Egemen ve bağımsız olmak...

Egemen ve bağımsız olmak...




23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle tüm yurtta kutlamalar yapacağımız bu hafta tartışma platformumuza egemenlik kavramı taşınacak ve bir hafta sonrasında her şey eskisi gibi sürüp gidiyor olacak...
Bir an için geçen yıl bu köşede yer alan yazımın aynını yayınlamayı düşünmedim değil... Bugünün ayak sesleri o yazının satır aralarında var. En azından Kıbrıs, Yunanistan ve AB konusunda yazdıklarım bugün için çok daha fazla anlam taşıyor:
"Farkında mıyız? Ulusal egemenlik kavramından giderek uzaklaştık. Çocuklarımızın güzel giysilerini sergiledikleri renkli eğlencelere dönüştürdük bu bayramımızı. Şeklini korurken, özünü kaybettik sanki. Pek çok kavramda olduğu gibi...
Ulus devlet kavramından giderek uzaklaşan, ulusal davalarından vazgeçmeye varan "ulus devlet mi kaldı?" teslimiyetçiliğine sapanların, kıta ötesinde ABD'ye, o kadar uzağa gitmek istemiyorlarsa, burnumuzun dibinde Yunanistan'a ve onların Kıbrıs davasındaki ödünsüzlüklerinin sonuçlarına bakmaları yeter. AB yolunda ulus devlet ideallerinden vazgeçmiş değiller; tam tersine pekiştirdiler. Enosis'i gerçekleştirdik diye bayram ediyorlar. Yalnız kendilerini değil, bizim ödünlerle dolu dış politika uygulamalarımızı da kutlamalılar... Çünkü bugünkü sonuç, Rumlardan çok, ver kurtulcuların başarısıdır.
Hala bir dirayet kaldı ise, Cumhurbaşkanı Denktaş sayesindedir. Hedef alınması bu yüzdendir. Türkiye'yi Kıbrıs'tan kovmaya çalışanların AB içinde kucaklayacakları ne büyük bir yanılgı... Ulusal egemenlik kuramlarının günümüz gerçekliğinde yeniden üretildiği doğrudur ancak, terk edilmiş oldukları doğru değildir. Ve Türkiye'nin bugünkü koşulları bu fikre daha sıkı sarılmayı gerektirmektedir..." demişiz.

* * *

Bir yıl sonunda Kıbrıs konusunda geldiğimiz nokta, yukarıdaki satırları doğruluyor. Hatta geri dönümü olanaksız adımlar atıldı. Bu adımların sonunda umarız Kıbrıs üzerindeki haklarımızda geriye gitmiş olmayız. Dileriz biz yanılırız, Kıbrıs AB'nin anahtarı olur. Dileklerimiz ve temennilerimiz başka, ancak aklımız ve tarih başka şeyler söylüyor. Atılan adımların sorumluları sonuçlardan yalnız kendilerinin sorumlu olduğunun farkında olmalılar.

* * *

Referandum yapılarak halkların kendi kaderlerini yarattıkları savı gelecekte hiç inandırıcı olmayacak. Halkın çeşitli telkinler ve çapraz baskılar altında oldukları, Türkiye halkınca kucaklanan ve kalabalıklarla alkışlanan liderinin görüntülerine bile tahammül edilemeyip, "git kendi topraklarında konuş" gibi hoş olmayan süreçlerin yaşandığını tarih yazacak.
Halkın geleceğinin belirlendiği bir konuda, konuşma diyenlere düşen, tarafsız kalmak olmalıydı. Hem Türk hükümetinin, hem de KKTC hükümetinin evet uğraşısı sonuç verecektir. Çünkü Amerika ve AB de tüm gücü ile evet konusuna ve bunun ivedilikle gerçekleşmesine asılmaktadır. Halkoylamaları genelde siyasal otoritelerin kendi aldıkları kararları onaylatma aracıdır. Kıbrıs'ta oynanan oyun trajediye dönmesin diliyoruz. Adeta bir kumar oynanıyor. Satranç tahtasının başına geçen güçler, taşlarını çok önceden belirledikleri yerlere yerleştirecekler. Her şeyin kısıtlı bir süreye sığdırılması bu yüzden...
UBP ve İSSEV adına Sancar Maruflu'nun İzmir'den tüm Türkiye'ye bir tepki çağrısı var. Verip kurtulmacılara "hayır" demek için bu akşam saat 20.30'da ışıklarımızı kapatarak, üç dakikalık tepki verelim kampanyası başlatıldı.
23 Nisan'da tüm İzmir'de KKTC bayrağı ile Türk bayraklarının birlikte asılmasını öneriyor. Ne dersiniz?..





EGE





'Mıknatıs adam' her şeyi çekiyorİzmir'in Konak ilçesindeki Basmane semtinde otel işleten Ethem Arslan (69), 1980'li yıllarda bir televizyon programında gördükten sonra denedi ve vücudunun belirli bölgelerinin metalleri bir mıknatıs gibi çektiğini fark etti. Arslan'ın göğsüne ve sırtına yapıştırdığı metal kaşık, kase, tepsi, bozuk para gibi materyaller, saatlerce düşmeden durabiliyor.
15 Ekim 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber