Yunan mitolojisine göre; Zeus insanlığa en değerli hediyeyi veren tanrı veya tanrıçaya kentin hükümdarı olma görevini verecektir. Denizlerin tanrısı Poseidon, uzak diyarlara gidebilen ve uçan bir at armağan eder. Bilgelik tanrıçası Athena ise zeytin ağacını…

Atın güzelliği herkesi etkiler, gücü ve kudreti herkes tarafından konuşulur olur. Ancak zeytin ağacı daha mükemmeldir. Zeytin ağacı karşısında tüm tanrılar ve tanrıçalar büyülenmişlerdir. Tüm hırsına ve kazanma isteğine rağmen Poseidon bile zeytin ağacının üstünlüğünü kabul eder. Bunun üzerine Athena, zeytin ağacından bir dalı kırarak Poseidon’a verir ve öylece aralarındaki düşmanlık yok olur. O günden sonra Atina kenti Athena’nın ismi ile anılır. Düşmana zeytin dalı uzatmak deyimi de neredeyse tüm dillere yayılır. Çünkü herkes bilir ki zeytin ağacı, düşmanın dahi kıyamayacağı güzellikte ve kutsallıktadır.

Zeytin ağacının insanlık tarihindeki yeri 40 bin yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Zeytin ağacına ilişkin elimizdeki en anlamlı veri, Santorini Adası’nda yapılan arkeolojik çalışmalarda bulunan zeytin yaprağı fosilleridir. Aynı zamanda Kuzey Afrika’nın Sahra Bölgesi’nde gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalarda da MÖ 12 bin yıllarına ait zeytin ağacı bulgularına rastlanmıştır. Fakat bu bulgulara ulaşılmasına rağmen ilk zeytin hasadının ne zaman yapıldığı hâlâ cevapsız bir soru olarak beklemektedir. Dünyada bulunan en yaşlı zeytin ağacı da Girit’te bulunan ve 2 ila 4 bin yaşında olduğu tahmin edilen ağaçtır.

Bu kadar eski ve değerli bir ağacın pek çok kültürde, dinde yer alması da pek şaşılacak bir durum değil. Nuh Tufanı’nda güvercinin ağzındaki dalı ile, Eski Ahit’te refahın sembolü olarak, Adem ile Havva Efsanesi’nde ise Adem’in gömüldüğü yerde yeşeren üç ağaçtan biri (diğer ikisi sedir ve servi) olarak karşımıza çıkar zeytin. Ezoterik ayinlerde arınma ve kutsanma maksadı ile kullanılan zeytinyağıdır yine. Tevrat’ta, Hz. Davut’un kendini benzettiği ağaç olan zeytin, Kuran’ı Kerim’de de sıkça bahsi geçen bir ağaçtır. Nur Suresi’nde yağının berraklığından, Tin Suresi’nde üstüne ant içilesi bir ağaç olduğundan ve En’am Suresi’nde bolluk bereket kaynağı olduğundan bahsedilir zeytinin. Sezar, başında zeytin ağacından bir taçla halkını selamlar ve yine uzun süre olimpiyatlarda şampiyonlara zeytinden taç takılmıştır. Kuvveti ve erki ile meşhur Herkül’ün silahı da Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği haç da zeytin ağacındandır.

Bu kadar eski ve bolluk, bereket kaynağı olarak kabul edilen zeytin sadece bir besin kaynağı değil, aynı zamanda da şifa kaynağı. Zeytinin yaprağında bulunan tanenler, uçucu yağlar, organik asitler ve rezin sağlıkla ilgili özelliklerini oluşturanlardan bazıları. Yaprakların suda kaynatılması ile hazırlanan içeceğin iştah açıcı, idrar söktürücü ve ateş düşürücü özelliği mevcut. Zeytinde bol miktarda protein, yağ, A, C, E vitaminlerinin yanında kalsiyum, fosfor, kükürt, klor, magnezyum mineralleri vardır. Şeker hastalığına iyi gelmesi dışında kalp ve damar sağlığını olumlu yönde etkilemesiyle bilinir. Kalp ve damar hastalığı olanların, hayvansal yağlar yerine zeytinyağı gibi doymamış yağları tüketmesi önerilirken sağlıklı bireylerin de daha sağlıklı olmasına katkı sağlar zeytinyağı. Aynı zamanda kanserden korur.  Günümüzde artmış kanser vakalarının en önemli sebeplerinden birinin beslenme alışkanlıkları olduğu düşünülecek olursa zeytinin ve zeytinyağının koruyucu etkisinden de söz etmek gerekir. Zeytinin ve zeytinyağının doğal bir antioksidan ve yaşlanmayı yavaşlatan bir meyve olduğu da kanıtlanmış durumda.

Gıda ve besleyici özelliği dışındaki etkilerinden en önemlisi ise nemlendirici özelliği. Cildin nem ve yağ dengesini koruması sebebiyle, tomarlarca para harcanarak satın alınan kremlere çok iyi ve ciddi bir alternatif zeytinyağı. Bununla birlikte zeytinyağlı sabun, krem ve vücut jelleri de cilt güzelliği, sağlığı ve saç-saçlı deri sağlığı açısından çok faydalıdır.

Bol zeytinli ve barış dolu günler dilerim.