DUYGUSAL BOŞLUKTA BESLENMENİN NEDENLERİ?
 
Eğer bu makaleyi okuyorsanız, duygusal boşlukta yemek yemeye dur diyebilmek için öncelikle bunun nedenlerini çözümleyebilmemiz gerek.  İlk etapta nedenlerini çözümleyelim ki daha sonra adım adım neler yapmamız gerektiğini birlikte uygulayalım. 
Fazla yemek yemek, diyet yapmak, belirli bir süre sonuç elde edip tekrar fazla yemek yemek vs…  Daima değişken bir kilo’da olmak ve bir diyetten bir sonraki diyeti geçmek…
Bir süre sonra keyifsiz, halsiz ve bıkkın bir süreçte olmak ve duygusal boşlukta yemek yemeyi kontrol altına almamız biraz zamanımızı alabilir.  Motivasyon veya irade ile bir ilgisi yoktur.  Duygusal boşlukta yemek yemek o anki duygusal boşluğunuzu doldurmak için geçici bir tatmin oluşturur.  Bu tatminkarlığı rasyonel açıdan göz ardı edemezsiniz çünkü duygularımıza düşündüğümüzden çok bağlıyız. Fazla yemek strese, olumsuz düşünce tipine ve can sıkıntısına karşı geçici bir hafiflik duygusu oluşturur.  Fazla şeker alımı veya şekerli gıdalar geçici olarak pozitif duygular gönderirken (şeker beynin kimyasını bile değiştirebilir), aradan uzun süre geçmeden bir kısır döngü içerisine girmeniz mümkündür.  
 
TANIDIK GELİYOR MU?
 
Birçoğumuz ‘sağlıklı beslenme nedir’ veya ‘sağlıklı gıdalar hangileridir’ biliriz fakat uygulama kısmına geldiğimizde tatlı veya abur cubur olarak nitelendirdiğimiz besinlerden uzak duramayız. 
Öyleyse, daha fazla bilgi edinmek için makaleyi okumaya devam edelim.
 
ÇÖZÜM: DİYET YAPMAMAK
 
Şu bir gerçek; diyet yapmak duygusal boşlukta beslenmeye bir çözüm olmadığı gibi bir işe yaramıyor.  Bu nedenden ötürü birçok insan bir diyetten diğerine geçiş yapıyor ve istikrarlı ilerleyemiyor. İçsel sorunları sağlıklı beslenme hakkında bilgi vererek gideremezsiniz. İlk etapta asıl sorunu çözmeniz gerekiyor.  Daha sonra büyük adımı atabilirsiniz. 
Artık senelerce uğraşıp düşünmenize gerek yok. Olaya dışarıdan bakmak yerine birde içeriden bakmayı deneyin.  Hayatınızda mutlaka bir dengesizlik vardır.  
Yoğun iş hayatı veya sorunlar kendinize az zaman ayırmanıza neden oluyor. Sonrasında eve geldiğinizde kendinizi biraz çikolata ile ödüllendiriyorsunuz ve sizde bir hafiflik duygusu oluşturuyor. 
Diğer yandan şayet sıkıcı veya monoton bir hayatınız var ise, bunu çikolata tüketerek bir nebze olsun huzurlu veya mutlu kılmaya çalışıyorsunuz.  Daha hızlı temin edilen veya kolay hazırlanan besinler/ gıdalar tercih ediyoruz.  Sonuç olarak daha hızlı ve kolay kilo alımına neden oluyor.
 
NE YEDİĞİN DEĞİL, NE YAPTIĞIN ÖNEMLİ
 
 Sağlıklı beslenme konusu hakkında hemen hemen her bireyin bir fikri vardır. İnternet ve binlerce kitap bu konu hakkında bilgi sağlıyor.  Önemli olan konu hakkında bilgi edinmekten ziyade bu bilgi ile ne yapabiliriz veya ne yapmalıyız.  Peki, neden bir şeyler yapmıyoruz?  Tabağımızdaki porsiyonları küçültmediğimiz takdirde gerekli disiplini veya kuralları uygulamamız mümkün değil.
Duygularımız üzerinde kontrol sağlayabilmemiz için öncelikle hangi etkenler duygusal boşlukta yememize neden oluyor onları bir sıralayalım.  Sonrasında nedenlerini tartışabiliriz.
 
SORUNU KUVETLENDİRİYOR
 
Muhtemelen birçok kez diyet yapmışızdır.  Hatta uyguladığınız diyetlerde belirli bir süre sonra istediğiniz kiloya ulaşmış olsanız da sonrasında yine istediğiniz şekilde gelişmemiştir yani kilonuzu koruyamamışsınızdır.
Yapılan araştırmalarda kilo verimi sonrasında uygulanan katı diyetlerden dolayı hızlı ve verilenin aksine daha fazla kilo alımı görülmüştür.  Sadece gıdalara odaklanmak birçoğumuzda faydasızdır.  Ne yediğinizden ziyade neden yediğiniz önemlidir.  Gerçek şu ki her defasında yeni bir diyet uygulamak yeni bir umut yeni bir heyecan verir.  ‘Bu defa başaracağım’ hissi insana umut verir ve hızlı ama aynı zamanda sihirli bir sonuç ümit ederiz. 
Diyet programları veya uygulanan beslenme programları öncelikle kişiye hitap etmeli ve duygusal boşluğun ne olduğunu anlayıp ona göre yönlendirme yapılmalı.  Duygusal boşluğu neden yiyerek doldurmaya çalışıyoruz? Altta yatan neden nedir?  Adım adım fakat sağlam  ilerlemek, eski kötü alışkanlıkları yavaş yavaş yenileri ile değiştirmek. Bunları kısa vadede değil de uzun vadede düşünmelisiniz.  Besinler ile aranızda bir harmoni oluşmalı, diyet uygulamaktan biraz daha öteye geçmelisiniz.
 
BİLİNÇSİZ BESLENME
 
Çok az kişi hayatta kalmak için besleniyor.  Vücudumuzu doğru gıdalar ile beslemeliyiz.  Stres, yorgunluk,  can sıkıntısı vs..gibi dönemlerde bilinçsiz besleniyoruz.  Farkında olduğunuz andan itibaren bir öğün tüketmişsiniz fakat ne yediğinize dair en ufak bir fikriniz yok.  Nedeni ise belli: keyif almadan sadece yemek için yediniz.
Hemen bir lokma, hoop yuttum ve bitti.  Bu davranış en çok çeşitli reklam kampanyaları tarafından tetikleniyor.   Ne zamanki bir besinin sağlığımızı olumlu veya olumsuz etkilediğini görürüz işte o zaman besin ile ilişkimizi değiştiririz. 
 
GERÇEK AÇLIK DEĞİL
 
Yemek yemek sadece açlık hissimizi bastırmak değildir.  Aynı zamanda vücudumuza sağlıklı ve gerekli besinleri depolamak.  Açlık vücudunuzun daima besine ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez.  Açlık bazen sosyal yaşantınızdan ötürü, mutluluktan bazen dikkat kaybından da oluşabilir.  Neticede yemek yemeniz için size beyniniz sinyal gönderiyor.   
Stresli misin? Farkına vardığınızda bir bakmışsınız elinizde veya cebinizde bir çikolata var.  Bu nedenden ötürü diyetin bu konuda pek bir anlamı yoktur.  ‘Bedenim gerekli besinleri aldı mı’ sorusu sadece puzzle’ın bir parçasıdır.  
Açlık hissini otomatikman uyandıran diğer etkenler nelerdir? 
Kendinize şu soruları sorun:
Stresli olduğum dönemlerde mi fazla yiyorum?
Tok veya aç olmadığım zamanlarda da yiyor muyum?
Kendimi iyi hissetmek için mi yiyorum (sakinleşmek için, hüzüntümü gidermek için, sinirli olduğum için, korkudan ötürü mü…)
Yemek ile mi kendimi ödüllendiriyorum?
Yemek yemek bana ‘güven’ duygusu verdiği için mi yiyorum?
Besinler üzerinde kendimi güçsüz mü hissediyorum?
Şayet yukarıdaki sorulardan bir veya daha fazlasına Evet cevabı verdiyseniz, o zaman duygusal beslenme sorununuz var demektir.  Kendin ile yüzleşmen gerek.  Böylece ‘sağlıksız alışkanlıklarından’ kurtulma oranın veya bunları düzeltmen daha kolay olacaktır.
Aşağıda duygusal açlık ile gerçek açlık arasındaki farklılıkları daha iyi görebilmek için bir tablo oluşturdum.
tablo oluşturdum.
 

Duygusal açlık

Gerçek açlık

Ani açlık hissi

Açlık hissi yavaş oluşur

Hemen yemek yeme isteği

Biraz bekleyebilirsin

Atıştırmalık tercihi

Dengeli bir beslenme

Yemekten sonra doygunluk hissi oluşur

Yemek yerken doygunluk hissi

Olumsuz duygular: suçluluk hissi, üzüntü, kızgınlık

Aç olduğun için beslenmeden ötürü olumlu bir his oluşur

 
Gerçek açlığın ne olduğunu öğrenmek isterseniz 1 gün oruç tutmanızı öneririm.  Böylelikle vücudunuzun nasıl çalıştığını öğrenirsiniz.  
Öğünlerinizi vaktinde tüketmeniz çok önemlidir.  Açlığı uzun sürdürürseniz, büyük porsiyonlar halinde öğünler tüketmeniz kaçınılmaz olur.  Sıkı diyetlerde de bu durum gözlemlenir.  
Bu tarz otomatik teşvikleri fark etmeniz duygusal beslenmenin önüne geçmenize yararı olur. 
 
DUYGUSAL BESLENME TEŞVİĞİ
 
Duygusal beslenme genelde olumsuz duygular ile eşleşir.  İstisnai durumlarda tabi pozitif duygular ile de oluşabilir.  İyi bir şey yaptığın için kendini ödüllendirmek örneğin.  Şahsen ikincisi benimde tercihim olurdu.  Fakat bazen kilo verme durumunda kendini ödüllendirmek amacından sapmana neden olabilir.   
Duygusal beslenmeyi teşvik eden durumlar: 
1. Stres yoğunluğu
2. Can sıkıntısı
3. Yarım kalmış duygular
4. Sağlıksız beslenme alışkanlıkları
 
Sizde peki duygusal beslenmenin nedenleri nelerdir? Düşünün ve paylaşın lütfen. 
 
Bir sonraki makalede duygusal beslenmeyi nasıl kontrol altına alabiliriz, onları paylaşacağım. 
 
Sağlıklı günler dileği ile…
 
Uzm. Dyt. Emel Yılmaz