Santim santim hesap veriyorlar

Yıllardır yasakların, baskıların ve kendilerine çizilen sınırların içinde yaşayan İranlı kadınların örgütlenme hakları bile yok. Bu nedenle kadın örgütleri faaliyetlerini gizli yürütüyor. Başlarını söylendiği şekilden daha açık bağlayan kadınlara ilk olarak uyarı yapılıyor, ikincide ise para cezası veriliyor...

Santim santim hesap veriyorlar

Yaptırımların ilk yansımaları

İran ile P5 + 1 ülkeleri arasında 2005’te imzalanan ve nükleer silahsızlanmayı içeren anlaşma geçen mayıs ayında ABD Başkanı Trump tarafından bozuldu. Nükleer anlaşmadan çekilme kararını bir basın toplantısı ile dünyaya ilan eden Trump, petrol, enerji, deniz taşımacılığı ve bankacılık gibi İran ekonomisini sarsacak sektörleri içeren yaptırımları 5 Kasım’da yürürlüğe soktu. Üçüncü ülkelere baskı uygulayarak İran’la ticaret ilişkilerini kesmeye yönelik yaptırımlar sonrası dünyanın gözü kulağı İran’dan gelecek tepkilere çevrildi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise yaptırım kararlarına boyun eğmeyeceklerini, ABD’nin ekonomik savaşına direneceklerini açıkladı.

Yaptırımların İran’daki ilk etkileri neler? Ekonomik savaş çarşıyı pazarı nasıl etkiliyor? Halk ne düşünüyor? Tebriz ve Tahran’da kadınları, gençleri ve esnafı dinledik, ambargonun sokağa yansımalarını izledik…

Dizimize ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ dolayısıyla İranlı kadınların baskıların gölgesinde sürdürdükleri yaşam mücadelesini anlatarak başlıyoruz...

İran’da kadınlar yaklaşık kırk yıldır baskı ve yasakların gölgesinde yaşıyor. Kadına yönelik baskı ülkeye girişte daha uçaktan inmeden başlıyor. Tüm kadın yolcular yanında getirdiği örtüyü çantasından çıkararak başına bağlayıp havalimanına adım atıyor. Bu uygulamanın son dönemde yabancılara karşı ise biraz esnetildiğine tanık oluyoruz. Diğer kadınların aksine İran’da geçirdiğimiz bir haftalık süreçte şapka takmayı seçiyoruz. Ne ahlak polislerinden bir uyarı geliyor ne de halkın yadırgayan bakışları var. Bilakis özellikle kadınlar sempatiyle bakıyor; yanımıza gelip fotoğraf çektiren, kıyafetimizden duyduğu memnuniyeti ifade edenler oluyor. Tebrizli hukuk öğrencisi Nesrin de bunlardan biri. Nesrin’e başımızı istenilen şekilde kapatmadığımız için bir sorunla karşılaşıp karşılaşmayacağımızı soruyorum. “Yabancılara kimse karışmaz. Yasaklar bizim için” diyor. Etrafta devrim muhafızı göremediğimizi belirtip kendisinin hiç uyarı alıp almadığını soruyoruz. “Evet” diyerek kadınların baş örtüsü konusunda santim santim hesap verdiğini anlatıyor: “Bir kez emniyetten evime uyarı kâğıdı geldi. Adres ve tarih belirterek o gün baş örtümü çok açık şekilde bağladığım, tekrarlanması halinde para cezası uygulanacağı söylendi.”

Santim santim hesap veriyorlar

Kadın örgütlenmesi yasak

İran’da kadınların hakları için bir araya gelip mücadele etmesinin yasak olduğunu öğreniyoruz. Bu nedenle kadın örgütleri faaliyetlerini gizli yürütüyor. İngilizce özel dersler veren Zehra’ya herhangi bir kadın örgütünün çalışmalarına katılıp katılmadığını soruyoruz. Ülkede kadınlara yönelik baskıları uzun uzun anlattıktan sonra bu konuda konuşmak istemediğini, bizim de bu konuyu kadınlara fazla sormamamız gerektiği uyarısında bulunuyor.

Uyarıları kulağımıza küpe ederek dolaştığımız sokaklarda tesettürlü kadınlara da saçlarının bir kısmı açıkta kalacak şekilde başını örtenlere de rastlıyoruz. Tebriz’de otobüslerde kadın erkek hâlâ ayrı bölümlerde seyahat ediyor; başkent Tahran’da ise durum daha esnek. Az da olsa karma şekilde oturan kadın-erkek yolcular görülüyor. Kentin kuzeyindeki kafelerde kız-erkek gençler birlikte oturup sohbet ettiğine şahit olurken Tahran’ın güneyinde ve Tebriz’de bu durumu görmek neredeyse imkânsız. Tahran’da girdiğimiz lüks bir restoranda fotoğraf çekemeyeceğimize ilişkin uyarı yapılıyor. Bu durumun kadınlı erkekli oturan müşterilerin rahatsızlığından kaynaklandığını belirten rehberimiz “İran’da bir kadın ve erkeğin rahatça vakit geçirmesi problem. Ya soyadınızın tutması gerekiyor ya da birlikte oturduğunuzu açıklayacak mazeretinizin olması gerekiyor. Mesela iş yemeği gibi” diyor. Tüm bunlara rağmen sokaklarda el ele yürüyen çiftleri de görüyoruz. Rehberimiz mutlaka evli olduklarını, aksi taktirde buna cesaret edemeyeceklerini söylüyor.

‘Kadınlar saçları güneş görsün istiyor’

İran’ın en köklü eğitim kurumlarından Tebriz Üniversitesi’nde 24 bin öğrencinin 14 bini kızlardan oluşuyor. Kütüphanede kız ve erkek öğrenciler için ayrı salonlar bulunuyor. Masaların üzerinde bile ‘kız öğrenci’ için ayrıldığına ilişkin notlar yazıyor. Hocalarından izin alarak kızlarla konuşuyoruz. Hepsi kadınlara yönelik kısıtlamalardan şikâyetçi. Çekinerek, ‘Kadınlar daha özgür olmak istiyor ama bizde böyle isteniyor’ diye kısa cevaplar veriyor. Bir anı fotoğrafı çektirip çıkıyoruz. Arkadan koşarak gelen E.A., arkadaşlarının çekindiğini belirterek cesurca anlatıyor: “İran’da kadınlar ne istiyor biliyor musunuz? Saçları güneş görsün istiyor, rahat ve kendi tarzlarında kıyafetler giyinmek istiyor. Sokaklarda rahatça dolaşmak, dans etmek, sahnede şarkı söylemek istiyor.”

‘Baskılar en çok çocukları etkiliyor’

Psikolog Rahele Neshatyi, rejimin toplum üzerindeki, erkeğin kadın üzerindeki baskılardan en çok çocukların etkilendiğini vurguluyor: “Her yaştan danışanlarım var. Erkekler de geliyor kadınlar da. Erkekler ekonomik zorluklardan, işsizlikten bunalımda. Kadınlar hem eşlerinin hem de sistemin yasaklarından şikâyetçi. Aldatmalar fazla. Ailelerde güven sorunu yaşanıyor. Yetişkinlerde anksiyete ve sosyal davranış bozukluğu, çocuklarda içe kapanıklık görülen en fazla vakalar.”

Santim santim hesap veriyorlar

‘Asıl mesele örtünün altına süpürülüyor’

İran'da tanıştığımız her kadın yaşanan dramın başka yanını anlatıyor:

- Leila Tavakoli 48 yaşında. Tarih ve felsefe alanında çift doktorası var. İran’da kadınlar üzerindeki baskının ve eşitsizliğin başörtüsü etrafında tartışılmasının eksik ve yanlış olduğunu söylüyor. Leila “Asıl meseleler örtünün altına süpürülüyor’ diyor. Toplumdaki eşitsizliğin ve kadına yönelik ayrımcılığın kökenini sınıfların doğuşuna kadar götürüyor. Örgütlenmenin önemine değinerek devamında şunları söylüyor:

“İran’da kadınların yıllardır yürüttüğü feminist mücadele önemli ölçüde işe yaradı. Başörtüsünde yarım kapanma, kadınların araç kullanması ve futbol maçına gitmesi gibi serbestlikler kazanıldı. Ancak yetersiz. 5 yıl önce feminist mücadele yasaklandı, birçok kadın tutuklandı. Kadınlar artık bir araya gelip hakları için mücadele etmeye, herhangi bir kadın örgütüne üye olmaya korkuyor.”

- Salimeh 30 yaşında işçi bir anne. Yoksulluktan ve baskılardan şikâyetçi. “Her şey ortada Çocuklarımızın oyuncağı hamam böcekleri” diyor.

- Rasta Abdullahzadeh 7 yaşındaki bir kız çocuğu. Tek isteği bir tabletinin olması. Hayali ise şarkıcı olmak.

- Fatemeh, 47 yaşında ev hanımı. Eşini uzun yıllar önce kaybetmiş. Çocuklarının hem annesi hem babası. Onların geleceği ve ülkesindeki tüm insanlar için özgürlük istiyor.

- Sepideh 23 yaşında doğum hemşiresi. Aynı zamanda yüksek lisans öğrencisi. Kadınların iş yerlerinde ve dışarıda daha özgür koşullarda yaşamasını diliyor.

- Parisa Ahmadpour 25 yaşında Tahran Üniversitesi’nde hidrolik mühendisliği öğrencisi. Mezun olup bir iş aradığında, önce erkekleri seçeceklerini kadın olduğu için daha az şansı olduğunu söylüyor.

- Mojgan, 25 yaşında fizik bölümü yüksek lisans öğrencisi. “Bağlantılarınız yoksa iyi bir iş bulmak imkânsız” diyor.. Alanında doktora yapmak tek hayali.

- Liana Banari, 14 yaşında lise öğrencisi. Okulun basketbol takımında. Kadınlara yönelik kıyafet yasaklarından şikâyetçi: “Spor yaparken bile kapalı kıyafet giyiniyoruz!”

YARIN: AMBARGO ÇARŞIYA PAZARA NASIL YANSIDI?

Bebeklerini cami avlusuna bırakan anne baba kameradaAdıyaman’da iki aylık bebeklerini sevdikten sonra camiye bırakan anne ve baba kameralara yakalandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber