30.08.2008 10:18 | Son Güncelleme:

Diyanetten Ramazan'a özel uyarılar

Diyanet İşleri Başkanı Ali
Bardakoğlu, teravih namazlarında kadınların, gençlerin ve çocukların camileri
doldurmasını istediklerini belirterek, "Çocuklar camide koşuştursun, kimse
’namazımızı bozarlar mı’ diye düşünmesin" dedi.
Bardakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, orucun kişilik, sabır ve irade
eğitimi olduğunu belirterek, "Oruç bir aç kalış değildir. Allah’ın nimetlerinin
bir kısmından bir süre geri durarak, hem nimetin kadir kıymetini öğrenmeyi hem de
bu nimete ulaşamayan aç, yoksul ve ihtiyaç sahiplerini düşünmeyi öğretir" diye
konuştu.
Hazreti Muhammed’in "Bir kişi akşama kadar oruç tutar da kötülüklerden uzak
durmazsa, gözünü haramdan, dilini yalandan, kulağını kötü sözden, elini yanlış
işlerden çekmezse geriye sadece açlık kalır" hadisini hatırlatan Bardakoğlu,
ramazanın sadece oruç ayı olmadığını, aynı zamanda insanlara yapıp ettiklerini
gözden geçirme ve yenilenme fırsatı verdiğini söyledi.
Bardakoğlu, iftar ve sahur sofralarının tüm ailenin bir araya gelmesini,
dostlar ve arkadaşlarla buluşulmasını sağladığını belirterek, fitre ve zekatın da
bu ayda verildiğini, dolayısıyla sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın arttığını
dile getirdi.
Ramazanın Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı ay olduğunu hatırlatan
Bardakoğlu, bu nedenle ramazanın bir bilgi ayı olduğunu kaydetti. Bu ayda mümkün
olduğunca çok Kur’an-ı Kerim ile buluşulmasını öneren Bardakoğlu, başkanlığın
bini aşkın yayınının da vatandaşlara rehber olabileceğini söyledi.
Sadece camilerde din görevlilerinin verdiği bilgilerle yetinme döneminin
geçtiğini vurgulayan Bardakoğlu, "Artık sadece hocalarımızın, mihrapta,
minberde, cami içlerinde verdiği bilgilerle İslam dini hakkında yeteri kadar
bilgileneceğimizi düşünmek, sanmak doğru değil. Devir, okuma ve kendi
bilgilerimizi artırma devri" dedi.

"KADINLAR TERAVİH NAMAZINA İŞTİRAKTE RAHAT DEĞİL"

Ramazan ayı boyunca kadınlara yönelik dini aydınlatma faaliyetini
arttırdıklarını anlatan Bardakoğlu, vaize sıkıntı olan yerlere imkanlar dahilinde
personel gönderdiklerini bildirdi.
Kadınlarla çocukların özellikle teravih namazlarına katılımının arttırılması
yönünde çabaları olduğunu belirten Bardakoğlu, şunları kaydetti:
"Teravih namazlarında çocukların, kadınların, gençlerin camide olmasını
istiyoruz. Çocuklar koşuştursunlar, kimse onlardan rahatsız olmasın;
’namazımızını bozuyorlar’ diye düşünmesin istiyoruz. Kadınların teravih
namazlarında iştiraklerinde yeteri kadar rahat olmadıklarını biliyorum.
Kadınlara, camilerin yukarı katlarında yer ayrılıyor. Doğrusu oraya iniş çıkışlar
da çok rahat değil. Ama biz oraların rahat, temiz, aydınlık olması, erkekler
tarafından doldurulmaması konusunda uyarılar yapıyoruz."
Bardakoğlu, cemaat kalabalık olduğu zamanda erkeklerin cami avlusuna saf
tutarak cami içini kadınlara bırakmasını, eğer yine de cami içine sığılmıyorsa
kadınların erkeklere avluda eşit şekilde yer almalarını arzu ettiklerini söyledi.
Avrupa ülkeleriyle ABD’de kadın, erkek ve çocukların camileri
doldurduklarını ve birbirlerinin hakkına saygı gösterdiklerini anlatan
Bardakoğlu, "Bizim tarihimiz de peygamber efendimizin tavsiyesi uygulaması da
böyleydi. Bayram, cuma ve vakit namazlarına kadınlar serbestçe katılır, dini
aydınlanmadan istifade ederdi. Camilerimizin ve din hizmetlerimizin kadınlara
yönelik kuşatıcılığı daha artsın istiyoruz. Pozitif ayrımcılığı, hem personel
istihdamında hem de kadınlara yönelik dini hizmetlerde yapıyoruz" diye
konuştu.

LÜKS OTELLERDEKİ İFTARLAR

Aşırı lüks ve israfın herkes için, her dönemde günah olduğunu ve buna karşı
toplumsal bilincin arttırılması gerektiğini anlatan Bardakoğlu, bunun sadece
ramazana özel bir durum olmadığını dile getirdi.
"Lüks otelde iftar daveti vermek günah demenin doğru olmayacağını" anlatan
Bardakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İnsanların konuklarına, davetlerine göre uygun mekanlar seçmeleri en tabii
haklarıdır. Bütün iftarların yerde hasır sererek yapılmasını tavsiye edemeyiz.
Bir yanlışı eleştirirken, bir başka yanlışı yapmamak lazım. Önemli olan lüks ve
israfa karşı toplumsal bilincimizin artmasıdır. İftar sofraları bunun sadece çok
cüzi bir kısmını oluşturuyor. Bence iftarlar abartılacak derecede lüks ve israf
sofraları olmuyor. Türkiye’de yaz kış açık büfeyle yemek yenilen otellerdeki bu
tüketimin belki de binde 1’e iftar sofralarıdır. Peki 999 ne olacak..."
Ramazan boyunca her iftarda toplumun farklı kesimlerinden konuklar
ağırlayacağını belirten Bardakoğlu, "Bunların hiçbirinde lüks ve israf olmasına
razı değilim. Bundan kaçınıyoruz" dedi.

"İFTARA YAKIN TRAFİK KİLİTLENİYOR"

Sahura kalkmanın Hazreti Muhammed’in sünneti olduğunu anlatan Bardakoğlu,
sahur sofralarının aile fertlerinin bir araya gelmesi için iyi bir fırsat
sunduğunu söyledi.
Oruç tutanlara sahura kalkmalarını öneren Bardakoğlu, "Sahura
kalktığımızda, uyku ve dinlenme düzenimiz altüst oluyor diye düşünmemeliyiz.
Ramazana özgü bir program yapalım. Erken yatalım, sahurda kalkalım. Biraz
okuyalım, düşünelim; Kur’an dinleyelim; bilgimizi arttıralım. Her zamanki
alışkanlıklarımız devam etsin, bu arada ramazan da aradan çıksın diye düşünmek
yerine, ramazana özel bir program yapar ve ona uyarsak belki daha kazançlı
çıkarız" diye konuştu.
Bardakoğlu, ramazanda insanların öfkelerine yenik düşmemelerini de tavsiye
ederek, "İftar saatine yakın trafik kilitleniyor. İnsanlar birbirini incitiyor
ve orucun manevi güzellikleri, son anlarda adeta zedeleniyor. Sükunet ve
başkalarının haklarına saygı da önemli" dedi.

GURBETÇİ VATANDAŞLAR İÇİN PROGRAMLAR

Yurt dışındaki vatandaşların ramazanda ayrı bir gurbet yaşamaları için
gerekli tedbirleri aldıklarını anlatan Bardakoğlu, Avustralya’dan Kırım’a kadar
yurt dışına 200’e yakın din görevlisi gönderdiklerini bildirdi.
Din müşavirleri, din hizmetleri ataşeleri ve koordinatörleri aracılığıyla
her ülkede imkanlar dahilinde ramazan programları düzenlendiğini ifade eden
Bardakoğlu, bu programların amacının sosyal dayanışmayı, birliği, beraberliği ve
kardeşliği artırmak, Türkiye ile bağlarını güçlendirmek olduğunu söyledi.
Bardakoğlu, bu kapsamda kadın ve gençlere yönelik kültürel faaliyetler
yapıldığını, ilmi toplantılar düzenlendiğini, konserler verildiğini belirtti.
Özellikle Avrupa’da iftar programlarının, birer kültür programı haline
geldiğini anlatan Bardakoğlu, "İftar programları sadece bir orucu açma olmaktan
çıktı. Sosyal kültürel faaliyetlere dönüştü. Onun için ramazan bütün coşkusuyla
manevi derinliğiyle kutlanacak. Birlik beraberlik havasında geçecek. Özellikle
buna yurt dışında çok ihtiyaç var’ diye konuştu.

MEDYA DİNİ KONULARI CİDDİYETLE ELE ALSIN

Son yıllarda medyanın büyük bir bölümünün dini konuları ciddiyetle ve
ağırbaşlılıkla ele aldığını belirten Bardakoğlu, "Bu konuda çıta ve kalite
yükseldi. Münferit yanlışlar, rahatsız edici programlar olsa bile bir genelleme
yapamayız. O yüzden medyaya müteşekkiriz" dedi.
Basın mensuplarının dinle ilgili soruları, din bilginlerine sormasını
isteyen Bardakoğlu, dini konuların magazin üslubuyla değil, ciddiyetle ele
alınması gerektiğini söyledi.
Bardakoğlu, "Dini konuları magazin üslubuyla ele almak o an için belki
tebessüme yol açıyor. Ama daha sonra zihinlerde ve gönüllerde yaralar bırakıyor.
Çünkü din hepimizin dini, din bağının kutsalla olan ilişkimizin fazla
hırpalanmaması gerekiyor" diye konuştu.

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0