Diş hekimliğinde ‘estetik’ sözkonusu olduğunda son yıllarda en çok üzerinde durulan ve ismi geçen ‘gülüş tasarımı’ konusu aynı zamanda bütüncül bir yaklaşımı da ifade etmektedir. Diş hekimi, tatminkâr bir gülüş oluştururken, objektif güncel bilimsel prensipler ile sübjektif sanatsal yeteneğini hassas bir şekilde bir araya getirmelidir. İşlemin gerektirdiği yaratıcılık faktörü, her vakayı benzersiz kılar ve diş hekiminin yaptığı işi memnuniyet verici ve ödüllendirici bir hale getirir.

Güzel gülüşler oluşturma prensipleri, gülüş tasarımı olarak adlandırılabilir. Bütüncül bir yaklaşımla gülüş tasarımı; mikroestetik, dişeti estetiği, makroestetik ve yüz estetiği kavramlarından oluşur.

 

1.Mikroestetik unsurlar;

Dişi gerçek bir diş yapan temel unsurlardır. Bunlar özellikle kesici dişlerin spesifik anatomileri, ışık geçirgenlik düzeyleri, mine kristal yapısı, parlaklığı ve rengidir.

Örneğin; kesici kenar uzunluğu bir gülüşün yaratılmasında en önemli faktörlerden biridir. Kesici kenarların rehberliğinde diş orantılarının ve dişeti seviyelerinin düzenlenmesi kolaylıkla elde edilebilmektedir. Hastanın yaşı, cinsiyeti ve üst dudağının uzunluğu ile kesici kenarın uzunluğu belirlenecektir. Sadece dişlerin form ve konumu değil çevre kasların tonusu ve iskelet yapısı da aynı şekilde önemlidir. Yaş ilerledikçe kasların gerginliği azalır ve buna bağlı olarak üst kesicilerin görünürlüğü azalırken, alt kesiciler gittikçe daha görünür hale gelir. Kas gerilimindeki bu azalma yaklaşık 30-40 yaşlarında ortaya çıkar ve her yıl artarak devam eder. Dudak uzunluğu, dolayısıyla da kesici dişlerin görünür uzunluğu cinsiyet, ırksal faktörler ve yaşa bağlı olarak çeşitlilik gösterir.

Dudaklar ve kesici kenarlar arasındaki ilişkiyi oluştururken belirleyici faktörler genellikle fonetik değerler ve klinisyenin deneyimidir. Bu konuda değişik teknikler vardır;

-  “M” Pozisyonu: Hastaya ard arda “m” sesi söyletildikten sonra hasta dudaklarını kibarca serbest bırakır. Bu sayede minumum görünme miktarı saptanmış olur.

-  “E” Pozisyonu: Hasta kendisini sınırlamadan, abartılı bir “e” harfi söylediğinde, klinisyen dudakların en gergin halini görebilir. Bunu yaparken hastalar gülümsemezler ancak maksimum görünürlük sağlanmış olur.

Üst dişler bu değişkenlere göre yerleştirilirken, ön ve yan kesici dişlerin yüksekliklerinde yapılacak küçük kişiselleştirmeler genel görünüme canlılık ve dinamizm kazandırır.

 

2.Dişeti estetiği;

Gülüş tasarımının dişeti sağlığıyla beraber olmazsa olmazıdır. Dişetleri, dişlerin bir nevi çerçevesidir. İltihaplı, düzgün olmayan, asimetrik dişeti sınırları, keskin olmayan dişeti kenarları, estetiği bozmaya yetebilir.

Dişeti seviyelerindeki uyumda çok önemlidir. Dişeti kenarlarının seviyeleri, üst kanin (köpek dişi) dişlerin dişeti seviyeleri ve gözbebekleri arasından geçen çizgiye paralel seyretmektedir. Azı dişlere doğru ilerledikçe, dişeti seviyesi hattının yüksekliği giderek azalır.

 

3.Makroestetik:

Dişler ve çevre dokular arasındaki ilişki ve oranları makroestetik kavramı belirler. Yüz orta hattı, dişler arasındaki kontakt nokta ve yüzeylerinin durumu, aksiyal açılar, renk, diş görünürlüğü, gülme hattı,  makroestetik tasarım elemanlarındandır. Dişlerin birbirleriyle, yumuşak dokularla, hastanın yüz karakteristiği ile ilişkisi dinamik ve üç boyutludur. Burada hekim ve teknisyeninin sanatsal yorumu öne çıkar. 

Örneğin; orta hat gülüş tasarımının başlama noktası olarak kabul edilebilir. Gözbebeklerinin ortasından geçen yatay düzleme dik olarak konumlanan bu hat alın, burun kemeri, dental orta hat ve çene üzerinden çizilen dikey bir çizgi olarak tanımlanır. İdeal olarak üst ön kesici dişler arasındaki papilla (dişeti kabartısı) yüz orta hattı ile kesişmelidir.  Ne var ki her zaman dental orta hat ile yüzün diğer bileşenleri çakışmayabilir. Yapılan çalışmalarda hastaların %70’inde üst orta hattın yüz orta hattı ile çakıştığı, hafif düzeydeki deviasyonların ise estetiği etkilemediği tespit edilmiştir. Ayrıca vakaların %75’inde alt ve üst orta hattın çakışmadığı görülmüştür. Ancak ağız genelde sabit pozisyonda durmadığından ve alt dişler çok ön planda olmadığından bu uyumsuzluk estetik açıdan rahatsız edici olmamaktadır. Buna ek olarak alt kesici dişlerin darlığı ve birbirine yakın boyutlarından dolayı orta noktanın görülmesi genellikle zor olmaktadır.

Dental ve fasiyal orta hatların çakışmadığı veya birbirinden oldukça uzakta olduğu vakalarda, dental orta hattın sağa veya sola kaymasından dolayı oluşan asimetri yanılsamasına engel olmak için, dental orta hat, gözlerin ortasından geçen düzleme veya yatay hatlara dik tutulmalıdır. Dikkatin merkezi orta hatta yapılan hatalar, önemli kusurlardır ve kabul edilemezler.

Dişler arası temas noktaları, makroestetiğin oluşturulmasındaki en önemli mevzulardan bir diğeridir. İki komşu dişin birbirine temas eder göründüğü bölgeler, dişler arasında, boyut olarak farklılıklar gösterir. Yapılan araştırmalar, ön dişler arasındaki temas ilişkisini ortaya koyan 50-40-30 Kuralına göre, üst ön kesici dişlerin ideal temas alanının, ön kesici dişin uzunluğunun %50’si kadar olması gerektiğini ortaya koymuştur. Ön kesici dişin uzunluğunun %40’ı, üst ön ve yan kesici dişlerin temas edeceği ideal temas alanını oluşturur. Üst kanin (köpek dişi) ile yan kesici dişler arasındaki temas alanıysa, ön kesici dişin uzunluğunun yaklaşık %30’u kadar olmalıdır.

Ahenkli bir diş dizisinde, üst ön kesici dişler şekil, ebat ve konum açısından baskındır. Kanin dişleri (köpek dişi) de ön ve arka bölümler arasındaki bağlantıyı meydana getirdikleri, çevredeki yüz kaslarına destek oldukları için ayrı bir öneme sahiptirler.

 

4.Yüz estetiği;

Yüz ve kas değerlendirmelerini içerir. Dişlerin statik ve dinamik durumdayken dudaklar, yanaklar gibi esas unsurları ve yüzün bütünüyle olan düzlemsel ve açısal ilişkilerini irdeler.

Örneğin; dudak çizgileri ve dudakların istirahat konumunda veya aktif durumdaki hacmi, şekli ve uzunluğu dişlerin değerlendirilmesindeki önemli unsurlardandır. Dudak çizgisi, uzunluğu ve kurvatürü hasta yaşına ve yüz anatomisine göre değişkenlik gösterir. Bu çizgi, dişlerin istirahat konumundaki görünümünü de belirler.

Dişetinin görünme miktarına göre dudak çizgileri,yüksek, orta ve düşük olarak 3 grupta incelenebilir. Düşük bir dudak çizgisinde dişetleri ve dişleri görmek zordur. Orta dudak çizgisi, istirahat konumunda kesici dişlerin insizal kenarlarının 1-3 mm’sinin göründüğü dudaklar için söz konusudur. En çok tercih edilen gruptur. Yüksek dudak çizgisi, orta derecede bir gülümsemede dişetinin 4-5 mm’den fazlasının göründüğü vakalardır.

Gülümseme, alt ve üst dudakların meydana getirdiği hoş bir kavisle çevrelenir. Ağız köşe açısının konumu, dişetinin görünme derecesini, bukkal koridorun genişliğini, ön ve arka dişlerin görünme derecesini tayin eder. Dişler 1. azı dişe kadar ve üst ön kesici kenar eğimi alt dudağa paralel olacak şekilde sergilenmelidir.

Üst dudağın alt kenarı dişlerin görünürlüğünü sınırlandıran gülme hattını oluşturur. Bu hat aynı zamanda üst ön dişlerin kenarlarını da takip eder. Alt dudak üst dudak ile birleştiği ağız köşesine doğru yukarı ve arka yönde kavis alır. Üst dişlerin kesici kenar hattı bu kavse uygun olmalıdır. Kadınlarda bu hat daha belirgin ve dışbükeydir. Gülme hattı, gözbebekleri arasından geçen hatta paralel olmalıdır.

Tüm bunların haricinde, gülüş tasarımında cinsiyet, kişilik özellikleri ve yaş faktörü de değerlendirilmeye alınmalıdır. Erkeksi ve kadınsı karakteristik özellikler, hoş bir gülüşün estetiğinde önemli bir etkiye sahiptir. Batı kültüründe, kadınsılık incelik, pürüzsüzlük ve yumuşaklık ile ön plana çıkarken erkeksilik enerji, sert ve keskin hatlar ile belirgin hale gelir. Ön kesicilerde yapılan değişikliklerle yaş; yan kesicilerdeki değişikliklerle cinsiyet; kanin dişlerindeki değişikliklerle pasif-agresif durumlarında değişimler yaratılabilir.

Genç hastalarda daimi dişlerin sürmesinden hemen sonra anatomik kronlar tamamen görünür hale gelmez. Dişeti çizgisi dişetinin altında yer alır. Dişler kare ya da yuvarlak görünür. Işık altında gri veya beyaz renkte canlı bir görünüm sergilerler. Minenin yüzey yapısında hafif düzensizlikler vardır ve ışık geçirgenliği fazladır. Yer yer beyaz çizgilere rastlanabilir. Bu dişler daha dar bir dişeti kenarına sahiptir. Yaşlı bireylerdeyse dişler daha üçgensel biçimde görünür. Çoğu zaman dişeti çekilip kökler görünmeye başlar. Aşınma sonucunda düz bir kesici kenar silüeti oluşur. Gülerken dişler daha az görünmeye başlar. Dişler arasındaki bölgeler dişeti çekilmesiyle genişler.  Dişler zamanla koyulaşır, parlaklıkları azalır.

www.guneyortodonti.com