Donald Trump, Twitter'daki takipçi sayısından şikayetçi

ABD Başkanı Donald Trump, sayıları ve 'çokluğu' seven bir insan. Bir şey çoksa iyidir onun için. Peki ama, Obama'nın takipçi sayısı nasıl onunkinden çok olabilir yahu? Bu ne cüret?

Donald Trump, Twitter'daki takipçi sayısından şikayetçi

Donald Trump olmak

Donald Trump olmak

Bir sabah tedirgin düşlerden uyandığınızda devcileyin bir Donald Trump'a dönüşmüş bulsanız kendinizi, ne yapardınız? Bir sürü paranız, yatırımınız, daha da önemlisi ABD Başkanlığınız var. Dünyanın gözü, kulağı sizde. İlk yapacağınız şey ne olurdu?



 

Bir iş insanı olan Donald Trump, ABD Başkanı olarak uyandığı günün sabahında, sahip olduğu tüm gücün yanına politik gücü de eklemiş oldu. Fakat bu, onun her şeye iş insanı gözüyle bakmasını değiştirmedi. Zira ona göre, 'sahip olunması gereken' çok fazla şey var. 
 

Çok büyük, çok pahalı, çok 'çok'

Çok büyük, çok pahalı, çok 'çok'

Böylesine güçlü bir iş insanı olunca, hiçbir şeyin 'az' olmasına katlanamıyor insan muhtemelen. Sahip olduğu her şey 'çok' sıfatıyla nitelenmeli... Yani söz gelimi 'çok kârlı' anlaşmalar yapmalı, çok pahalı bir mülk sahibi olmalı mesela. 'Çoktan daha çok' olmalı her şey.

Bu şekilde Donald Trump olunuyor ona göre. 

Başkan olması değiştirmedi

Başkan olması değiştirmedi

Bu alışkanlık ve bakış açısını ABD Başkanı olmak da değiştirmedi. Zira artık öncekine göre daha güçlü. Öyle ya da böyle, dünya siyasetini etkileyebilecek bir güce sahip. Nasıl, ne yönde, ne kadar kullandığını göz önünde bulundurmaya gerek yok. Esas konu, kendisinin artık 'çok fazla' güce sahip olması.
 

'Çok takipçi' istemesi de normal

'Çok takipçi' istemesi de normal

Nitekim, televizyon kanallarının kendisine ne kadar zaman ayırdığından (burada da bir 'çok' beklentisi var) Beyaz Saray'da ağırladığı kişilerin prestijine kadar ('çok prestij' esas beklenti) her şeyle ilgileniyor. Her şeye bu gözle bakıyor. Twitter'daki takipçi sayısına bile... 

Beyaz Saray'da Twitter CEO'su Jack Dorsey'i ağırlarken de aynı bakış açısıyla baktığı 'Twitter takipçileri'nin konusunu açtı.

Kıyas onun işi

Kıyas onun işi

Bir iş insanı olduğu için 'rakipleri' ile de karşılaştırıyor Donald Trump. Jack Dorsey'e "Benim takipçim nasıl Obama'nın takipçisinden daha az olabilir?" diye soruyor. 'Çoklu' bakış açısının bir yansıması işte. O, her şeyin en çok olanına sahip olmalı. Obama, Sanders ya da benzerleri onun için birer 'ticari rakip'.

Twitter CEO'sunu darlıyor

Twitter CEO'sunu darlıyor

Donald Trump'ın Twitter CEO'sunu darlaması için pek çok nedeni var. Tweetlerinin beğeni sayısından tutun takipçi sayısına kadar gidebilir kendisi. Hiç de 'şaşırtıcı' değil bu. Nasıl Google'a "Benimle ilgili kötü haberleri önde tutuyorlar" diye kızıyorsa, Twitter'a da bundan fazlasını yapabilir. 

"Artmıyor, azalıyor"

"Artmıyor, azalıyor"

Jack Dorsey'e sorduğu bir diğer şey ise "Yahu bu benim Twitter'da takipçim artmıyor, hatta azalıyor. Bu neden oluyor? Siz bir şey mi yapıyorsunuz?" olmuş.




Tıpkı bir iş insanı gibi 'ben merkezci' düşündüğünden, her şeyin onun lehine ya da aleyhine gerçekleştiği inancına sahip. Bir şey oluyorsa ya 'onun için' ya da 'ona karşı' oluyordur. Oysa elbette bunun tek açıklaması, Twitter'ın 'fake' profilleri temizlemesi ve fake profillerin de ABD Başkanı'nı takip etmekte bir beis görmemesi.

Twitter bir yatırım değil

Twitter bir yatırım değil

Her şeye bir tür yatırım gözüyle bakan Donald Trump'ın hiç değilse Twitter'la ilgili bakış açısını esnetmesine ihtiyacı var. Zira, Twitter bir yatırım değil. Aksine yalnızca kendini anlatma platformu. 'Çok takipçi' yerine anlayan, dinleyen, takip eden, önemseyen takipçilere ihtiyaç var. 


andac.uzel@demirorenmedya.com

Bu makaleye ifade bırak