Herşey kabullenmekle başlar. Diyabeti iyi yönetebilmenin ilk altın kuralı, onunla hayat arkadaşı olduğumuzu ve sevip sayarak geçinmemiz gerektiğinin farkında olmaktır. Diyabet yaşım 20 yılı geçtiği ve çocukluğumdan beri bu alanda da sosyal bir çevrenin içerisinde olduğum için çok fazla gözleme ve diyabet öykülerini dinleme şansım oldu.Öyle ki en çok karşılaşılan duygusal tepkiler "inkar", "suçlama" ve bıkkınlık.Bazılarımız bu konuda destek almaya dahi kapalıyız. Diyabetli olduğumuzu söylerken, utanıp sıkılıyoruz.  Dünya Sağlık Örgütü'ne göre diyabet bulaşıcı olmayan salgın hastalıklar arasındadır.

Teşhis konduktan sonra kendilerinde ve yakınlarında şok etkisi yaratabiliyor. Neden ben?

Gelecekte beni   neler bekliyor?

Hayatım nasıl değişecek? Diyabette kendi tepkilerimiz kadar, yakınlarımızın, ailemizin, sosyal çevremizin de tavırları kişiyi çok etkileyebiliyor. Maalesef toplumda insanların bazı kalıplaşmış inançları var.Bunlar kendi çevresindeki gördüğü bilinçsiz diyabetlilerin yaşam tarzından ve tamamen bilgi yetersizliğinden. Lütfen kimsenin yükünü almayalım.

Diyabeti yönetebilmeyi, hayatımızdaki karşılaştığımız sorunlarla başa çıkma yöntemlerine çok benzetiyorum. Stresi, korkuyu, endişeyi vs.Bütün bu faktörler kan şekeri düzeyimizi etkiliyor.

Motivasyonumuzu yüksek tutup, hayattan mutlaka keyif aldığımız alanlar yaratalım. Eğitim, doğru beslenme, spor, düzenli hekim kontrolü, doğru ilaç tedavisi ile diyabetinize neler kattığınız...

Sevgiler