Cumartesi

03.03.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 03.03.2018-1:30

“Dinleyici aptal değil”

Pinhani’nin yeni albümü “On Türkü” bizi grup üyeleriyle bir araya getirdi. Sinan Kaynakçı:  “Dinleyici aptal değil. Bugün müzik piyasasında kendini tamamen müziğe adamış birinin korkacağı bir şey yok”

Sitene Ekle

Özge Kara / ozge.kara@milliyet.com.tr

Pinhani yeni albümü “On Türkü”de Türkiye’nin dört bir köşesinden seçilen türküleri yeniden yorumluyor. Albüm vesilesiyle grup üyeleri Sinan Kaynakçı, Selim Aydın, Hami Ünlü ve Eray Polat’la bir araya geldik. Hem albümün hikayesini dinledik hem de Türkiye’deki müzik sektörünü konuştuk. 

- Yeni albümden bahseder misiniz biraz?
 
Sinan Kaynakçı:
Sadece türkülerden oluşuyor. Uzun süredir gittiğimiz her yerde o bölgenin türkülerini çalıyoruz. Bunlardan bazılarını bir albüm haline getirelim istedik ki biraz daha kalıcı olsun. Ayrıca Türkiye’nin aşağı yukarı 75 ilinde çalmış olmaktan manevi anlamda bir tatmin yaşıyoruz ve bunun daha ötesine geçmek gibi bir hayalimiz var. Gerçekleştirmek için nasıl bir formül üretiriz diye düşünürken, en doğru aracın türküler olduğuna karar verdik. 


- Türkü seçimlerini neye göre yaptınız?

Selim Aydın: Birkaç kriterimiz vardı. Öncelikle bildiklerimizden başladık, yani halihazırda sahnede çaldıklarımıza öncelik verdik. Bir de bölge dağılımında bir eşitlik gözetmeye çalıştık. 

- Türküleri yorumlarken nelere dikkat ettiniz?

Sinan K.: Türküleri neredeyse orijinalleri gibi söyledim. Olduğu gibi söyleyemediklerim varsa o beceremediğimdendir. Daha çok altyapısıyla ilgili değişiklikler yaptık. Türkülerin enerjilerini yükseltmeye çalıştık. Bir yabancı edasıyla kulağımızda biriktirdiğimiz türküleri daha iyi bildiğimiz Batı müziğiyle birleştirdik. 

- Biraz tehlikeli değil mi bu birleşim? Nasıl risk aldınız?

Sinan K.: Öyle. Hatta birisi bana böyle bir şey yapmayı düşünüyorum dese “Yapmasan daha iyi” diyeceğim bir şey. Çünkü bugüne kadar yapılan örneklerin çoğu kötü, ayarı kaçmış olan örnekler. Bu türkülerin bir makamı var, o makamları terk ederek yapılan denemeleri ben dinleyemiyorum. Biz en başından beri herkesin dinleyebileceği bir albüm yapmaya çalıştık. Buna rağmen özellikle de türküseverlerden çok fazla eleştiri alacağımızı biliyorduk. Çünkü her şeye rağmen onların standartlarının dışında bir şey yaptık. 

- Türkülerin hikayelerini de öğrendiniz mi bu süreçte? En çok hangisinden etkilendiniz?

Selim A.: “Ti Trihas” bir hayli etkileyici. Biz bütün sözlerine yer veremedik albümde ama İlyada Destanı gibi uzayıp giden bir türkü. Çok da eski… Bir aşk hikayesini anlatıyor. Eşini kurban eden bir erkek ve o eşin buna karşı düşüncelerini barındıran, ilginç bir hikaye... Albümde Türkçe olmayan tek eser, eski Rumcayla yazılmış. 

- Türkiye’de proje albümlerin her geçen gün daha da yaygınlaştığını görüyoruz. Üretim sıkıntısı çekildiği söylenebilir mi?

Sinan K.: Böyle bir albümün en büyük riski o görüntüyü vermek aslında. Çünkü böyle bir sorun belli ki gerçekten var. Herkes cover ve benzeri işler yapıyor. Bunu doğru düzgün şarkı üretilememesine ve dinleyicinin tutucu olmasına bağlayabiliriz. Bizim açımızdan böyle bir sorunun olmadığını daha önce ve daha sonra yaptığımız albümlerle gösteriyoruz aslında. 

Hami Ünlü: Belki iyi şarkı da çıkıyor ama biz duymuyoruz. Çok fazla iş sürülüyor piyasaya. Bugün Kadıköy’de dolaşırken baktığınızda sadece bir tane inşaat tahtasının üzerinde bile envaı çeşit konser afişi var.  

- Bunca iş arasında dinleyicinin de kafası karışıyordur elbette.

Sinan K.: Dinleyici aptal değil. Bugün müzik piyasasında kendini tamamen müziğe adamış birinin korkacağı bir şey yok. Çünkü dinleyici önünde sonunda o kişiye hakkını teslim ediyor. Kötü pazarlanan iyi müzik bile bir şekilde bir yerlere geliyor. Ki herhalde bunlardan biri de Pinhani’dir. Her anlamda pazarlama özürlü bir ekibiz biz. Zaten tipimiz de karakterimiz de buna uygun değil. Buna rağmen insanlar bizim konserlerimize geliyorsa hakikaten dinleyici aptal değildir yani. 

- Müzikal anlamda faaliyetleriniz devam ediyor, sık sık albüm çıkarıyorsunuz. Fakat piyasada çok görmüyoruz sizi. Bu bilinçli bir tercih mi?


Sinan K.: Değer vermediğimiz bir konu, evet. 

Selim A.: Hem bilinçli hem de kumaş belli… O star ışığını ben bu masada göremiyorum. 

- Grup olarak hareket etmek nasıl? Sorun yaşadığınız oluyor mu? 

Eray Polat: Biz zaten çok fazla konser verdiğimiz için ne yapmamız gerektiğini iyi biliyoruz. Herhangi bir sorun olmuyor o yüzden.Diğer gruplarda nasıl yürüyor bilmiyorum ama uzaktan gördüğüm kadarıyla daha çok egoyla ilgili sıkıntılar doğabiliyor. Bizde öyle bir durum yok. 

“Elli yıl geçse de ‘Kavak Yelleri’yle anılacağız”

- Üzerinden çok geçmiş olsa da biz sizi hâlâ “Kavak Yelleri”yle hatırlıyoruz.

Hami Ü.: Her yeni albümde “Pinhani müziğe geri döndü” diyorlar ya zaten bizim için… Arada kaç tane albüm yapmışız, bilmiyorlar. 

Sinan K.: Bence biz elli yıl geçse de “Kavak Yelleri”yle anılacağız. Nasıl Moğollar “Selvi Boylum Al Yazmalım”la özdeşleşmiş, bizimki de öyle. Herkesin zirve yaptığı bir nokta var. Kemal Sunal’ı “Hababam Sınıfı”ndan ayırabilir misiniz? 

- Günümüzde dizi müzikleri çok popüler. Pek çok şarkı diziler sayesinde popülerleşiyor, tekrar gündeme geliyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?

Hami Ü.: Televizyonun gücü işte... 

Sinan K.: Benim son zamanlarda duyduğum en çılgın hikaye; Ahmet Aslan’ın albümde kullandığı “Minnet Eylemem” şarkısını Acun Ilıcalı’nın yarışmasında okuyan çocuk üzerinden Ahmet Aslan konserlerinin patlaması… Bu arada o çocuk da konserler veriyor. Televizyon inanılmaz bir güç gerçekten.


Etiketler:
©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.