TURİZMDE yapacak daha o kadar çok iş var ki anlatmakla bitmez. Geçen hafta Alman Sosyal Demokrat Parti (SDP) üyesi 200 Alman’la bir tesadüf sonucu Selçuk’ta karşılaşınca bunu daha iyi anladım. Berlin Duvarı’nın yıkıldığı 1989 yılında duvardan ilk taşı alarak adı tarihe geçen Berlin Belediye Başkanı’nın da aralarında bulunduğu bu grup, son üç haftada Türkiye’yi ziyaret eden SDP üyesi bin Alman’dan sadece bir bölümüydü.
Almanya’nın güçlü partisi SDP, üyeleri için her yıl İspanya, İtalya, Fransa gibi ülkelere düzenlediği turlara bu yıl Türkiye’yi de dahil etmiş. Toplam 2000 kişiye çağrı gönderen parti yönetimi tam bin kişiden katılım cevabı alınca çok şaşırmış. Yoğun ilgi üzerine üç grup halinde SDP üyelerinin Türkiye’yi ziyareti sağlanmış. Gelenler arasında edebiyatçılar, öğretmenler, işadamları kısaca Türkiye’de gördüklerini çok iyi anlatıp duyurabilecek mesleklerden isimler var.
Berlin’in eski Belediye Başkanı ve halen Eyalet Meclis Başkanı olan Walter Momper’le sohbet ederken Türkiye’ye ilk kez geldiğini öğrendim. Tabii ki çok şaşırdım. Düşünün yaklaşık 700 bin Türk’ün yaşadığı, içinde dönercisinden, kasabına Türk mahalleleri olan bir kentin belediye başkanı ilk kez Türkiye’ye geliyormuş. Haydi kendisi gelmeyi düşünemedi, Türkiye’nin sosyal demokratlarının aklı bugüne kadar neredeydi.
Momper, İstanbul’dan başlayıp Truva, Bergama derken Efes’e kadar uzayan tur güzergahında gördüğü Türkiye’den çok etkilenmişti. “Yemekler tanıdık. Zaten Berlin’de çok Türk restoranı var. Ama hem tarihi zenginlikler, hem modern Türkiye çok etkileyici” diyordu.
Türkiye’ye en fazla turist Almanya’dan geliyor. Ama bu olay bile Alman pazarında daha ne kadar çok yol almamız gerektiğini gösteriyor. Eğer Türklerin en çok yaşadığı kente belediye başkanlığı yapmış biri bile ilk kez geliyorsa, tanıtımda yapılması gereken daha çok şey var demektir.
Neyse ki turu organize eden SDP turizm bölümü yetkilileri uyanmış da, büyük ilgi ve memnuniyet üzerine Eylül ayında parti üst düzey yöneticilerinin de katılacağı yeni bir tur organize etme kararı almış.
Kısacası bu yıl Ege’de Alman sosyal demokratların yılı. Darısı Merkel’in partisinin üyelerinin başına. Onlar da bu cennet ülkeyi görürlerse belki Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine bilip, bilmeden karşı çıkmaktan vazgeçerler.
Faydalı yarış
DİKKAT ediyorum hemen hepsi de CHP’li olmasına rağmen İzmir’in belediyeleri arasında gizliden, gizliye öylesine büyük bir yarış var ki etkilenmemek mümkün değil. Öncelikle yarışın hizmet yarışı olduğunu söylemek gerek. Belki başkanların gizliden gizliye kendileri için özel hedefleri vardır. Ama, niyet ne olursa olsun bu yarışa hizmet vererek hazırlanmaları önemli. Gün geçmiyor ki bir başkan yeni bir projeyi başlattığını ya da sonuçlarını duyurmasın.
Mesela Konak’ta Başkan Tartan’ın motorize temizlik makineleri İzmir’in gözbebeği merkezini pırıl, pırıl yaparken, Kemeraltı’nı cazibe merkezi yapma çalışmaları, oyuncak müzesi gibi kültür ve eğlence projeleri hemen göz dolduruyor.
Kamil Okyay Sındır’ın Bornova’sında organik oyuncak üretim eğitimi hemen aklıma gelen son etkinliklerinden biri.
Seferihisar’da Tunç Soyer ise slow city projesi ile çok farklı bir rüzgar yakaladı aldı başını gidiyor. Tunç Soyer’in yeni bir projesi ise bana göre ilçenin geleceğini şekillendirecek en önemli konulardan biri. Almanya’nın Hamm şehri ile Seferihisar’ı kardeş şehir yapan Soyer, burada yaşlı bakım merkezleri için özel bir eğitim programı başlatıyor. Seferihisarlı gençler önce 9 Eylül Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Meslek Yüksek Okulu’nda kurs görecek. Buradan sertifika alanların bir bölümü Almanya’ya gidip altı ay hem yaşlı bakım stajı hem de dil eğitimi görecek. Sonra Türkiye’ye dönüp Seferihisar’ın jeotermal kaplıcalarının da şifasından yararlanarak, hayatlarının son baharını keyif içinde geçirmek isteyen Almanları bekleyecekler.
Görüldüğü gibi Soyer işe önce insan eğitimi ile başlıyor. Kaplıca oteli yapmak kolay. Ama o otele gelecelere bakacak eğitimli personeli bulmak zor. O nedenle sanırım sakin şehir Seferihisar’ın gelecekte sağlık turizmiyle de birleşecek.
Bekir Keskin’in Ödemiş’inin, çalı türü süs bitkilerinin Türkiye’nin en önemli üretim yeri olmasından, Selçuk Karaosmanoğlu’nun Urla’yı atçılık, şarapçılık ve yağcılık merkezi yapmaya başlamasına kadar onlarca, yüzlerce proje çevreyi sarmış durumda.
Bu yıl hizmete girecek yeni Marina’nın Çeşme’ye yeni bir ruh katacağından kimsenin şüphesi olmasın. Alaçatı’ya gidenlerin ise, Port Alaçatı Evleri gibi yeni projelerle sınıf atlamış Avrupa’nın yeni St. Tropez’i, yeni Monte Carlo’su olan bir ilçeyle karşılaşacaklarından şüphesi olmasın.
Büyükşehir’in saymakla bitmez projeleri ise önümüzdeki beş -on yıl içinde İzmir’i bambaşka bir kent yapacak. Onlar da Bayraklı, Karşıyaka, Gaziemir gibi burada yer almayanlarla birlikte bir başka yazı konusu olacak.
Bul

Bir Bahar Akşamı daha / Rastlaştık Aliağa'da / Eridi Güneş Koyda / Akşam Olunca