Dünyanın sonu değil!

Göztepe, ilk yarının kapanış maçında deplasmanda Galatasaray’a yenildi. Süper Lig’de başarılı bir grafik çizen İzmir temsilcisi, karşılaşmayı kaybetse bile gösterdiği performans ve mücadele ruhuyla herkesten alkış topladı

Dünyanın sonu değil!

Fatih Tanfer: Göztepe, Galatasaray karşısında 1-0 öne geçince herkesin aklında haftalardır deplasmanlarda aldığı galibiyetlere bir yenisi daha eklenecek düşüncesi yerleşti. Çok geçmeden bunun mümkün olmadığı görüldü. Çünkü Göztepe defansının temel direği Kadu’nun yokluğunda, stoperlerin zayıflığını Gomis iyi değerlendirdi. Stoperler baskıyı yedi yerleşim hataları yaptılar, müdahale bile yapamadılar. Birde haftalardır oynamayan Traore’nin eksikliği ile defansın iki önemli oyuncusunun yokluğu bu sonuçta etkili oldu.

Daha iyi olan kazandı

İkinci yarıda yenilen erken gol Göztepe’nin düzenini bozdu. 108 km gibi bir koşu mesafesiyle sadece mücadele etti. Ancak rakamlar yalan söylemez. Maç bitiminde ceza alanında topla buluşma sayısında Galatasaray 36 topla buluşurken, Göztepe ise sadece 4 topla buluşmuştu. Bu maçta Göztepe, orta alanda yaratıcılıktan uzaktı. Bunların hepsi doğru da, 3-1’den sonra Scarione kaçırılması daha zor olan net 2 golü değerlendirse, herhalde bunları konuşmazdık. Ancak devre arasına girerken takımın eksiklikleri görüldü. Yönetim ve Tamer Hoca bazı takviyelerin şart olduğunu görmüştür. İkinci yarının ilk 3 maçı Fenerbahçe ve Trabzon deplasman, ardından Kayserispor ile evinde oynayacağı gerçeğini de göz önünde bulundurmakta yarar var diye düşünüyorum.

Bülent Buda: Traore’nin sakatlığından bu yana sol savunma ile o bölgeden atakların eksik kaldığını gözlemliyoruz. Bu eksiğe Kadu’da eklenince, elbette sorun yaşanacaktı. Aslında iyi fırsattı. Bir penaltı, bir duran top Jahovic. İyi de 40 bini aşkın seyircisiyle olaya Fatih Terim’de eklendiğinde, Galatasaraylı futbolcularda kıpırdanışı, beklenmeyen bir durum değildi. Önce eşitlik sonra iki gol daha. Yadırganacak bir skor yok ortada. Samimi olmalıyız. Daha iyi olan taraf kazandı. Göztepe çok mu kötüydü? Hayır hiç alakası yok. Kazanmayı daha çok isteyen taraf Galatasaray’dı öyle oldu, hepsi o.

En büyük alkış taraftara

Mehmet Demirtaş: Arena’da Jahovic karşılaşmanın başında kazanılan penaltı vuruşunu ağlarla buluşturdu ligde 14. golünü attı. Gouffran talihsizce gol pozisyonlarını değerlendirememe özelliğiyle yine sahnedeydi. Beto 3 gol yedi ama bir o kadar yüzde 100 pozisyonları ònledi.Castro yine iyiydi. Galatasaray maça etkili başladı. Ancak golü bulan Göztepe oldu. Bu gole rağmen mücadeleci futbolundan vazgeçmeyen Galatasaray, kısa süre sonra beraberliği yakaladı. Bununla birlikte, ilk yarının kalan dakikalarında Göztepe’nin, istediğini daha çok yapan taraf olduğunu belirtmek gerekiyor. Tamer Hoca ikinci yarıda Galatasaray’ın agresif bir şekilde üzerine gelmesiyle oyuna müdahaleler yaptı. Ancak, Scarione maç 3-1 iken yakaladığı iki net pozisyonu hoyratça harcadı. Göztepe’nin pozitif futbolu da çok etkili oldu. Galatasaray taraftarı, Göztepe taraftarını ıslıklarla susturmaya çalıştı. 50 bin kişi 3 bin kişinin sesini bastıramadı. Bana göre 17 haftalık periyotta beklenileni verenler; Adis Jahovic, Castro, Selçuk, Sabri, Beto, Halil. Performansı ile beklentilerin üzerine çıkanlar; Kadu, Traore, Tanju, Gouffran, Leo, Rotman, Tayfur, Kosanovic, Peybernes. Devre arasında yapılacak takviyelerle ligin ikinci yarısında çok daha etkili Göztepe seyredeceğiz buna inancımız tam. Sevdası uğruna kilometre tanımayan ve puanlarla işi olmayan şanlı şerefli Göztepe taraftarı en büyük alkış sizlere...

Terim faktörü

İsmail Özelçinler: Göztepe’nin Galatasaray karşısında aldığı yenilgi, asla ve asla kötü futbolun ve başarısızlığın karşılığı değildir. Göztepe, güçlü rakibi karşısında başlama düdüğünden son dakikaya kadar sahada doğru bildiklerini en doğru şekilde ortaya koydu. Galatasaray’ın başına Fatih Terim’in geçmesi ve ilk maçında Göztepe karşısına çıkması, doğal olarak ev sahibi ekibe artı güç verdi. Göztepe’de Traore’nin yanında defansın belkemiği Kadu’nun da oynamaması, tabi ki Göztepe için bir dezavantajdı. Ancak, Göztepe yine sahaya çıktı ve güçlü rakibi karşısında başabaş bir futbol ortaya koydu.

Akhisar seriyi bozmadı

Bülent Buda: Zor günlerden geçiyor Akhisar... İyi ki ilk yarı bitti. Ankara’da oyun alanında zorlama bir diziliş, ve de alana hamlede eksik bir kulübe... Bu koşullarda elbette Osmanlı atak sayısında pozisyon üretiminde önde yine de sırıtmayan dirençli Akhisar... Özgür Yankaya’nın ilk penaltı düdüğü ağır. Onu gidermek için Akhisar lehine çaldığı da ağır... İki kez yenik durumdan eşitliğe ulaşmayı başardılar lakin yıkıcı darbe Ömer’in ikinci sarıdan kızarmasıydı. Üçüncüyü yediler pes etmediler, vazgeçmediler. Ancak ulaşamadılar üçüncü kez eşitliğe. Bu koşullarda oyunun bitimine kadar araşıylarını sürdüren, umudunu tüketmeyen oyuncuları kutlamalıyız. Kötümserliğe yer yok... İyi bir takım onlar... Ligin ikinci yarısında kötü talih tersine dönecektir.

Fatih Tanfer: Akhisarspor kendisi için hayati önem taşıyan Osmanlıspor maçında 3-2 mağlup oldu ve galibiyet hasretini 9 haftaya çıkardı. Öncelikle maçın hakemi oyunun sonucuna etki etti. Bariz hatalar yaptı. İlgisi olmayan bir pozisyonda penaltıyı vererek Akhisar’ın temposunu düşürdü ve en önemlisi oyununu olumsuz etkiledi. Elbette sadece hakem hatalarının arkasına sığınmak gerçeklerden uzaklaştırır. Akhisarspor:
- Kötü bir oyun oynadı. Defansı büyük hatalar yaptı.
- Takım halinde basit top kayıpları vardı.
- Hücumda baskı yoktu. Önde top tutamadı. Her kaybettikleri top hızlı olarak Akhisar kalesine döndü.
- Takımda gözle görülen tempo ve savunma problemleri öne çıktı. l İyi oynayınca hak ettiği metihleri yazdığımız Ömer Bayram’ın sorumsuzluğu devam ediyor. Osmanlıspor, Rageten karşısında yok oldu. 5 dakika içinde gördüğü iki sarı kartla da takımını 10 kişi bıraktı ve bütün oyun düzenini bozdu.
Artık Akhisarspor’da puan cetvelindeki yeri ve içine düştüğü tehlike ile taraftarlarının üzüntü ve endişesi var.
Bizim ve futbol kamuoyunun hayran olduğu Akhisarspor, devre arasında doğru transferler yaparak kendini toparlamalıdır. Ne yapmak istediğini bilen, ilk haftalarda seyrettiğimiz pozitif oyun anlayışını benimseyen güçlü Akhisarspor’u özledik ve bekliyoruz.

Altınordu'ya yazık oldu

Bülent Buda: Her defasında rakip hangi takım olursa olsun, iç ya da dış saha fark etmiyor, oyunu üç olasılıkla oynuyorlar. Ne demektir bu? Karşı kaleye de giderim, pozisyon üretirim, atarım, atamam. Sonra top döner kalemde de sorun yaşarım. Oyunu güzel tutan böyle bir takım Altınordu. Erzurum’da fark da yiyebilirdi (Öyle olsaydı hiç üzülmezdim) Fark da yapabilirdi. (Eğer penaltı gol olsaydı) Kadroda böylesine sakatlık ile başka sorunlar yaşayan bir takım olsa şimdi ligin dibindeydi. Erzurum karşısında Oğulcan sanırım beşinci sağ bek deneyimiydi. Barış ilk kez bu denli sönüktü. Kerim penaltı kullanımında sanki ben bunu kaçırırım havasındaydı. Şimdi bu aşamada diyeceğim bu. Erdoğan bencillik yaptı, 3 pas yerine kaleye üç şut attı, işe yaramadı. İki duran topu kullanmak istedi izin çıkmadı, üçüncüyü gole dönüştürdü. Önce Erdoğan’a kızdım. Sonra hak verdim. Nedeni maçı en çok o istiyordu.

Fatih Tanfer: Altınordu, Erzurum’da uzatmalarda yediği golle mağlup oldu. Altınordu teknik heyeti olarak şunları düşünebilirsiniz. Penaltı kaçırıyorsun, iki tehlikeli atağın golle neticelenmiyor. İkinci yarı başlıyor Erdoğan getiriyor. Fatih’in fantastik vuruşu kaleciden dönüyor. Golü yiyorsun 80. dakikada Erdoğan’ın şahane golüyle beraberliği sağlıyorsun ve uzatmalarda rakibinin hakikaten attığı güzel bir gol yiyorsun. Ağır hava şartları ve psikolojik baskı altında bu kadar gol kaçırıp mağlup olunca üzülmemek elde değil. Şimdi puanı 20 ve rakiplere de bakmakta yarar var. Altınordu’yu çok daha zor bir ikinci yarı bekliyor.

İsmail Özelçinler: Altınordu’nun iki hafta evvel Manisa deplasmanından galip dönmesi ve 7 maçlık 3 puan hasretine son vermesi sonucunda, geçen sezon olduğu gibi yine yükselişe geçeceğine inanmıştım. Ancak, Erzurum’a yenilerek İzmir’e puansız dönmesi, haklı olarak Altınordu’yu sevenleri tedirgin etti. Kerim’in penaltıyı kaçırması, belki de Altınordu’yu olumsuz etkilemiş olabilir. Ancak, 1-0 yenik duruma düşmesine rağmen Altınordu, Erdoğan’ın nefis golüyle beraberliği sağladı. Uzatma dakikalarında yediği golle de sahadan 2-1 yenik ayrıldı. Ligin ikinci yarısında Altınordu’nun toparlanarak yükselişe geçmesi ise asla sürpriz olmaz.

Mehmet Demirtaş: Altınordu, bir penaltı kaçırıp, bitime sadece 9 dakika kala skoru dengelediği maçta rakibine 90+3’de gelen golle yenildi, fırsat tepti. Öve öve bitiremediğimiz Altınordu yerli-yabancı statüsünün konuşulduğu şu günlerde, her geçen gün dibe vurarak çok güzel mesajlar veriyor anlayana! Altınordu’da sahada haftalardır tek güzel şey Erce Kardeşler. Futbolcularda performans düşüklüğü var. Mükemmel başlayan sezon hayalkırıklığına doğru gidiyor. Altınordu’nun iyi bir mesaj verebilmesi için Seyit Mehmet Özkan’ın ve Hüseyin Hoca’nın kafasındakilerinin içeriğinin doldurulması gerekiyor. İleri de tüm söylediklerini gerçekleştirebilen bir Altınordu görebilmek ve aynı olumlu güzel gözlerle diğer girişimlere de bakabilmek dileğiyle.

Direnen Manisa

Bülent Buda: TFF 1. Lig’inin Fatih Tekke geldiğinden bu yana en iyi göze hoş gelen futbolunu oynayan takımların başında geliyor Manisaspor. Önce daha üçüncü dakikada İsmail Haktan’la ulaştıkları golde ofsayt düdüğü tartışmalı. Billal Sebahi iyi işler yapıyor. Sait Hoca’ma gitmeden önce bu çocuk ilk 11’i hak ediyor dedik, ikna edemedik. Tekke geldi, keşfetti. Neyse, iki kusursuz asist, 2 gol ve de Metin’in tabelayı pekiştiren fantastik golü. Kazanmanın yanı sıra göze hoş gelen, izleyene keyif veren futbol sergiliyor siyah beyazlılar. Bu futbol kalitesiyle oynayan takım, ilk yarı dinlencesinde transfer döneminde büyük yara almazsa bu ligde tutunmak için çok büyük anlamlı savaşım verir.

Artık kenetlenme zamanı

Fatih Tanfer: Geçtiğimiz hafta yazımızda Manisaspor’un bu oyuncuları ve oynadığı futbol kalitesiyle bulundukları yeri hak etmiyor demiştik. Saygı değer okuyucularımın fikirlerine hürmet ederim. Hemen bir mail geldi. Övdüğümüz takımın 8 puanı var nasıl iyi oynuyor diye. Ben de kendisini bilgilendirdim silinen 9 puandan haberin yok galiba diye. Bu haftada 3 puan daha kazandılar oldu 20. Bu oyuncuların alın teriyle kazandıkları puan. Silinme olmasaydı Altınordu ve Adana Demirspor ile beraber 20, Samsun ve Eskişehir üstünde düşme hattından uzakta olacaklardı. Sahada kazanıyor, masa başında siliniyor. Balıkesirspor’a 3 gol atan Manisaspor, cesur ve doğru oynadı, herkes koştu. Billal Sebahi, Perovic, kaleci Göktuğ’u görmezden gelmek mümkün mü? Bu şartlarda tek kelimeyle çok önemli bir galibiyet aldılar. Bundan sonrası mı? Manisalı büyüklerin işi.

Mehmet Demirtaş: Puan silme cezaları, yönetim istifa sesleri, ligde düşme potasından kurtulamama, futbolcu alacakları derken 17 haftadır sahada her türlü olumsuzluğa rağmen mücadele eden aslan yürekliler. Bu şartlar altında Balıkesirspor karşısına çıktılar ve “Günün Mimarları!” yine bu aslan yürekli gençler oldu. Zor günler geçiren Manisaspor, ilk yarının son karşılaşmasında Ege derbisinde Balıkesirspor’u 3 golle geçti 3 puanla beraber derin bir nefes aldı. Sebaihi, 2 asist yapıp sahada yıldızlaştı. Zahit Fındık, 1 gol attı, tabiri yerindeyse arı gibi çalıştı. Axel Meye, fırsatçılığını konuşturdu. Metin, 35 metreden muhteşem bir gole imza attı. İsmail Haktan, sakat oynadı, görevini yaptı. Göktuğ Bakırbaş takımını sırtlamaya devam etti, yine harikaydı…

Balıkesirspor düş kırıklığı

Bülent Buda: Belki de ilk kez bu denli yenilgiyi hak ettiler. İlk altı için bu maçtan çıkarılacak 3 puan çok değerliydi. Şunu sakınmadan söylemeliyiz ki, rakipleri kadar bu maçı hak etmediler. Bence kırılma 50. dakikadaydı. Stat o anlarda rakipten iki adam eksilterek yetenekli sol ayağından topu yönlendirdi. Ancak Göktuğ o anda kalesinde iyiydi. Ardından çok pozisyon verdiler, kolay goller yediler. Sonuç gerçek bir yanılgı oldu.

Yazık oluyor!

Mehmet Demirtaş: Takım dediğin Balıkesirspor gibi olur. Taraftarına bir hafta şampiyonluk coşkusu verir, diğer hafta ligden düşme korkusu yaşatır. Takım ruhu, Balıkesirspor formasının hakkını verecek futbolcu aranıyor! Rakip takımdan daha fazla seyirci var. Ama takımda ruh yok. Yazık! Anlaşılan o ki, Balıkesirspor Süper Lig’e çıkmamak için oynuyor. Hedefleri sadece TFF. 1. Lig’inde oynamak. Can Hoca’da maç sonu yaptığı açıklamalarda ‘Biz halı sahada oynar gibi top oynadık’ dedi. Kısaca herkes durumu tespit ve teşhis etmiş, ancak tedavide zorlanıyor. Umarım ligin ikinci yarısı toparlanırlar.

Fatih Tanfer Maçın sonunda Can Hoca ‘Halı sahada top oynar gibi futbol oynadık’ demiş. Balıkesir açısından maçın özeti budur. Öncelikle maçı ciddiye almadı, üretkenlik sıkıntısı yaşadı. Bulduğu pozisyonları da değerlendiremedi. Manisa’nın hızlı oyuncuları ve Billal Sebahi’nin etkili oyunu karşısında yetersiz kaldı. Futbol böyle bir şey, ikinci yarıya iyi başlıyorsun, gol kaçırıyorsun ve bir anda maç 3-0 oluyor. Esas tehlike ilk 6’daki avantajı elinden kaçırıyorsun.

İsmail Özelçinler: Balıkesirspor belki de sezonun en etkisiz futbolunu sergiledi Manisaspor karşısında. Bir türlü oyuna konsantre olamadılar. Bunda Manisaspor’un istekli ve hırslı oyununun rolü de büyüktü diyebiliriz. Balıkesir aldığı bu yenilgiyle Play Off’a kalma mücadelesinde büyük bir yara aldı. Şimdi Balıkesirspor’un yapacağı tek şey, ilk yarının analizini en iyi şekilde yapmak ve hatalardan çıkaracağı derslerin ardından ikinci yarıya hazırlanmaktır.

Tehlike çanları çalıyor

Bülent Buda: Oyun alanı dizilişinde yaşamsal sorunlar olduğu tartışılmaz. Bolu güçlü bir rakip. Takımda Keremcan, Barış, Burak, Moritz yok. Alanda 11 kişi var. Ama var olanında yetmediğini görüyoruz. Yine de bireysel ve de takım halinde üretilen gol pozisyonları var. Aranan, beklenen nitelikli bir final vuruşuydu o da olmadı. Takım dizilişinde seçenek sorunları nedeniyle farklı tercihler var. Söz gelimi Kappel kanat oyuncusu ama 9’nolu pozisyonda. Bence etkili olmaya çalıştı. Gole dönüşebilecek eylemleri vardı, olmadı. Acaba diyorum kulübede kalan Yasin Ozan bir süreliğine katılsaydı belki bir şeyler olurdu. Bence maçın en önemli iki anı 90 ile 92’de yaşandı. O süreçte iki net gol pozisyonu ürettiler ama gole dönüştüremediler. Özet budur.

Fatih Tanfer: Kendisi için 3 puanın şart olduğu müsabakada Boluspor’u yenemeyerek düşme hattından uzaklaşamadı. Aslında oyun iştahı iyiydi. Bilhassa uzatmalarda 90 ile 92’de kaçırılan iki gol maçın kaderini belirledi. Artık Denizlispor yönetiminin devre arasında gerekli takviyeleri yapması şart.

Mehmet Demirtaş: Denizlispor’un 15 yıl önceki günlerine dönmesini istiyoruz. Maç kazanmak değil, şehrin tüm dinamikleriyle birlik ve beraberlik içinde Denizlispor için çalışmasını ve sinerji yaratmasını diliyoruz. Koskoca Denizlispor 17 haftada 7 galibiyet alabildi. Ligde kalmak için 36 puanın yeterli olacağını varsayarsak Denizlispor’un ikinci yarıda 22 puan alması gerekiyor. 17 maç 22 puan zor mu? Evet. İmkansız mı? Asla! Takım içinde huzursuzluk var. Arkadaşlık, beraberlik ortamı yok. Bu açıkça görülüyor. Devre arasında oluşturulacak yeni takımda takım ruhu, arkadaşlık, birlik, beraberlik sağlanmalı. Hakemle konuşan, sebepsiz kart gören oyuncular uyarılmalı. İkinci yarı ayağa kalkmış bir Denizlispor görmek dileğiyle...

ABD'li sanatçı Della Miles Barış Pınarına destek için Suriye SınırındaZiyaret için geldiği Türkiye'de Müslüman olan dünyaca ünlü sanatçı Della Miles Barış Pınarı Harekatına destek vermek için Suriye sınırındaki Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesine geldi.
16 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber