Hayata dair isteklerimizi sıralayalım, hedeflerimizi belirleyelim. Peki bu hedeflere ulaşmak için seçtiğimiz yollara ne demeli? 

- Herkesin kuyruğuna bas, manipüle et, ez, aldat, sonucunda en zengin adamı kap. Evlen ama düğününde seni içtenlikle tebrik eden tek bir dostun kalmasın.

- Patronunla flört et, terfi al. Unvanın 2 gömlek üste çıksın ama kimse sana saygı duymasın.

- Çocuğunun en ufak isteğini yerine getir, her türlü kaprisine alkış tut ama sokak çocuklarına, hayvanlarına, evsizlere tahammülün olmasın.

Yalnız kalmak istemiyorsan insanlara seninle beraber olması için bir sebep vermelisin. Bu işlerin kadını erkeği yok, hepimiz insanız, herkes kendini iyi hissetmek ister. İnsanlar direkt olarak birinden değil, o birinin yanında kendi büründüğü halden, hissiyattan hoşlanır. Ahmet’in yanında rahat mıyım, doğal olabiliyor muyum? Ayşe’nin yanında huzurlu muyum, neşem yerinde mi?

Bilgisine ve fiziğine fazlasıyla güvenen, insanlara tepeden bakan, karşısındaki kişiye hiçbir şey vermediği halde sahip olduğu niteliklerden ötürü alacaklı bir tavır içerisinde sürekli alkış ve övgü bekleyen biri olmayın. Ben çok güzelim, zenginim, kültürlüyüm, harikayım. Peki, kabul. Ama ne yapalım yani? O halde herkes senin kölen mi olmalı? Bütün bu niteliklerin neticesinde etrafına bir katkın var mı? Beraber olduğun kişiye birşey katıyor musun? Etrafındakiler kendini iyi hissediyor mu? Hoş sohbet misin? Başkalarını kırmadan da espri yapabiliyor musun? İltifat beklentisine girmeden de karşındakine güzel bir cümle kurabiliyor musun? Yoksa bu talepkar halinle herkesi çokça yoruyor musun? Etrafındakiler bir takım zorunluluklardan ötürü medeni ilişkiler çerçevesinde seninle iyi geçinmeye mi bakıyor?

Ve ironiktir; zengin, güzel ya da akıllı olması ile çokça övünen ve kendini bu sıfatlar üzerinden tanımlayan kişi döner dolaşır ‘Beni kullanıyorlar’a bağlar. Vay efendim insanlar çok çıkarcı; benimle para için beraber, fiziksel anlamda beraber, yetkinliklerimi kullanıyor, beni yoruyor. Ya ne olacaktı? Ortamda tutunabilmek adına kurduğun cümleler hep paradan puldan bahsediyorsa, yüksek perdeden seslenip etrafındakileri ezmekte bir sakınca görmüyorsan, başkanım, ağam, paşam hitaplarının bağımlısıysan, hesap geldiğinde de senin ödemenin beklenmesi şaşırtıcı mı? Tüketicide kabahat yok, hata satmak istemediği ürünün reklamını yapanda. Farkında değil misin, seçtiğin kelimelerle kendi auranı yaratıyorsun. Ne tarz insanları yanına çekeceğini yine sen belirliyorsun.

Görünenin ötesinde bir dünya var. Sürekli A’dan B’ye ulaşmak için görünür menfaatin peşinde koşarsanız birçok şeyi ıskalarsınız. İnsanlara ve doğaya karşı saygılı olun, sevgi dolu olun. Düz mantık kimden ne elde edebilirim’in peşine düşmeden önce biraz da verici olun. Sabretmek, katlanmak yerine hoşgörülü olmayı deneyin. Davranışlarınız sadece spot ışıklarının altında karşı cinsi etkilemek için yapılan yapmacık bir şovdan ibaret olmasın. Hemcinslerinize ve cinsel anlamda çekici bulmadığınız diğer kişilere karşı da nezaketli ve düşünceli tavrınızı koruyun. Işığınızın yükseldiğini ve “doğru” insanların kaçınılmaz bir biçimde yörüngenize girdiğini göreceksiniz.

Sevgi dolu bir hafta olsun dilerim,

Sibel ŞENGÜL