Son yıllarda sıkça duyduğumuz kavramlardan biri koçluk. Öyle ki hemen hemen her alanda artık bu hizmeti alabiliyoruz ancak ülkemizde bu konu ile ilgili ciddi anlamda bir anlam karmaşasının olduğunu düşünüyorum. Koçluk,  2013 yılında " Koç Ulusal Meslek Standartı "  ile kabul edilen bir meslek türüdür .

Psikolog, hekim, danışman ve mentor gibi farklı rollere girilmeye çalışıp, suistimal edilmemelidir. Dolayısı ile birlikte çalışacağımız kişilerde doğru seçimler yapmak gerekir.

Koçluğun temel eğitimi   "Yaşam Koçluğu Sertifika programıdır".  Bu programla beraber yaşamımızın temel dinamikleri olan " İş, aile ,sosyal , özel hayat , sağlık gibi alanlarda denge kurup, hedeflerimizi  gerçekleştirebilir, danışanların hayatlarında fark yaratarak arzu ettikleri değişim dönüşüm sürecine rehberlik edebiliriz. Diyabetle Yaşam Koçluğu da bu süreç üzerine inşa edilir. Diyabet Koçu , diyabetli bireylerle onların hayatlarını paylaşan , diyabetlerinin hayatlarından rol model çalmadan devam etmeleri için hedeflerine ulaşmada  motivasyonel  destek sağlayan kişidir.Diyabeti kabullenme süreci ve psikososyal tarafı ile ilgilenir.Diyabetli yakınları ile de çalışır.Diyabetli kişi kendi hedeflerini belirler ve seanslar boyunca hedeflerine adım adım ulaşabilmesi için, hedefe götürecek eylemlerle çalışmalar yapılır.

Koçluğun temel prensiplerinden en önemlileri ,

- Koç ile danışan arasındaki paylaşılanlarda gizlilik esastır.

- Probleme değil, çözüme odaklanılır.

- Hedef odaklı çalışılır.

- Danışanın hedeflerine " nasıl " ulaşacağını güçlü sorular ve tekniklerle ortaya çıkarır.

  

 Koçluk seanslarını yaparken en önemli kriterlerden biri, danışanla aynı mesafede olduğunuzu hissettirmektir. Duruşunuzu, oturuşunuzu bile buna göre ayarlarsınız. Sanıyorum bu seanslarda beni en mutlu eden şeylerden biri de , aynı kaderi paylaşıyor olmak. Yaşayan anlar değil mi?

Sevgiyle kalın...