Diyabetin yaşam kalitesi ve artma oranının, tüm dünyada global bir tehdit olduğunu biliyoruz. Ülkemizde de sağlık harcamalarının dörtte birinden fazlası bu alana yapılıyor. SGK verilerine göre, diyabete ve buna bağlı komplikasyonların sağlık harcamalarının  %20 den fazlası bu orana sahip. Biz diyabetlilerin kan şekerlerini iyi takip edebilmesi ve yönetebilmesi için, diğer ülkelerde devlet desteği geri ödemelerde ,ilaç ve striplerde çıkan fark ödemelerinde daha kolaylık sağlarken maalesef bizim ülkemizde böyle değil. Halbuki diyabetten dolayı,diyalize giren bir kişinin masrafı ,devlete ortalama 10-15 yıllık strip masrafına eşit geliyormuş.

Bu sabah eczaneden 3'er aylık periyot düzenimdeki yazdırdığım  insülinler, stripler, iğne uçlarını alırken , (biz diyabetlilerin temel ihtiyaçları) cebimizdeki yükün arttığını tekrar gördüm. Türkiye Ekonomisinde ki daralma, döviz kurlarında olan artıştan dolayı, yurtdışından ithal gelen diyabet malzemeleri ve teknolojik sensörlere de yansıdı. Diyabetlilerde artan maddi endişeden dolayı, tedavi şeklini sadece insülin kalemine çevirmek zorunda kalanlar oluyor. Halk arasında kullanılan bir deyim vardır " Şeker hastalığı, zengin hastalığı " diye. Bunu bu ara sanki daha çok duyar gibiyim.

Diyabette teknolojik yeni gelişmelerin lansmanından evet mutluyuz. Ancak devlet desteğini de görmek istiyoruz. Dalgalı ve belirsiz ekonomik günlerden geçerken, benim sizlerle paylaşabileceğim şu; Hangi tedavi şeklini, teknolojiyi vs kullanırsak kullanalım ; Diyabet Yönetiminde direksiyon her zaman bizde.İyi bir metabolik kontrol, stres yönetimi, doğru beslenme olmadığı sürece, Mucize yok! Sahip olabildiklerimizle huzurumuzu ve sağlığımızı koruyabildiğimiz günler diliyorum.

Sevgi ile kalın.