Memlekette döviz almış başını yürümüş, geçim sıkıntısının, diplomatik savaşların, doğa katliamlarının ve insan, hayvan zulmunün tam ortasındayken, dünya etrafımızda başdöndürücü bir hızla dönerken, “Yoga da neyin nesi?” diyebilirisiniz.

Sarsıcı zamanlardan geçiyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemlerde, bireyin iç huzuru, etrafındakilerle etkileşimi darbe almış olabilir. Olan bitene kendimizi kaptırmış, ümitsizliğe kapılmış olabiliriz.

Önce durum tespitinden başlayalım:

    Sürekli sosyal medyada gündemi veya gündemle alâkasız hesapları mı takip ediyorum?
    Konsantre olmakta zorlanıyor muyum?
    Nefes alamadığım hissine sıkça kapılıyor muyum?
    Daha mı asabiyim?
    Genel olarak mutsuzluk ve ümitsizlik duygum baskın mı?
    Geceleri uyuma sorunu veya gündüz uyuklamalarım var mı?
    Daha az mı gülüyorum?
    Yalnızlık duygum derinleşti mi?  
    İştahımda belirgin bir değişiklik var mı?

Tüm bu göstergeler sizin desteğe ihtiyacınız olduğunu gösterebilir. Bazen, düzenli olarak yakın arkadaşlarla dertleşmek, doğada daha çok vakit geçirmek ve spor yapmak da, ruhu arındırıp şifalandırabiliyor.

Yoga eğitmenleri hekim değildirler ve tıbbî çözüm önerme gibi bir yetkileri yoktur. Ancak Yoga’nın, psikolojik destek alan veya alma durumunda olan kişilerin iyileşme sürecine ivme kazandırdığı bir gerçek. ABD’de tıbbî tedavilerin yanında Yoga, doktorlar tarafından destekleyici unsur olarak kabul edilmeye ve hatta, reçetelere yazılmaya başlandı. Yarın öbür gün, doktor reçetemizin üzerinde “3 ay boyunca günde 1 kez Yoga” şeklinde ibareler görmemiz, çok da uzak bir hayâl değil.

Yoga’nın size zor zamanlarda sunduğu faydalardan kısaca bahsetmek istiyorum:

Fiziksel Aktivite: Dışarı hiç çıkacak gücümüz yokken, kendimizi dışarı atıp biraz yürüyüş yaptıktan sonra, “iyi ki çıkmışım” demeyen kimse yoktur herhalde. Özellikle kolunuzu kıpırdatmak istemediğiniz zamanlarda, kendinizi dışarı atmalısınız. Temiz havada yürüyüş iyidir, doğdada yürüyüş daha da iyidir, açık havada Yoga en iyisidir. Yoga’da telkin vardır, telkinle birleşen friziksel aktivite öğrenciye yorucu gelmez. Fiziksel aktivite ile endorfin ve serotonin (mutluluk) hormonlarının arttığını artık herkes biliyor. Yoga, sadece bu hormonların yüksek seviyelere gelmesini değil, aynı zamanda eterik beden dediğimiz enerji bedenimizin de akışkan hale gelmesini sağlıyor.

Farkındalığın gelişimi: Moralimizin bozuk olduğu zamanlarda merkezimizi kaybetmeye meğilliyizdir. Görecelik kavramı erozyona uğrar, neyin önemli, neyin gereksiz olduğunu gözden kaçırır, her şey bir büyüteçin altındaymışcasına devasa ve ağır gelir. Yoga, yaygın inancın aksine, gerçeklikle bağınızı tekrar kurmanıza yardımcı olur. Elmalarla armutları ayırmanızı sağlar. Yaşamınızda olan bitenleri “gerçekten üzülecek şeyler” ile “şükürler olsun” arasında tasniflemenizi sağlar. Teslimiyet ve şefkat duygularına odaklanarak, “tepkisel zihin”den “akılcı zihin” paradigmasına geçirir.

Nefes eğitimi:Nefes konusu çok uzun ama kısaca özetlemek gerekirse, mutsuz anlarımızda normal kapasitemizden çok daha az nefes alırız. Akciğerlerimizi 1/3 oranında kullanırız. Bu sebepten dolayı sırtımız hafif kambur, omuzlarımız düşüktür, başımız dik duramaz. Bedensel değişimler –iyi veya kötü- ruh halimizi etkiler. Başı sürekli aşağı doğru eğik mutlu bir insan gördünüz mü siz hiç? Ben görmedim.

Sığ nefesler akciğerlerin hemen altındaki diyafram kasının atıl kalmasına sebep olur, bu da PSOAS kasımızın kısalmasına sebebiyet verir. Çok teknik detaylara girmek istemiyorum ama PSOAS kası, üst ve alt bedenimizi birbirine bağlayan en uzun kasımızdır. Ve işin püf noktası şu: PSOAS kası kısaldıkça, güvende olma duygumuz körelir, kendimizi sevgisiz, yorgun hisseder, özgüvenimiz olumsuz etkilenir. Yani, kaygılı, sinirli ve mutsuz olmamız sebebiyle doğru düzgün nefes alamadığımızdan, vücut kaslarımız beynimize yılgınlık mesajı verir.

İşin güzel tarafı da şöyle: moraliniz bozuk olsa dahi, nefes ve kas farkındalığını belirli bir şekilde yükselttiğinizde, beyninize olumlu mesajlar göndermiş oluyorsunuz. Bedeninizdeki bu değişiklikler kısa vadede beyninizin düşünme şeklini olumluya çeviriyor. İşte Yoga’nın mücizevi şifası da burada başlıyor.     

Durmak: Başdöndürücü bir dünyada her şey çok hızlı gelişir. Takip etmekte zorlanır, sıklıkla “hayatı ıskaladığımız” hissine kapılırız. Dünya etrafımızda durmadıkça, biz de duramayız. Oysa Yoga bize “durmayı” öğretir. Bir minderin üzerine çıktığınızda 90 dakika süresince, veya düzenli bir meditasyon pratiğiniz varsa, dünya son sürat etrafınızda dönse de sizin dünyanız durabilmeye eğitiliyordur. Düzenli pratikle, dünya kaç bucak olursa olsun, sizin dünyanız Yoga ile tek bucak olarak kalabiliyor.

 

Sonuç olarak, zor zamanlarınızda illa ki ve özellikle Yoga yapın. Canınız istemese de, kendinizi bir Yoga merkezine yazdırın ve tek yapmanız gereken ilk derse gitmek olsun. Gerisini Yoga’nın kadim bilgeliğine bırakabilirsiniz …

Namaste.

ARYA Esra E. Karaosmanoğlu

« Acemi Yogi »

YogaChiEsra@gmail.com