Pazar
09.07.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 09.07.2017-2:30

Dikkat çocuk var!

Çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada paylaşan anne blogger Nihan Kayalıoğlu’na eşi Savaş İçten’in açtığı boşanma davası “Çocuk ve ergenlerin sosyal medyada yer almasının sınırları nedir?” sorusunu gündeme getirdi. Konuyu uzmanlarına sorduk...

Sitene Ekle

Özge Tabak / ozge.tabak@milliyet.com.tr

Artık neredeyse sosyal medya hesaplarında paylaşıp herkese ilan etmeden yaşanan mutluluğun, gidilen tatilin, yemeğin, alışverişin tadı yok. Böyle olunca da “Sosyal medya paylaşımlarında sınır ne olmalı?” sorusu çıkıyor karşımıza. Özellikle de 18 yaşın altındaki çocukların fotoğraflarının yer aldığı paylaşımlarda... Zira geçtiğimiz sene Avusturya’da yaşayan 18 yaşında bir genç kadın, Facebook’ta paylaştıkları fotoğrafların kendisini utandırdığını söyleyerek ailesine dava açmıştı. 
Şimdi de ülkemizde benzer bir konu gündemde: Instagram’da 200 bine yakın takipçisi olan anne Blogger’lardan Nihan Kayalıoğlu ile eşi Savaş İçten’in boşanma davasında İçten, eşinin yaptığı ve çocuklarının yer aldığı paylaşımlarının istismara davetiye çıkardığını belirtti. Dava sürerken mahkeme aldığı ara kararda, çocukların velayetinin dava bitene kadar babaya bırakılmasına hükmetti, Kayalıoğlu’na da çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada paylaşma yasağı getirdi.
Bu davadan yola çıkarak günümüzde çok popüler olan çocuk sosyal medya hesaplarını ve bunların çocukların üzerindeki  etkilerini uzmanlara sorduk. 

“Olduğum paylaşımların hiçbirinde Reklam yok”

Savaş İçten (Baba)
Haftada bir-iki kez ya da özel bir yere, tatile gittiğinizde; yaş günü, yılbaşı gibi günlerde paylaşım olabilir. Bunları ben dahil herkes yapıyor. Burada aldığınız reklamları çocuklar üzerinden gösterince onu zorla giydirmeye çalışıyorsunuz ya da kızım bunu tut, bunu içmelisin gibi yönlendirmeler oluyor. Bakıyorsunuz anne tutuyor kolundan markanın etkinliğine gidiyor çocukla, oynaması ya da uyuması gereken saatte. Gittiği okul, ev, bulunduğu yer paylaşılıyor. Acaba birileri takip eder, başlarına bir sıkıntı gelir mi diye tedirgin oluyordum. Benim olduğum paylaşımlara bakarsanız hiçbirinde reklam yoktur. Velayeti almak için bu durumu öne sürmek söz konusu değil. Bundan rahatsızlığımı sözlü olarak dile getirmişim, olmamış. Yasal yola başvurmuşum, noter üzerinden ihtarname çekmişim altı-yedi ay önce, hâlâ kayıtsız kalmış karşı taraf. Birçok sebebe bu da eklenince boşanma davası kaçınılmaz oldu.

“Benimle savaşına çocuklarımızı alet etti”

Nihan Kayalıoğlu (Anne)
Paylaşımlarda genel ahlakımıza aykırı bir içerik yoktur. İhtilaflı olduğum eşim davayı açıncaya kadar bir gün dahi paylaşımlarımdan rahatsızlık duymamış, hatta içinde kendisi de bulunmuştur. Ne yazık ki benimle olan savaşına çocuklarımızı alet edip çirkin iftira ve iddialarla şimdilik çocuklarımdan uzak kalmama sebebiyet vererek aslında çocuklarımıza ileride telafisi mümkün olmayan zararlar verdiğinin farkında değildir. Benim için asıl önemli olan çocuklarımın kokusunu içime çekebilmek, onlara dokunabilmek. Sonsuza kadar onların resimlerini sosyal medyada kullanmamak kararı dahi verilse bu beni acıtmaz. Ancak hukukun eşitlik ilkesi gereği tabii ki haklarımın peşinde olacağım.

“Anı yaşamasına izin verilmemesi de istismar”

Sevil Yavuz (Pedagog)
Fotoğraf paylaşımında iki türlü istismar söz konusudur. Biri çocuğun teşhir edilerek takipçi sayısının artırılması ve sonunda reklam geliri elde etmektir. İkincisi ise çocukların anı yaşamasına izin verilmemesi ve ihmal edilerek istismar edilmesidir. Çocukların fotoğraf / videosunu paylaşma çabası stres yaratıp o anı yaşamalarına engel oluyor. Durum abartılıp aynı gün çocuktan birçok kıyafet giyip çıkarması, poz vermesi isteniyorsa çocuğun gelişim ihtiyaçları ihmal edilmiş olur. Poz vermek yetişkinler için bile zorken dikkat süresi kısa ve sadece Oyun oynamaya ihtiyacı olan çocuklarda psikolojik problemlere neden olabilir. Anne-babalar illa paylaşacağız diyorsa haftada bir-iki fotoğrafı geçmeyen, çocuğun ve anne-babanın anı yaşamasına engel olmayan, mümkünse yüzünün görülmediği bir fotoğrafı kapalı hesaplarında paylaşılabilir. Ama istismarcıların çoğunun çocuğun yakınından çıktığı düşünüldüğünde en doğrusu çocuk kendi kararlarını alana kadar paylaşmamaktır. Çıplak bebeklik fotoğrafı, yarı çıplak fotoğraflar, onu rencide edecek komik haller paylaşılmamalıdır. 

“Like’larla sağlam ruhsal gelişime sahip olamaz”

Zerrin Topçu (Çocuk ve ergen psikiyatristi)
0-14 yaş çocuğun davranışın tüm sonuçlarını görüp tartabilmesi mümkün olmadığından ailenin sanal ortamında sahte bir kimliğin oluşumuna sebep olabilme riski vardır. Öte yandan profesyonel çekim sırasında anne-baba yanında olsa, fiziksel ihtiyaçları tam karşılansa bile erişkin dünyasının ihtiyaçlarına yönelik bir tutum ne etik ne de çocuğun ruhsal ihtiyaçları açısından uygundur. Çocuğun arzusu ailesinin onayını kazanmaktır. Dolayısıyla mutsuzluk belirtisi göstermeyebilir. Bu durumda anne-babanın bu alanı denetleme sorumluluğu vardır. Çocuklar çocukluğunu yaşayarak, gerçek ilişkilerdeki engel ve onaylardan sağlıklı bir ilişki oluşturabilir. Sanal dünyadaki engel ve like’lardan sağlam bir ruhsal gelişime sahip olamazlar.

Sınır ne olmalı?

İlker Atamer (Avukat)
Anne/babanın salt çocuklarının fotoğraf/videolarını internette paylaşması, hatta çocukları üzerinden reklam geliri elde etmesi tek başına suç teşkil etmez ve velayet hakkını da etkilemez. Çocuklarının fotoğraf/videolarını yazılı/görsel medyada, internette reklam amaçlı kullanan anne ve baba açısından sınır çocuğun sağlığının, fiziksel ve ruhsal gelişiminin olumsuz etkilenmemesi ve çocuğa karşı olan velayet kaynaklı yükümlülüklerin ihlal edilmemesidir. 

Avukatlar ne diyor?

“Asıl istismar uzaklaştırmak”

Altın Mimir (Annenin avukatı)
Bu davada, velayete ve sosyal medyadaki paylaşımlara ilişkin verilmiş olan kararlar tedbir niteliğindedir. Yeni gelişme ve deliller ışığında değiştirilmesi muhtemel kararlardır. Bir çocuğun resminin sosyal medyada paylaşılması, o resim çocuğun kişilik haklarını ihlal edecek nitelikte değilse, yani ahlaki ve hukuki olarak yayımlanmasında sakıncası olmayan bir resmin sosyal medyada paylaşılması asla ve asla çocuk istismarı olarak kabul edilemez. Söz konusu dosyadaki paylaşımların hiçbirinde ahlaka ve hukuka aykırı bir içerik yoktur. Bence buradaki asıl istismar bu paylaşımları gerekçe gösterip çocukların annelerinden uzaklaştırılarak psikolojik travma yaşamalarıdır. Bir annenin işyerine zaman zaman çocuğunu beraber götürmesi ne kadar normalse, blogger bir annenin de katıldığı bir etkinliğe çocuğunu beraber götürmesi son derece normaldir. Etkinlikten bir kare resim paylaşması da çocuğun kişilik haklarına zarar vermez. 


©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.