İçimdeki çocuk hiç büyümedi...

İçimdeki çocuk hiç büyümedi...

İçimdeki çocuk hiç büyümedi...

İzmir Ticaret Borsası’nın ilk kadın başkanı Işınsu Kestelli ile Alaçatı’daki yazlığında buluştuk kente dair projelerini, kadın yönetici olmanın güçlüklerini ve özel yaşamını konuştuk

İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, son olarak odalarla birlikte dezavantajlı bölgelerde yaşayan kadınlara yönelik hayata geçirilen gezici Mamografi TIRI’nın teslim töreninde karşımıza çıktı. Ardından yurtdışına gittiği haberi geldi, oradan da İstanbul’a... Göğüs kanserine karşı verdiği mücadeleyi kazanan İTB’nin ilk kadın başkanını söyleşi için Alaçatı’daki yazlığında yakaladık, İzmir’i, kente ilişkin projelerini, kadın yönetici olmanın zorluklarını ve özel hayatını konuştuk...

Nerede doğdunuz?

Işınsu Kestelli: Konya’da. Aslında İzmirliyiz. İlk torunum. O yüzden dedem Konya’da olduğu için annem gidip anneannemin yanında doğumunu yapmış. Mutlu, enerjik, yerinde duramayan bir çocuktum. Hala da öyleyim. İçimdeki çocuk hiç büyümedi.

Kaç kardeşsiniz?

İki kız kardeşiz. 81 yılında İzmir Amerikan Lisesi’nden mezun oldum. 1985’de 9 Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdim. Kız kardeşim de doktor.

Neden o bölümü seçtiniz?

Aslında o dönemde bölümümün adı Para ve Banka idi. Bir kere İzmir’de okumak istedim. İkincisi babamın çok yakın bir arkadaşı eski Merkez Bankası Başkanı Bakan Tayyar Sadıklar okuduğum bölümün başkanıydı. O nedenle onun bölümünü yazdım. Üniversite son sınıfta okurken de Raks Dış Ticaret’te yönetici asistanı olarak işe başladım.

Erken bir yaş...

Erken değil aslında. Amerikan Koleji’nde iki sene hazırlık yaptığım için çok da küçük sayılmazdım. Hatta babam, “Ne gerek var çalışmana?” dedi. Kendisi emekli vali. Ama ben çalışmaya devam ettim. 3 ay sonra Yaşar Holding DYO’ya bağlı tekstil boyaları üreten bir şirkete genel müdür asistanı olarak geçtim. Genel müdürümüz Danimarkalıydı. Birkaç ay sonra da kendi isteğimle satış koordinatörü oldum. Çok çalışıyordum, maaşım yüzde yüz arttı. Oradan Turyağ’a yine genel müdür asistanı olarak teklif aldım. Ancak bu işten tatmin olmamayınca satın almaya geçirdiler. 3 yıl sonra o bölümün müdürü oldum. Turyağ’ın Türk Henkel ile birleşme döneminde de İstanbul’a gittim. Dünya genelinde bitkisel yağ sektörünü öğrendim. İstanbul’da çalışırken bir yandan da evliydim, eşim İzmir’deydi.

Kaç yaşında evlendiniz?

29.

Sonra...

İstanbul’da 1.5 yıl çalıştım. O sıralarda babam felç oldu, ağır hastaydı. Ben de hafta sonları gidip geliyordum İzmir’e. Hamile de kalınca işi bırakmaya karar verdim. Ardından da işyerimdeki asistanlardan bir arkadaşımla şirket kurduk. Babamı Temmuz’da kaybettik. 6 aylık hamileydim. “İyi ki de bırakmışım” demiştim o zaman. Şirketi 10 yıl yaşattık. 2008’de ise kendi şirketim Agritade’i kurdum. Açıkçası iş konusunda iyilik ve şans bana hep yardımcı oldu.

Kaç yıldır iş hayatındasınız?

Raks’ı saymıyorum, 12 yıl profesyonel çalıştım özel sektörde. Kendi işimle birlikte toplam 32 yıldır.

Başarınızın sırrı neydi?

İnsanın severek yaptığı her işte başarılı olacağına inanıyorum. Üstlendiğim iş ne olursa olsun onu severek yaptım. İnsan ilişkilerim iyidir benim. Bitkisel yağ işinde uluslararası şirketlerde pek çok isimle tanışma fırsatım oldu.

Gençlere tavsiyeniz neler?

Bir kere sevdikleri işi yapmaları çok önemli. Bir de biraz sabretmeleri. Hemen pes etmesinler. İlerleyen yıllarda artan sorumluluklar nedeniyle risk almaları zor olacaktır, yaptıkları işten mutlu değillerse risk alarak değiştirmelerini öneririm.

Kadın olarak iş yaşamında olmanın avantaj ya da dezavantajları oldu mu sizin için?

Ben çok dezavantajla karşılaşmadım aslında. Yani bana kimse kadınım diye farklı davranmadı. Kadınlarla ilgili kotalara da çok sıcak bakmıyorum. Neden kadınlar dezavantajlı gruba sokuluyor ki? Böyle yaparak bir yandan da ayrıştırıyoruz aslında.

Ama bir yandan da erkek egemen bir sektörde yöneticilik yapıyorsunuz...

Evet. Hele borsa da tarım ağırlıklı, tamamen erkek egemen. Biliyorsunuz borsa, 1891’de kurulmuş ben ilk kadın yönetim kurulu üyesi, meclis üyesi ve ilk kadın başkanıyım. Ancak bugün ülkemizde 18.5 milyon kadınımız, eğitimsizlik ya da yetersiz eğitimi nedeniyle karar alma mekanizmalarının dışında. Bu durum değişmeden kadın-erkek eşitliği sağlayabilmek adına atacağımız her adım yetersiz olacaktır.

Bu noktaya nasıl geldiniz?

Bir kere tepeden inme gelmedim. Hep çalışarak, kendi başarılarımla geldim. Turyağ’da çalışırken meslek komitesini temsilen girdim. Sonra meclise seçtiler beni. Meclisten yönetim kuruluna girdim. Ardından başkanlığa seçildim.

Barcelona gibi bir şehir olabilir

Çocuk olduktan sonra iş ve özel hayatın dengesini nasıl kurdunuz?

Oğluma daha çok vakit ayırabilirdim. Ama doğum yaptım, 1 hafta sonra işe gittim. O dönemde sorumluluklarınız var, yarım yamalak olmuyor iş. Ama eşim de oğlumuzla çok ilgiliydi. Annem ve kayınvalidem de çok yardımcı oldular. Sevgiyle büyüdü. Çok olgun bir çocuk zaten Ege. Anne baba biraz da yaşlı olunca çocuklar da öyle oluyor.

Kaç yaşında anne oldunuz?

36 yaşındaydım. Can da 44 yaşındaydı baba olduğunda. Bizim zamanımızda geçti, şimdi normal oldu.

İzmir kadınların kariyer yapması için daha kolay bir şehir mi?

Çok değil aslında. Hatta İzmir’in bazen daha kapalı, dar görüş açıları bile olabiliyor.

Peki, İzmir sizce hak ettiği noktada mı?

Potansiyeli büyük olan bir şehir ancak uzun zamandır beklenen hamleyi yapamadı maalesef. Bu nedenle de iyi eğitim almış gençler için iş imkânları da maaşlar da sınırlı. Ciddi bir beyin göçü yaşanıyor. Sosyal hayatta ise tam tersi, adeta çekim merkezi. Bugün kime sorsanız çoğu “İzmir’de yaşamak istiyorum” der. Bu atmosfer beyaz yakalıların İzmir’e olan ilgisini artırıyor ancak onları burada mutlu kılacak iş imkânları yaratmak lazım. Aksi takdirde bu geçici bir ilgi olarak kalacaktır.

İçimdeki çocuk hiç büyümedi...

İzmir için şuraya benziyor diyebileceğiniz bir kent var mı?

Barcelona gibi olur diye düşünüyorum. Barcelona nasıl futbol takımları ile gündeme geliyorsa İzmir de öyle olabilir. Sonra termaller nedeniyle sağlık turizmi, deniz sporları ve agro turizmde de (tarıma dayalı turizm) markalaşabilir.

İzmir’de gizli bahçeleriniz var mı?

Alsancak’ta oturuyoruz. Ama Alaçatı’daki bu evimiz 12 ay açık. Her hafta sonu geliyoruz. Oğlumuz Ege, geçen sene Boston’da üniversiteye başladı. Şimdi o da döner, onun ve bizim arkadaşlarımızla dolar taşar ev.

Hobileriniz neler?

İşimiz Uzak Doğu’da, Malezya’da. Uzak Doğu yemekleri yapmayı seviyorum. Fırsat bulursam Tayland’a eğitime gideceğim. Bir de yogaya başlıyorum. Denedim çok iyi geldi.

‘Kanseri yaşamamın nedeni var’ dedim

İTB olarak ne gibi projeler yapıyorsunuz?

2011’de meme kanserine yakalandım. Yendikten sonra da, “Bunu yaşamamın bir nedeni var. İmkânı olmayan kadınlara nasıl el uzatabiliriz?” diye düşündüm. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da destekleriyle gezici Mamografi TIRI’ını yaptırdık. Projenin ismini de çocuklara umut olsun diye ‘Annem Kanseri Yendi’ koyduk. Ardındanodalarla bir TIR daha yaptık. Sağlık Bakanlığı’na hibe ettik.

Kaç kadına ulaşıldı?

Sadece Manisa’da 5 erken tanı konuldu. Projeye başlarken tek bir kadının hayatını bile kurtarabilirsek proje amacına ulaşacak demiştim.

Kanserle mücadeleniz sonrasında ‘Bunu da yapmalıyım’ dediğiniz yeni kararlar aldınız mı?

Tedavi süresince bile hayat tarzımda büyük bir değişiklik yapmadım. Sürekli dostlarımla bir arada ve işimin başındaydım. Hatta her kemoterapi seansından sonra dostlarımla “Kemo Parti” düzenledik. Sadece beslenmeme biraz daha özen gösterdim. Yapmalıyım dediğim tek şey “Annem Kanseri Yendi” projesiydi.

Diğer projeleriniz...

İTB Başkanı olarak 3. dönemim. Bir diğer projemiz de ‘Türk Tarımının Global Entegrasyonu ve Tarım 4.0’. Ege Üniversitesi ile yürütüyoruz. EÜ Ziraat Fakültesi Menemen Çiftliği’nin bir akıllı çiftlik formatına dönüşmesi için önemli adımlar atıyoruz. Kasım ayı gibi yol haritamız netleşecek.

Ayrıca İTB olarak Borsa Akademi’yi kurduk. Faaliyetleri sonbaharda Zeytin Okulu ile başlayacak. Türk tarımının buluşma adresi elektronik alım-satım platformu e-commodity bazaar üye sayımız da 266’ya ulaşmış durumda. EBSO, İZTO ve İTB ve EİB olarak tarıma dayalı 3 OSB kurulması yönünde ortak karar aldık.

Peki, yeni nesil toprak konusunda bilgili mi?

Günümüz çocukları toprağa uzak büyüyor. Öyle ki sütün fabrikada yapıldığını zannedenler var. Bunun için “Toprak ve Çocuk” programımız başladı. İki yıldır da “Tarım Gençlerle Yükseliyor” yarışması yapıyoruz.

Tarım alanlarının yüzde 5’ini kaybettik

İklim değişikliği için önlem alıyor muyuz?

Son 10 yılda tarım alanlarının yüzde 5’ini kaybettik. Sürdürülebilir bir gıda sistemi kurmak istiyorsak tarımda temiz ve akıllı üretim sistemlerinin kullanılması şart. 2019 itibarıyla 14001 Çevre Yönetim Kalite Sistemi’ni kurmak ve örnek olmak için borsamızın karbon ayak izini hesaplamak amacıyla çalışmalara başladık.

Kadına şiddet konusunda da çalışmalar yürütüyorsunuz sanırım...

Evet. Geçen yıl arkadaşlarımla BM’in cinsiyete dayalı şiddetle mücadele için oluşturulan Orange The World (Dünyayı Turuncuya Boya) kampanyasına destek verdik. Kampanyayı “İzmir’i Turuncuya Boya” başlığıyla kentimize uyarladık, büyük de destek aldık. Ardından Turuncu Dernek çatısı altında buluştuk. “Turuncu Konuşmalar” etkinliği yaptık. Hedefimiz etkinliğin tüm Türkiye’ye yayılması.

Ayrıca Sabancı Üniversitesi’nce tasarlanan proje kapsamında da borsa çalışanlarına “Toplumsal cinsiyet ayrımı, şiddet kavramları tanımı ve türleri” konulu eğitimler düzenledik. Projelerimiz devam edecek.

Asansör teknisyeni nöbet gününde akıma kapılarak öldüAntalya'da, asansör bakım firmasında teknisyen olarak çalışan Oğuzhan Aykurt (23), nöbet gününde bir kafenin arızalanan asansörüne müdahale ettiği sırada elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi.
Hayvanlar "buzlu menüler"le serinliyorHava sıcaklıklarının yaz aylarında zaman zaman yüksek seyrettiği İzmir'deki Doğal Yaşam Parkı'nda farklı türdeki hayvanlar, kendilerine özel olarak hazırlanan "yaz menüsü" ile serinliyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber