AB’deki değişim Ankara için fırsat

Avrupa Birliği’nin üst düzey mevkileri yeni liderlerine kavuştu. Söz konusu liderlerin onaylanması ve görevlerine başlaması sonrasında yeni dönemin AB-Türkiye ilişkilerinde önemli fırsatları da beraberinde getirmesi bekleniyor.

AB’deki değişim Ankara için fırsat

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin ardından Avrupa Birliği (AB) kurumlarına başkanlık edecek kişileri belirlemeye çalışan AB devlet ve hükümet başkanları, sancılı bir sürecin ardından sonunda mutabakata ulaştı. Her ne kadar henüz yeni görevleri için onay bekleseler ve koltuklarına oturmasalar da, üzerinde mutabakata varılan isimlerin gelmesi kesin gibi görünüyor.

AB kurumlarının yeni başkanlarının, prensipte, Türkiye’ye soğuk bakan veya AB-Türkiye ilişkilerine karşı isimler olmadıkları göze çarpıyor. Bu durum da, Türkiye için son derece önemli bir fırsatmış gibi görünüyor. Önümüzdeki 4 yıl boyunca Türkiye’de bir seçim olmasının beklenmemesi, AB kurumlarında da 5 yıllık seçimsiz bir sürecin olması, AB-Türkiye ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılması ve ilişkilere yeni bir solukla ivme kazandırılması açısından önemli bir avantaj. Özellikle Türkiye’nin, temel hak ve özgürlükler ve yapısal reformların yanı sıra FED ile Avrupa Merkez Bankası’nın sunduğu düşük faiz ortamından yararlanarak ekonomik reformlara ivme kazandırması halinde, Birlik ile Ankara arasındaki ilişkilerin derinliği, içeriği ve önemi de boyut değiştirebilir.

AP’nin onayı gerek

Gelelim yeni belirlenen isimlere... Olağanüstü AB devlet ve hükümet başkanları zirvesinde liderler, Avrupa Komisyonu Başkanlığı görevine Almanya Savunma Bakanı Ursula Von der Leyen’i belirledi. Von der Leyen’in, AP üyelerinin oylarıyla onaylanması gerekiyor. Ancak uzun süren pazarlıklar sırasında AP onay garantisi alındığından, büyük bir sürpriz yaşanmaması halinde Von der Leyen’in, mevcut başkan Lüksemburglu Jean-Claude Juncker’in yerine geçmesi kesin gibi görünüyor. Juncker’in görev süresi 31 Ekim’de sona eriyor.

Bununla birlikte Avrupa Komisyonu Başkanlığı’na ilk kez bir kadının seçilmesi son derece önemli mesaj. Zira AB, sürekli olarak gündeme getirdiği ancak düne kadar genel olarak sözde kalan fırsat eşitliği ve kadın-erkek eşitliği konusundaki düşüncelerini artık eyleme de geçirmiş oldu. Juncker’in aksine Von der Leyen’in, Avrupa Komisyonu’na daha rasyonel yaklaşımlar kazandırması, daha etkin bir kurum haline getirmesi bekleniyor. AB-Türkiye ilişkileri açısından Manfred Weber’den çok daha iyi bir siyasetçi olduğu şüphe götürmez. Zira NATO kapsamında Türkiye’nin stratejik önemini
bilen Ursula Von der Leyen, Alman Savunma Bakanı sıfatıyla hem Berlin ile Ankara arasındaki ilişkileri hem de AB, NATO, Türkiye üçlüsünde her zaman Ankara’nın stratejik önemini göz önünde bulundurdu. Zira 18 mart mutabakatı olarak bilinen göçmenler anlaşmasının NATO ayağının mimarı olarak da biliniyor.

Tanıdık bir isim

Avrupa Konseyi Başkanlığı’na seçilen Belçika Başbakanı Charles Michel ise, ilk bakışta Avrupalı seçmenlere ilginç bir tercih gibi gelebilir. Zira 26 Mayıs’ta Belçika’da düzenlenen Federal seçimlerini kaybetmişti. Ancak Michel, hem Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partidaşı hem de Belçika gibi siyaseten zorlu bir ülkede iktidarı boyunda farklı eğilimler arasında mutabakat zemini bulmayı başaran bir lider. Avrupa Konseyi Başkanı da, üye ülkeler arasındaki derin görüş ayrılıklarından bir uzlaşı çıkartmayı gerektiriyor. AB-Türkiye ilişkileri bağlamında Michel, Türkiye’nin stratejik öneme hayiz olduğunu savunsa da, AB’ye girmek için hazır olmadığı düşüncesinde. Türkiye ile Belçika arasında bir siyasi krizin yaşanmaması için ciddi çaba harcayan Michel, Ankara’nın Belçika’ya DAEŞ ve yabancı savaşçılarla mücadele konusunda vermiş olduğu desteği karşılıksız bırakmamaya, savunma sanayii konusunda işbirliğinin devam etmesi için de her zaman yapıcı tutum sergilemeye çalıştı. Michel’in dogmatik düşüncelere sahip olmaması, AB-Türkiye ilişkileri açısından son derece önemli.

AB’nin yeni Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de, Türkiye’nin tanıdığı bir isim. Uzun yıllar AP başkanlığı görevini sürdüren İspanyol sosyalist, Türkiye’nin hem Akdeniz’de hem AB içerisinde hem de NATO nezdindeki önemini iyi biliyor. AB’nin bir medeniyetin tekelindeki kulüp veya topluluk olmadığını düşünen Borrell, prensipte Türkiye’nin AB üyeliğini de her fırsatta destekledi. Ancak temel hak ve özgürlükler konusunda hasas olan Borrell’in, buna, AB’nin Rusya ve Çin’le ilişkiler çerçevesinde esneklik gösterip göstermeyeceği de merak konusu.

AB’deki değişim Ankara için fırsat

AP’ye yine bir İtalyan

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanlığı için düzenlenen seçimlerde, Sosyal Demokratların adayı İtalyan David Maria Sassoli seçildi. 63 yaşındaki eski gazeteci Dassoli, AP’nin başkanlığını İtalyan Antonio Tajani’den devralacak. Sassoli, 1 Temmuz 2014’te AP Başkan Yardımcısı seçilmişti. AP Başkanı, parlamentonun resmi temsilcisi olarak tüm çalışmaları yönetiyor, Genel Kurul’a başkanlık ediyor. Başkan aynı zamanda hukuki ve dış ilişkilerde AP’nin temsilcisi olarak görülüyor. AB bütçesine onay veren Başkan, AB kanunlarını, yürürlüğe girebilmesi için Konsey Başkanı ile imzalıyor.

Otopark yüzünden komşusunu vurduNevşehir'de otopark yüzünden çıkan tartışmada komşusu tarafından pompalı tüfekle vurulan kişi ağır yaralandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber