Hava şartlarıyla değil, arma aşkıyla

Milliyet Ege’nin usta isimleri, evindeki 5 maçlık yenilmezlik serisi Medipol Başakşehir karşısında sona eren Göztepe’yi değerlendirdi: Sarı kırmızılı ekibin taraftarı, sahadaki eksikliği tribündeki coşkusuyla yine kapattı. Soğuk ve yağış, onlara engel olamadı.

Hava şartlarıyla değil, arma aşkıyla

Bülent Buda: İstatistiksel değerlendirmelerin çoğunda Göztepe önde, lakin skorda değil. Lider Başakşehir’in bireysel değil takım olarak üstünlüğü var. En belirgin özellikleride atağa çıkarken bile savunma güvenliğini gözetiyorlar. O nedenle de 90 dakika boyunca Göztepe’ye pozisyon vermediler diyebiliriz. Erken penaltı iyi gelmedi. O zaman yapma penaltıyı. Cezaalanın uzak köşesi, rakip futbolcunun yönü kaleye dönük değil, dur arkasında perdele. Basma tabana öyle. Olsun bitsin. Atak sayısında Göztepe önde, elverişli gol pozisyonu sayısında Başakşehir. Yanıt savunmalardaki dayanışma, disiplin anlayışı. Kaç top çıkardı yine Beto? Jerome önünü açamıyor. Yüksek toplarda, topa ulaşamıyor. Yasin, pozisyonda en şanslı olan. Onların çoğunda da bireysel takılıyor ama olmuyor. Kopukluklar var. Bir parlayıp, bir sönen ışıklar gibi. Castro, ateşleyici kimliğiyle birşeyler yapmaya kalkışıyor. Karşısındaki disiplinle örülmüş duvara çarpıyor. O da olsaydı, bu da olsaydı. Var sayımlar üzerine çok şey konuşulur. Maçın gerçeğini de skor tabelası gösterir. Göztepe kazanacak kadar iyi oynamadı. Bu kadar açık bence.
Fatih Tanfer: Göztepe VAR kararı sonrası 7. dakikada penaltıdan yediği golle Başakşehir karşısında maça adeta 1-0 yenik başladı. Gol sonrası kendini toparladı, oyunu dengeledi, ateşli tribünlerde Göztepe’nin mücadele gücünü artırdı. Yasin etkiliydi, ancak yetmedi. Bu baskı esnasında birçok gol pozisyonunu değerlendiremedi. Süre geçtikçe Başakşehir defansı ve orta sahası, Göztepe’nin hücum alanlarını kapadı. En büyük özellikleri olan pas oyununu rahat yaptılar. Göztepe’de oyuncuların büyük bölümünün şaşırtacak derecedeki dalgalı performansı takım oyununu olumsuz etkiledi. Borges, Alparslan ve Castro takımın savunma ve hücum dengesini kuramadılar. Efektif biçimde öne pas yapamadılar. Ve rakip alanda çoğalamadılar. Başakşehir ise oyun geçişleri sırasında bloklar arası kaymayı seri ve düzenli bir biçimde yaptı. Visca, Mossoro ve Bajic etkili oldu. Bu mağlubiyet sonrası kimse Göztepe’nin teslim olduğu şeklinde yorum yapamaz. Ancak Göztepe bildiğimiz oyunundan çok daha durağan oyun oynadı. Bu maçta da gördüm ki Göztepe’nin önemli bir problemi, Bayram Hoca oyuna müdahale ettiğinde yedek kulübesinden gelen oyuncular takıma gerekli katkıyı sağlayamıyorlar. Kısacası kadro derinliğinde sıkıntı var. O müthiş yağmurda inanılmaz destek veren Göztepe taraftarı sonuçtan elbette mutsuz oldu. İnanıyorum ki, Göztepe’nin Avrupa şansı asla bitmeyecektir. Sadece şimdilik ertelendi.
Mehmet Demirtaş: Süper Lig’de milli maç arasını iyi değerlendiren Göztepe, İzmir’de ağırladığı Başakşehir maçına iddialı hazırlandı. Başakşehir, Süper Lig’de deplasmanda oynadığı son 5 maçın sadece birinde gol yemiş. Göztepe ise evine 5 maçtır mağlubiyet yüzü görmemişti. Bayram Bektaş, zorlu rakibi karşısında maça savunmada Kadu’nun yerine Reis’i, Poko’nun yerine Alpaslan’la başladı. Göztepe hava şartlarına rağmen güçü taraftarıyla maça da çok istekli başladı. Ancak 8. dakikada hakem Bülent Yıldırım, VAR’a gidince işler değişti. Golün şokunu üzerinden atlatan Göztepe, Halil ve Yasin ile sağlı sollu ataklarla Başakşehir kalesine yüklendi. Ama golle buluşamadılar. Castro’nun çabalarına rağmen Borges gününde değildi. Göztepe ikinci yarının başında da beraberlik golü için bastırdı. Ancak kalesinde az gol gören Başakşehir savunmasının kilidini açmak kolay olmadı. Başakşehir’in 2 golüde gelince her ne kadar istatistiklere bakıldığında Göztepe üstün olsada rakibine boyun eğdi. Sarı kırmızılılar bu mağlubiyeti bir an evvel atlatıp deplasmanda oynayacağı iki maç olan Antalya ve Sivas maçlarına konsantre olarak yoluna devam etmeli. Süper Lig’de baktığımız zaman lehine penaltı verilmeyen tek takım ve aleyhine en çok penaltı verilen takım Göztepe. Savunma hattı dikkatli olmalı.

Zafer İnananların

Bülent Buda: ‘Vakti geldi. Ötü ver gari Horoz’um’ Denizlili ağzıyla özlemi vurgulayan bir tabela tribünde. Kazandıkça tribünler doldu. Denizli erken şok bir gol yedi. Ardından o alışıldık kazanan oyununa geçişte zorlandı. Giresun savunma arkasını boşlamadı. Mehmet Akyüz, Burak, Ziya geniş alan bulamadı, zorlandı. Düğümü büyük usta Aissati çözdü. Topla hızlı adam eksilterek ustalara özgü çizgiye indi, kale önüne kusursuz indirdi. Mehmet Akyüz olması gereken yerdeydi, kafayı yapıştırdı. Denizli kendine geldi. Maçın ikinci yarısı için çok şey yazılır, yerimiz dar. Hakem de iyi değildi. Kırmızı kart ağır. Giresun’un ikinci golünü getiren düdükteki yorumu yanlış. Ziya’nın sürpriz soluysa hayat öpücüğü. Bundan ötürü Yücel Hoca’nın farklı arayışlarla oyun geçişlerinde farklı modeller, farklı kombinasyonlar üretmesi gerekiyor.
Fatih Tanfer: Zafer inananlarındır sözünü çok severim. Cumartesi öğle üzeri Denizli Atatürk Stadı’nı dolduran 11 bine yakın seyirci, Denizlispor adına en kötü ve zor senaryodan başarıyla çıktı ve 3 puanı aldı. En önemlisi, asla yenilgiyi kabul etmeme anlayışıyla neler başarabileceğini bir kez daha gösterdi. 10 kişi kalıyorsun ve 2-1 geriye düşüyorsun. Denizlispor yediği 2. golde kaleciye geri pas diye yapılan yorumlama bana göre yanlış. Bütün bu olumsuzluklara rağmen golden 1 dakika sonra Aissati’nin pasında müthiş bir vuruş yapan Ziya adaleti sağladı. Ve 10 kişi oynamasına rağmen kazanmasını bildi. Savunma alanlarını iyi kapattı. Recep, Aissati, Ziya, Mehmet Akyüz büyük bir reaksiyon gösterdi. Bu anlayışla oyunu domine ettiler. Güçlü Giresun gibi bir takımı 10 kişiyle yenip 3 puana ulaştılar. Bu hafta rakip Balıkesirspor, haftaya da evinde Gençlerbirliği’yle oynuyorsun. Puan cetveline bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Yolun açık olsun Denizlispor...
Mehmet Demirtaş: Tek kelime ile harikasınız. Tribünde taraftar, sahada futbolcular ve tekrardan güçlenen camia. Yönetim sanki her şeyi kurup şimdide seyre geçmiş gibi. Nazar değmesin her şey yolunda gidiyor. Maça dönecek olursak, maçın atmosferine kapılıp yapılan hataların yanı sıra rahatsız edici bir durum yoktu. Mehmet Akyüz’ün performası yine üst düzeydi. Golünü de buldu. Aissati’ye parantez açmak isterim çok iyi bir çizgi yakaladı. Kendinden beklenenin de üstünde bir çaba gösterdi 2 de asist yaptı. Ziya’nın golü de cevap niteliğinde güzel bir goldü. Maçın fişini çeken isim de Abdülkerim oldu. Kutlarım Denizlispor’u. Denizli için o sene bu sene gibi görünüyor. Haydi Denizli arkası gelsin.

Akhisar düş kırıklığı

Bülent Buda: Eğer ilk yarıyı Akhisar iki farkla önde bitebilseydi, maçın bitiş skoru bu mu olurdu? Bilemeyiz. İzlediğim maçtan sonra bence durum şöyle...
- Bursaspor daha seçenekli bir takım. Oyuna hamlelerini süreye bakmadan yapabilen yapıları var. Maçın bütününde oyunda kalan, farklı geçişleri becerebilen iletişimi güçlü, oyuna asılan bir takım Bursa. Cihat Hoca ikinci bir Antalya mucizesi yaşarmıyım dedi sanki ilk 45’te neredeyse olacaktı. Bence en çarpıcı izlenim şöyle. İkinci yarıya giren iki takımdan basan, arayışlarını kesintisiz sürdüren, topun kesin sahibi, pozisyon üreten taraf Bursa. Var mı itirazı olan? Öyle oluncada hakem düdüğünü öttürdüğünde iki farkla önde kapadı olayı. Cihat Hoca’ya birkaç sorum olacak. Siz ikinci yarıya eşitliği kabullenerek mi başladınız?
- Oyun eşitlikle sürerken, seyrek atak, geriye düşünce baskı, niye eşitlikte değil?
- Oyuna hamleler için neden gol ya da golleri yemeyi bekliyorsunuz? Son söz, eğer Güray’ın gollük vuruşunu Ertuğrul çizgiden çevirmeseydi de skor tabelası Cihat Hoca’nın gönlüne göre olacaktı.
Fatih Tanfer: Bülent Abim diyor ki, Ertuğrul topu içeriden çıkarmasa maçın sonucu Cihat Hoca’nın gönlüne göre olacaktı. Evet, kötü oynarken de yenilmemek puan ve puanlar almak çok önemlidir. Anlayışım gereği, haddimi aşmayarak hiçbir teknik adamı ve futbolcuyu hedef almam. Ayrıca da Cihat Hoca’yı hem severim hem de başarılı olmasını canı gönülden isterim. Ancak bu Akhisar’dan memnunsanız benim söyleyecek bir sözüm yok. Futbolda da geçerli olan bir söz var, ‘Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçları beklemek hayaldir’ Akhisarspor 2-0 öne geçiyor, devreye girilirken golü yiyor. Futbolda böyledir. Bursa’nın direnci artarkan kazandığı gollerle 2-0’ın avantajını değerlendirmek isteyen ama hiçbir şekilde futbol oynamayan, hücumda olmayan bir Akhisarspor vardı. İkinci yarıysa Akhisar, seyrederken büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Sadece 8 numaralı Badji 100 isabetli pas veriyor, sahanın dilediği yerinde geziyor ve asist yapıyor. Rakibini kontrol edemiyor. Dakikalar ilerledi, Josue’nin topu bir adım götürecek hali kalmadı. Göz göre göre Bursaspor Kadir’in olduğu bölgeden sayısız atak yaptı. Bir türlü tedbir alınamadı. Geri koşamayan bir orta saha, hücumu hiç olmayan bir Akhisarspor ve sonucunda yenilen 4 gol. Acı ama gerçek bu. Akhisar’ın bulunduğu yer Akhisarlıları, Akhisarspor’u sevenleri biraz daha ileriye gideyim, bizleri de üzüyor. Artık bir çıkış yapma zamanı. Farklı oyun anlayışında gerekliliğini söylemekte yarar var. Umarım en kısa zamanda toparlanmış ve gücünü bilen Akhisarspor ile tekrar buluşuruz.
Mehmet Demirtaş: Tam toparlandılar derken tekrar dağıldılar. Üzülürek söylüyorum bunu. Ne yazık ki evinde Bursaspor gibi kadro derinliği olan bir takıma karşı 40. dakikada 2-0 öne geçtiğin karşılaşmada 4-2 yenilmek gibi bir lüksün olmamalı. Bunun izahı nedir? Emeğiniz, teriniz söz konusu bunda kimsenin şüphesi yok. İnsan sormadan edemiyor. Bu gidiş nereye? Fikstür zorlu. Bir an evvel ne yapılması gerekiyorsa yapılmalı. Yoksa durum daha kötü olacaktır. Kimse bu takımı bir alt ligde görmek istemez.

Altay, çamurdan puan çıkardı

Bülent Buda: Hüsamettin ile Furkan iki maçtır ilk 11’de. Bu beni mutlu ediyor. Onlarla iki şampiyonluk yaşadı Altay. Ancak bu ligin koşullarıyla örtüşen aşamayı gerçekleştirmeleri gerekiyor. Yani daha çok çalışarak. Kaptan İbrahim’in vazgeçmeden, pes etmeden, savaşarak çevresine aktardığı pozitif enerjinin baygınıyım. Gençer, duran yüksek toplardaki becerisini, ustalığını sürdürüyor. Hatay’da saha koşulları çok ağırdı. O koşulların üstesinden gelmek, güçlü kas yapısı gerektirir. Bir de zihinsel vazgeçmeme hali. Hataylı futbolcular özellikle maçın ikinci yarısında gerçek kalitelerine her bakımdan ulaştılar. Metin orta alanı biçimlendiren, tutan, yarışan adamdı, yanındaki arkadaşlarıyla birlikte. Oyuna hamle dakikalarıyla oyuncu seçimleri yerindeydi. Maçı kazanabilirler miydi? Evet olabilirdi. Eşitlik de bana adil gibi geliyor. Zor koşullardan iyi yarışarak puansız dönmemek önemlidir. Tüm takımı kutlarım.
Fatih Tanfer: Altay, saha koşulları son derece kötü olan ve son haftaların formda ekibi Hatayspor karşısında çok önemli bir puan aldı. Mağlup duruma düştü. İkinci yarı oynanıyor; öylesine inançlı, dirençli ve tüm oyuncuların doğru bir biçimde oynadığını görüyorum. Asla bu takımın mağlup olmayacağı hususunda bir inanç bende oluşuyor. Çünkü tüm oyuncular kendilerinden istenen bölgede bulundular, mücadele güçleri üst düzeydeydi. Altay’da tespit ettiğim bir gerçek var. Gelişen ve olumlu bir şekilde üretkenliği artan bir takım izliyoruz. Gençer de golünü attı hak ettiği puanı da aldı. Hiç olmazsa Play Off yarışında olması için deplasmanlarda galibiyetler gerektiğine inanıyorum. Bu hafta İzmir’de rakibi Altınordu. Futbol dolu güzel bir derbi bekliyorum.
Mehmet Demirtaş: Altay’ın Hatay’da göstermiş olduğu performans hiç de hafife alınacak cinsten değil. Maçın kalitesini aksatacak zemin şartları ağırdı. Gerçekten bir sakatlığın çıkmaması ve olumsuz bir durumun doğmaması büyük şans. Gençer de attığı golle güvenini yeniden kazandı. Ama maçın geneline baktığımızda Hatay’ın mücadelesinin de Altay’dan çok uzak olmadığını gördük. Maçtan beraberlik çıkması beni şaşırtmadı. Şimdi evlerinde Altınordu ile oynayacaklar. Karşılarında genç ve dinamik bir kadro olacak. Bu maçı merakla bekliyoruz.

Zorlanarak kazandılar

Bülent Buda: Neredeyse kusursuza yakın bir diziliş Karabük’te. Oyuna giriş hızlı, tempolu, akışkan... İkinci dakikada Karabük 10 kişi. Kesintisiz ataklar sonrası gol hücumculardan değil, savunmacıdan geliyor. Karabük, ilk yarıda 5 atak yapıyor; 3’ü gol pozisyonu. Biri de Oğuz’un katkısıyla gol. Oyunun tamamında sağdan soldan, merkezden atak sayısını not almaktan parmaklarım yorgun düştü. Karabük ceza alanı içinde topla, Vukovic ile Abdülkadir dışında bütün futbolcular buluştu. Vukovic kaleci onu anlayabiliyorum ama Abdülkadir merkez hücumcu, golcü. Boş pozisyonda ceza alanı içinde tek pas alamadı. Olacak şey mi? Bir ara ‘Hadi bana eyvallah. Ben oynamıyorum’ diyeceğini sandım Abdülkadir’in. Karabük, 10 kişi kaldı ligin dibinde. Hafife aldılar, önemsemediler diyemem. Ancak 10 kişi kalmış bir takımın da ataklarda pozisyon bulmasını anlayamıyorum. Onlarca ataktan gelmeyen gol, duran toptan oldu. O da rakibin sırtına çarparak.

Yenilmezlik sürüyor

Bülent Buda: Kerim’in ilk dakikalardaki girişimi gol olmalıydı. Olmadı. Üstüne Altınordu gol yedi ve bu durum neredeyse oyunun bitimine kadar sürdü. Altınordu oynadığı bu maça kadar ilerleyen sürecin en kötü futbolunu oynadı. Alıştığımız, sevdiğimiz oyun değildi. Sanki birkaç saat daha oynansa skor değişmeyecek gibiydi. Yine de en azından yenilmezlik sürüyor. Hakem Özgür Türkalp’in benim gibi görme sorunları başlamış. Bence bıraksın artık. Tahtanın önüne geçsin, öğrendiklerini unutmadıysa öğretsin. Altınordu’nun zorlanarak yazdığım ilk yorumu. Umarım son olur. Futbol oyununda olur böyle günler. Otomatiğe bağlanmış, programlanmış, robot değil ki futbolcular. Duyguları var. Yenilmezliklerini sürdürdükleri için sevinçliyim.
Fatih Tanfer: Altınordu son yıllarda kendisi adına dönüm noktası olan zirveye yerleşeceği kritik maçları nedense kazanamıyor. İzlemekten keyif aldığımız Altınordu’yu bu maçta göremedik. Maçı kazansa 20 puanla Play Off yarışının içinde olacaktı. Ancak olmadı. Futbolun doğru kurallarından biri olan kötü oynarkende kaybetmemek önemli özellik. Son dakikada da olsa alınan 1 puan kazançtır diye düşünüyorum. Geleceğe de yine umutla bakıyorum. Bu hafta İzmir’de Altay’la çok önemli bir derbi oynayacaklar. Cumartesi günü Fair Play ruhuna uygun oynanmasını temenni ettiğim maçtan herkesin keyif alacağına inanıyorum.

Restoran çalışanı dehşet saçtı: 1 ölü, 4 yaralıNiğde’de bir restoranda çalışan şahıs mutfaktan aldığı bıçakla 1 kişiyi öldürdü, 4 kişiyi yaraladı.
19 Kasım 2019 Magazin Bülteni19 Kasım 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber