kime benziyor? Tabiki annesine. Yani öyle olmasa bile annesine! Çünkü annesi bir lohusa ve içinde olduğu ruh halinin henüz farkında değil!

Ali Mirza gerçekten bana benziyor şimdi hakkını yemeyelim. Eşime benzese ne olurdu? Tabiki bir şey olmaz ama o anda bunu sağlıklı düşünebilecek kapasiteye sahip değilsiniz. Hastane odasında gelen giden, şenlik, kalabalık... Her gelen 'Aynı sen!' diyor. 'Allah'ım bin şükür!' İnsanlar öyle söyledikçe yataktan kalkıp 'Evet be!' diyerek yerime geri yatmak istiyorum. Farkında değilim ama lohusayım ve o garip, tarif edilemez hisler aslında daha o andan itibaren yakama yapışmış. Tüm gece hastanede emzirmeye çalışmakla geçti. Her yolu deniyorum yok olmuyor gibi hissediyorum. İçimde hep 'Eve çıkalım daha rahat olurum, hallederim..' düşüncesi.. Neyse eve geliyoruz ve...

Tabi ki ben bir pantere dönüştüm. Yahu insan öz annesine güvenmez mi? Yok bildiğiniz güvenemiyor. Kayınvalide kısmına geçmiyorum bile. Sanki herkes (eşim dahil) bebeğe zarar verebilir. Bir kere en başta güzel tutamıyorlar gibi. Uyumam lazım biliyorum çünkü perişanım ama hayır uyursam bebeğe bakamazlar. Ağlar ama beni uyandırmazlar. Gece oluyor. Bekliyorum başında. Nefes alıyor mu? Göğüs kafesi hareket ediyor tamam. Biraz uyuyabilirim. Bir anda fırlıyorum yataktan yine bakıyorum tamam iyi. Saate bakıyorum 20 dakika uyumuşum sadece. Emzirmem lazım ama sütüm yok! Vicdanım, içim param parça alıyorum kucağıma yine bir deneme. Doydu mu? Bilmiyorum! Ne yapıyorum? Valla onu hiç bilmiyorum. Kucağımda bebek geceler birbirini kovalıyor. Diyorum ki; 'Neden yaptım?'.. Ama bunu kimseye sesli söyleyemiyorum. Bir yandan böyle düşündüğüm için kendimden nefret ediyorum. Yaşadığım vicdan azabının ve korkunun sözle izah edilebilecek bir tarifi yok. Her bebeğe baktığımda 'Ben şimdi ne yapacağım?' diyorum. Sonra diyorum ki 'Allah'ım gerçekten öyle demek istemedim! Valla kötü bir niyetim yok!'.. İçinden çıkmak istedikçe tekrar dipsiz bir kuyu gibi içine giriyorum bu ruh halinin. Her zaman söylerim bana bir kişi anlatmış olsa belki bu kadar ağır yaşamazdım. 'Ben bunları yaşadım haberin olsun' dese belki bu kadar yetersiz hissetmezdim kendimi. İnsan hayatında en sevdiklerinden nefret eder mi? Ediyorum o günlerde. Eşim zaten eve gelmese bayram ederim o haldeyim. Herkesin her yaptığı hareket liğme liğme kemiklerime kadar batıyor. Yapılan hiç bir espri komik gelmiyor. Aksine 'Halimize bak hala espri yapıyorlar!' diye içimden geçiriyorum. Boş bulduğum her an ağlıyorum ve en komiği sık sık anneme 'Lohusa depresyonu belirtim yok değil mi?' diye soruyorum. Aldığım cevap hep aynı 'Yok ya iyisin yani normal.'.. 

Değilmişim. Hiç iyi değilmişim. Bunu çok sonradan fark ediyorum. Yaklaşık 2-3 ay süren bu enteresan olaylar zincirlemesi bitiyor. İçinden çıkıp arkama dönüp bakıyorum. Ayol ben bildiğin delirmişim. Kimse bana söylememiş. Yazdıklarım yaşadıklarımın milyonda biri diyebilirim. Hepsini yazsam satırlar yetmez inanın. 

Bunu okuyan sevgili hamile, lohusa... Bu durum bitecek emin ol. Bak ben kefilim.. Bitmezse bul beni ben bitireceğim sendeki o gereksiz ruh halini. Söz veriyorum. Herkesten yardım iste. Annene, eşine, kayınvalidene aklına kim gelirse ahtapot gibi yapış. Rica ediyorum bol bol uyu. Hiç merak etme bebeğine kesinlikle bir şey olmaz. Onun en çok senin pozitif haline ihtiyacı var. Sen mutlu, enerjik ve keyifli ol ki o da senden güç alsın. Unutma! Tek bir annesi var ve oda sensin! Dünya üstündeki en güçlü anne sensin...

 

https://www.instagram.com/elifyetgil/