EgeRSS
13.11.2011 - 02:30

Ege’nin siyah incisi

Sitene Ekle
Ege'nin Renkleri  |  Erkan Sevinç drerkansevinc@gmail.com Tüm Yazıları »

Fethiye Alaçalı’nın yayınlanmış eseri olmamasına rağmen binlerce hayranı ve onlarca öğrencisi var


1873-1916 yılları arasında yaşamış Tanburi Cemil, ”Rehber-i Musiki” kitabında şöyle yazmış: “Müzik her şeyden önce ruhun güzel bir ifadesi ve bütün içten duygularımızın, içimize doğup meydana çıkan arzularımızın, ruhumuzun görüntüsüdür. Ezgilerin oluşması ve sentezi sanatçıya ve bize eşsiz bir zevk verir. Müzikte ruhun tercümanı olma kabiliyeti vardır. Bu tercüme aracı, ses ve ezgi’den ibarettir.”

Tek plağı yok hayranı çok
Peki, Konfüçyüs ne demiş? “Bütün sesler dimağdan çıkar. Dimağın çalışması dış etkilerle olur. Duygular içten geldiği zaman ses halinde kendilerini gösterirler. Bu seslerin bir sıra haline konulmasına ton denir. Müzik, mukaddes insanlara neşe verir, kalplerini iyileştirir. Fazilet, insan yaradılışının, müzik ise faziletin temelidir.”
Karman çorman müzik piyasamızda işte Konfüçyüs’ün dediği gibi kalpten söyleyen biri var. Fethiye Alaçalı, İzmir’li. Hem de inadına mesleğini Ege’de icra etmeyi sürdürüyor. Bir tek plağı olmamasına rağmen binlerce hayran, onlarca öğrenci.
Fethiye Alaçalı’nın bağlama ustası olan babası Arnavut göçmeni. Anne tarafı Mısırlı. İlkokul yıllarında müzik öğretmeni Fikri Şenürkmez’in kurduğu 110 çocuktan oluşan koroda başlıyor eğitimi... İri cüsse, kalın camlı gözlükler ve bir mandolin... Fikri Hoca’yı hepimiz böyle hatırlıyoruz. Sonra Nursal Ünsal Birtek’in dersleriyle TRT sınavına giriyor ve kazanıyor. Hem solist, hem de korist olarak 8 yıl kadar mesleğini icra ettiği TRT yıllarının başlangıcıdır bu sınav. Yusuf Nalkesen, Mustafa Bilgiç, Yılmaz Yüksel, Sadi Hoşses, Avni Anıl gibi hep değerli hocalarla çalışıyor. Bu arada evlenip ayrılıyor. Şimdilerde abla kardeş gibi olduğu kızı Gizem bu evliliğin ürünü. Ege Palas başta olmak üzere seçkin yerlerde sahne alırken Kültür Bakanlığı ondan bir bayan fasıl grubu kurmasını istiyor. 7 bayandan oluşan “Alaturka”yı kuruyor ve bir çok ülkede konser veriyorlar. Grup dağılınca yalnız sürdürüyor sahne çalışmalarını. Bu kez 2003 yılında amatör ruhla bir arkadaşıyla birlikte Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın desteğiyle bir koro kuruyor. Beyin ameliyatı olması gereken bir kız için hayır konseri vermek istediklerinde ise karşılarına mevzuat çıkıyor. Dernek olmaları gerek. Alsancak Musiki Derneği’nin temeli böyle atılıyor.

Korostar macerası
“Şiirleri, şarkıları dolaşıyor dillerde,bekliyoruz aramıza katıl sende, sevgisi yaşayacak ebediyen kalplerde, Alsancak Musiki Derneği hep gönüllerde” diye sürüp giden marşı ilk seslendirenlerden.
Fethiye’nin bir de “Korostar” macerası var. Corega’nın düzenlediği yarışmada söylediği “Ah bir ataş ver” bugün You Tube’da en çok izlenen videolar arasında. Ne zaman yayınlanacağı belli olmayan ortak albümü bekliyor heyecanla. Sahne çalışmaları nedeniyle gece hayatının içinde.. Ama normalde gece hayatı, içkisi, sigarası yok... Bayan olup da alışveriş sevmeyen var mı? Fethiye, ufacık bir şey alsa mutlu oluyor. Sahne kıyafetlerini kendi seçiyor, saçını başını, makyajını kendi yapıyor. Kozmetikte vanilyalı, baharatlı kokular gözdesi. Takıda büyük objeleri seviyor.. Bir yere geç kalmışsa sebep takıp takıştırması.
Kültürpark’ta her sabah dört tur atmasına rağmen kilo sorunu var; çünkü yemekle arası iyi.. Doğa ve hayvan sever.. Fırsat buldukça aşk filmlerini izliyor ancak yeni bir evliliğe sıcak bakmıyor.



İzmir sanatçısına sahip çıkmalı

* Alsancak Musiki Derneği gururumuz..
Teşekkür ediyorum. İnşallah bu sene 10. yılımızı kutlayacağız. Çalışmalarımızı Gazi İlköğretim Okulu Konferans Salonu’nda sürdürüyoruz. Derneğimizin amacı geçmişten günümüze Türk musikisi eğitim ve araştırmalarını yapmak, sevgi temelinde toplumsal ilişkileri güçlendirmek. Özellikle gençlerin yeteneklerini geliştirerek çağdaş, çok boyutlu birey niteliğini kazanmalarına yardımcı olmak amacıyla kültürel, sanatsal ve çevre sorunlarına ilişkin etkinlikler düzenliyoruz. Örneğin bu ay İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde “İlahiler” konserimiz var. Her sene 3 konserimiz garanti.  Her yaşta 74 kişiden oluşan bir aileyiz diyebilirim.

* Günümüz sanatçılarının çok azı böyle eğitimlerden geçiyorlar.
Aynen öyle.. Türk sanat müziği söyleyen yeni bir star yok. Eğitimini aldığım için dinlerken hatalarını buluyorum. Her iyi sanatçının alt yapısında mutlaka koro eğitimi vardır.  Sibel Can’ın ilk çıktığı zaman Maksim’de alt kadrodaydım. Müzeyyen Senar, Adnan Şenses, Selami Şahin, Huysuz Virjin’li muhteşem bir kadro... Huysuz’un ilk sorduğu soru “repertuarını öğrenmek istiyorum, ne söylüyorsun?” oldu. Sonra patrona gitti ve ”Bu hanımefendi program alabilir” dedi. Öyle değerli sanatçılarla çalıştım ki, herkesin harcı değil bu..
Plakçılara taviz vermedim

* İzmir’de iyi sanatçı fazla ama ancak İstanbul’a kapağı atarlarsa şöhret basamaklarını tırmanıyorlar.
Ressamından mankenine, ses sanatçısına kadar hepsi İzmir’den çıkıyor. Severek mesleğimizi yapıyoruz da ondan. Plakçılar yetişemiyor hızıma. Kurtlar sofrasına meze olmak istemedim ve geri adım atmadım. 3 kez albümden döndüm. Onların istediği şartları ben onlara vermek istemedim. Bilirsin sanat camiasında tavizin sonu yok. Menajerimin olmaması büyük handikap. 22 yıldan beri tüm işlerimi kendim yürütüyorum. Türkiye’nin sanatçısı olmak adına neden İzmir sahip çıkmıyor sanatçılarına.. İlla İstanbul çukuruna mı düşmemiz lazım?

* Fiziğine ve söylediğin şarkıya da bakan çok değil mi?
Evet, sahnede şaşırıyorlar. Caz mı söyliyecek acaba?  Sonra “Ne kadar güzel Türkçe öğrenmişsiniz” diyorlar. Sahne yaşamında klasikler yanısıra söylemek zorunda kaldığımız, herkesin bileceği eserleri icra ediyoruz, yoksa tutunamıyorsunuz. Dinleyen gençlere de sanat müziğini sevdirmeye çalışıyorum. Bundan 15 sene öncesi “Dönülmez akşamın ufkundayım”ı söylerken oynuyorlardı ve ben sahnede ağladım, yazık bu gençlere dedim. Şimdi onlar bana, ben onlara alıştım, artık bütünleşmeye başladık.



KİMDİR?
Fethiye Alaçalı, 1966 da İzmir’de doğdu. İlkokul yıllarında çoksesli çocuk korosunda başlayan müzik çalışmaları lise yıllarında devam etti. Daha sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi TSM korosunda görev aldı. Alaçalı, Sadi Hoşses, Avni Anıl, Vefik Ataç, Mustafa Erses, Yımaz Yüksek, Mustafa Bilgili, Nursal Ünsal Birtek ve Ayşe Yazgan gibi değerli hocalardan ders aldı. 1988’de başlayıp ara verdiği TRT’ye 1994’de İzmir Radyosu’nun düzenlediği amatör ses yarışmasını kazanarak tekrar geri döndü. Alaçalı, Türkiye, Kıbrıs ve BAE’de protokol programlarında sanatçı olarak görev aldı.  Alsancak Musiki Derneği kurucularından olup Türk müziğini yaşatmak ve doğru icra edebilmek için çaba harcıyor.

Türk dilini araştırmak ve geliştirmek amacıyla kurulan kuruluşun adı nedir?
©Copyright 2011 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.