Pazar

31.12.2017 - 01:30 | Son Güncelleme: 26.01.2018-17:23

Dilden dile dolaşan eğitim

2007’de başlatılan Mor Sertifika Programı yüzlerce öğretmen sayesinde binlerce öğretmene ulaştı. Programın emekçileri sertifika alanların her fırsatta öğrendiklerini başka kadınlara da anlattığını söylüyor

Sitene Ekle

Ülkemizde “toplumsal cinsiyet”, “cinsiyet eşitliği” gibi kavramlar ve bu kavramlar üzerinden yapılan tartışmalar çok su kaldırır. Bu konuları tartışmamıza engel bir durum, tüm bu tartışmaların TV ekranlarında genelde erkekler tarafından yapıldığını saymazsak, çok da yok. Fakat meseleyi dillendirmekten ziyade harekete geçenlerin sayısı da bir o kadar azdır.

Temelleri 2005’te atılan Birleşmiş Milletler Kadınların ve Kız Çocuklarının İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi Ortak Programı bu istisnalardan biri. BM’nin Türkiye’deki kuruluşlarının, İçişleri Bakanlığı’nın, Sabancı Vakfı ile Sabancı Üniversitesi’nin desteklediği Mor Sertifika Programı ise özel bir övgüyü hak ediyor. Kamuoyunda toplumsal cinsiyet farkındalığının artırılmasını, kadın ve kız çocuklarının insan haklarının geliştirilmesini hedefleyen bu proje sayesinde 350’ye yakın öğretmen sertifika aldı; 3 binin üzerinde öğretmen ise atölye çalışmalarına katıldı. Fakat projenin en önemli özelliği verdiği eğitimin dilden dile yayılması ve bu sayede etki alanını genişletmesi.

Projeye büyük emek veren Ayşegül Taşıtman, Sibel Irzık, Ruken Alp, Deniz Tarba Ceylan ve Betül Sarı ile bir araya geldiğimizde bunu daha iyi anladık. 2007’den beri bu projenin içinde olan Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve SU Gender Eski Direktörü Sibel Irzık, Sabancı Üniversitesi’nin projeye nasıl dahil olduğunu anlattı: “O zamanki rektörümüz Tosun Terzioğlu, Sabancı Vakfı’nın içinde bulunduğu bu projede üniversitemizin de yer almasını istedi. Öğretim üyelerine haber verdi. Bizim de aklımıza her zaman olduğu gibi eğitim geldi. Eğitimlerle cinsiyet eşitliği adına bir şeyler yapmak istedik.”

Sayısız öğrenciye ulaştı

Gönüllü olduktan sonra İstanbul’a gelerek eğitim alıp sertifikalarına kavuşan öğretmenlerin sayısı 350’ye yakın, projelerin atölyelerine katılan öğretmenlerin sayısı ise 30 binin üzerinde. Fakat işin içinde öğretmenler olduğu için bu proje kapsamında verilen eğitim yüzbinlerce öğrenciye ulaşmış durumda. Mor Sertifika Programı Asistanı Betül Sarı tek bir örnekle anlatıyor: “2007’de, ilk sertifika programına katılan öğretmenlerden biri bizden aldığı eğitimi 5 bin öğrencisine verdiğini anlattı. İnanılmaz rakamlar söz konusu…” Mor Sertifika Programı Koordinatörü Ayşegül Taşıtman ise programın başarısının sırrını açıklıyor: “Bu programın başarısının sırrı sadece eğitim, sertifika vererek yetinmemesi. Biz belli aralıklarla daha önce gittiğimiz illeri tekrar ziyaret ederek takip toplantıları yapıyoruz. Böylece gelişimi takip ediyoruz.”

Takip toplantılarından öğrenilen, verilen eğitimlerin dilden dile dolaştığını kanıtlayan bir şey daha var: Anlatılanlara göre bu eğitimi alan kadınlar arkadaşlarıyla buluştukları zaman ya da yaygın olarak organize edilen “gün”lere katıldıklarında bu program sayesinde öğrendiklerini arkadaşlarıyla da paylaşıyormuş. Ki bu da programın en büyük başarılarından biri olmalı.
Yine Taşıtman’ın anlattıklarına göre öğretmenlerden alınan geribildirimler programın şekillenmesinde büyük katkı sağlamış. Taşıtman “Öğretmenler ‘Keşke bu eğitimi henüz öğrenciyken alsaydık’ dediği zaman eğitim fakültelerinde de bu programı sürdürmeye karar verdik. Geribildirimler çok önemli oldu bizim için. 2016’da eğitim fakültesi öğrencileriyle çalışmaya başladık” diyor. Bugünlerde Mor Sertifika Programı’nın beş ayağı var: Akademisyen ve uzman eğitimcilerin katıldığı Mor Sertifika Programı Yaygınlaştırma Çalışması; lise öğretmenlerinin katıldığı Mor Dosya; eğitim fakültesi öğrencileri için başlatılan Genç Mor Sertifika; ilköğretim öğrencilerinin katıldığı Genç Mor Sertifika ve STK’ların katıldığı Toplumsal Cinsiyet Sertifika Programı…

Eğitimlerde neler yaşanıyor?

Sibel Irzık eğitim sırasında katılımcılar arasında yaşanan tartışmaların faydalı olduğu görüşünde: “Bir ilde 30-40 öğretmeni topladığınız zaman aralarında belirli görüşten mutlaka bir-iki öğretmen çıkıyor. “Toplumsal cinsiyet nedir?” diyoruz. Çoğunlukla kavramdan haberdar olmuyorlar. Birkaç kişi çıkıp “Fıtrat” diyor tabii ki. Ama diğer meslektaşlarının onlarla karşı çıkması, onlarla tartışması çok daha yararlı oluyor.” Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Deniz Tarba Ceylan ise başka bir örnek veriyor: “Eğitimlerde bazen “İşte Böyle Güzelim” adlı bir tiyatro okuması yapıyoruz. Kadın olmak üzerine yapılan söyleşilerden derlenen bir metin. Farklı kadınlarla yapılan söyleşiler… Dirençli görünen kocaman bıyıklı ve kaybettiği saçlarıyla “baba” gibi görünen erkek öğretmenlerin de bu okumayı yapmak için gönüllü olduğunu görüyoruz. Dönüşümü de bu gibi şeylerle hissediyoruz.”


Etiketler:
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.