Geri Dön

İşte, 3 soruda 13 rektör adayı

İZMİR’DEKİ iki üniversitede yarın sandık kurulacak. Ege’de 6, Dokuz Eylül’de 7 isim rektörlük yarışının ilk raundunda, yaklaşık 2 bin 600 öğretim üyesinden oy almak için mücadele edecek. YÖK, seçim sonucu ilk 6’ya giren adaylar arasından 3’ünü Cumhurbaşkanlığı’na sunacak. Cumhurbaşkanı da bu isimlerden birini atayacak.

İki üniversite, rektörünü seçiyor

Yarın, Ege ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nde rektörlük seçimleri yapılacak. Rektörlüğe aday olan 13 isim, Milliyet Ege’nin sorularını yanıtladı:

ADAYLARA ÜÇ SORU
1. Üniversitede türbanı nasıl yorumluyorsunuz?
2. Seçim sürecinde işleyen takvimi demokratik buluyor musunuz?
3. Siz Rektör olursanız, üniversitenizde öncelikle   neyi değiştireceksiniz? 

EGE ÜNİVERSİTESİ
Prof. Dr. İsa Durmaz (Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı):
1- Son zamanlarda dini konularda eğilimin bir göstergesi olan ve Atatürk ilkelerine ters düşen türbanın üniversitemizde yeri olmayacaktır. Bu görüş Türk mahkemeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemleri’nce de doğrulanmıştır.
2- Rektörlük seçimleri üniversitedeki seçim sonucunda netleşmelidir. Herhangi bir üst makamın onayı sembolik düzeyde olmalıdır. Ayrıca seçimlere bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi öğretim üyeleri dışında belirli oranda çalışanların ve öğrencilerin de oy hakkı olması gerektiğine inanıyorum.
3-Bir kurumun kendi alanında başarılı olabilmesi kadrosundaki nitelikli insanların bulunmasına bağlıdır. Öncelikle bunun sağlanması için öğretim üyelerinin ekonomik durumlarının düzeltilmesi, bilimsel araştırmalarını sürdürebilecekleri merkezi  laboratuvarların oluşturulması, genç öğretim üyelerinin kariyerlerinin tamamlanması için dil sorunları ile yurtiçi ve yurtdışı eğitim sorunlarının çözümü sağlanmalıdır.

Prof. Dr. Haluk Baylas (Rektör Yardımcısı ve Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi):
1- Anayasa Mahkemesi’nin kararlarıyla belli bir noktaya getirilmiştir. Yasalar neyi gösteriyorsa onu uygulacağız.
2- Seçim sisteminin gözden geçirilmesinde yarar var. Ancak bu sistem çok uzun zamandır uygulanıyor. Ne seçim ne atama. İki sistemin karması biçiminde belirleniyor. Zaman zaman, bazı herkesin içine tam sindiremediği sonuçlar ortaya çıkıyor. Sistem tümüyle ele alıp yeniden gözden geçirilmeli.
3- Sekiz yıldır rektör yardımcısıyım. Bu dönemdeki icraatların sorumluluklarının bir bölümü de benim üzerimde. Akademik yapıyı güçlendiren, araştırmacılığı öne çıkaran ve üniversiteyi topluma açan bir üniversite yapmak istiyorum. 

Prof.  Dr. Ata Erdener (Tıp Fakültesi Dekanı):
1-Üniversitede türban, siyasi bir simgedir. Anayasa Mahkemesi de bu doğrultuda karar vermiştir. Bu nedenle üniversiteye türban giremez.
2-Tek bir kriter olmalı. Öğretim üyelerinin, üniversitenin oylarıyla en yükseyi alan atanmalı.
3-Üniversitede en büyük sorun kaynak sorunu. Üniversite dışından kaynak yaratmak lazım. 

Prof. Dr. Cüneyt Hoşcoşkun (Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi):
1-Ben özgürlüklerden yanayım. Ama yasa ne diyorsa onu yapmak zorundayız.
2-Demokrasi denen şey bir kurallar silsilesidir. Kanunlara uyulması ve uygulanmasıdır. Ona uymamak demokrasiyi hazmetmemenin sonucudur.
3-Üniversitemizi dünya üniversiteleri içinde bilimde, santta ileriye götürmek için çalışacağız. Bu konuda projelerimiz var. Eğitim ve araştıram için para yok diye bir şey olamaz. Kaynağı dikkatli kullanmak gerek. Buna çözüm bulacağım.

Prof. Dr. Kayhan Kantarlı (Fen Fakültesi Öğretim Üyesi):
1-Bunu üniversitelerin en önemli sorunu olarak görüyorum. Üniversiteler, bu güne kadar olduğu gibi bundan böyle de dinsel sembollerin evrim karşıtı yaradılış düşüncelerin girmesine asla izin vermeyecektir.
2- Böyle bir sürecin demokrasiyle hiçbir alakası yoktur. Tamamen göstermeliktir.
3- Bilim etiğine sahip çıkılacak, ticari anlayışa son verilecek. Akademik değerlerin yeniden geçerli olması için çalışılacak.

Prof. Dr. Candeğer Yılmaz (İç Hastalıkları Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi):
1- Bu sorunun çerçevesi yasalarla çevrilidir. Hem Avrupa İnsan Hakları hem de Anayasa Mahkemesi kararıyla onun da sonuçları ortadır. Çüzümü buralarda aramak gerekir.
2-YÖK’ün de Cumhurbaşkanının da, öğretim üyelerinin eğilimlerini dikkate alacağını düşünüyorum. Şu anda seçime girdik ve modeli böyle. Üniversitede seçilip bitmesini tercih ederim. Ancak şu anki süreç bu.
3-Ege Üniversitesi ülkenin ve bölgenin en köklü kurumlarından birisi. Yeni bir bakış açısıyla oluşturacağımız yönetim modeli ile hem bilim dünyasında hem de şehrimizde ve bölgemizde üniversitemizin daha hissedilir olmasını sağlayacağız.

9 EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
 Prof. Dr. Atilla Akkoçlu (Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi):
1-Üniversitede türban olmaması lazım.
2-Şu anda mevcut sistem böyle. Değiştirmek mümkün değil. Ama daha ileride değişmesi lazım.
3-Bizim üniversitemizde birlik ve beraberlik eksik. Kitle üniversitesi değil, araştırma üniversitesi olması lazım. Kitle üniversitesi, kimliği kaybettiriyor. 

Prof. Dr. Mehmet Füzün (Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi):
1-
Türban bir yasa meselesi...
2- YÖK yasasının değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Seçimin mutlaka 2 turlu olması ve üniversitede bitmesi gerektiğine inanıyorum. En yüksek oy alan iki aday arasında ikinci tur yapılması gerektiğini düşünüyorum.
3- Üniversitedeki temel sorun rektör yandaşları ve ötekiler... Bunu kaldıracağız. Sanki bir iktidar ve muhalefet varmış gibi bir ortam yaratıldı. 

Prof. Dr.Sedef Gidener (Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi):
1-Bu konuya yapacak yorum kalmadı. Mahkeme kararıyla da belirlendi.
2-Seçilenin atanması gerektiğine inanıyorum.
3-Çalışanla çalışmayanın farkı belirginleşecek. 

Prof. Dr. Hale Akpınar (İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı  Öğretim Üyesi):
1-
Üniversitede türbanı doğru bulmuyorum.
2- Yıllardan beri uygulanan bir sistem. Tabii ki demokratik bulmuyorum. Ancak baştan böyle olduğunu bilerek kabul ettik.
3- Üniversitemize huzur gelecek. Üniversitede baskı, istihbarat-jurnal ve liyakata dayalı olmayan işler kültürü yaratıldı. Bunlar kalkacak. Seçim sürecinde bile bir baskı yaşandı. Baskı kalkacak. 

Prof. Dr. Halil Köse (Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi):
1-Yasal olarak türbanla üniversiteye girmek mümkün değil. Yasaları uygulamak zorundayız.
2- Aslında seçim süreci iki aşamalı olsa iyi olur. En çok oy alan iki aday arasında gerçekleşmesi daha doğru. Çok demokratik değil ama bunu bilerek aday olduk. Beğenmemekle beraber uymak zorundayız.
3- Tek adam yönetimi olmayacak. Tıp fakültesi yönetiyordu... 3 fakülteden 3 tane rektör danışmanı, üç fakülteden de 3 yardımcı rektör olacak. Rektörlük Buca’ya taşınacak. 

Prof. Dr. Zerrin Toprak (İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi):
1-Türban insani bir vakadır. İnsanların geliştirdiği bir şey. Okumak asıldır. Türban eğitim için birçok kusurlar yaratabiliyor. Örneğin İslam ülkelerindeki örneklere bakıldığında eğitimi yanlış etkilediğini görüyoruz. Sanat eğitiminde sorunlar ortaya çıkabiliyor, tıkayabiliyor... Bu yüzden de eğitim açısından bakıldığında türban eğitimde kusur yaratıyor.
2-Seçim süreci bu şekilde gelişmiş. Neticede nabız yoklaması. Şu anda da tam olarak parmak hesabıyla gelişmiyor. Mevcut yönetim, bir adayı destekliyor ve bunu belli ediyor. Bu da demokratik bir ortam yaratmıyor.
3-Üniversite bilgi üretiyor ama kendine bunu kullanmıyor. Sadece öğrenci yetiştiriyor. Öğrencinin ve öğretim üyesinin verimliliğini artırmak için çalışmalar ortaya koyacağız. Birimlerin bir bütünün parçaları olduğunu ortaya koyduk. Üniversite tıp fakültesinden ibaret değil. Tüm birimler yönetime katılabilecek. 

Prof. Dr. Siraç Dilber (Hematoloji  Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi):
1-Bilim ve fenle uğraşan insanlarız. Bunun dışında rehberimiz yok. Bu işi siyasilerin çözmesi gerekiyor. Kanun ne derse onu tatbik edeceğiz.
2-Şu anki seçim sürecinde de eğer yönetim tarafsız olsaydı, promosyon dağıtmasaydı Ankara tarafında değildim. Herkes eşit olacaksa, demokratik ortam sağlanacaksa Ankara ayağı olmasın. Öğretim üyelerinin kararına bağlamak lazım.
3-Yeni bir araştırma politikasını ortaya çıkaracağız. Yeni bir Ar-Ge, Teknopark projesi hazırlıyoruz. Türkiye’nin en iyi, dünyanın en sayılı üniversitesi olması için birlikte şaha kaldıracağız.

Köpeğe kalaslı dayak cep telefonuna yansıdıYalova’nın Çiftlikköy ilçesi Aşağı Gacık mevkisinde köpeğini kalasla döven Hasan A. adlı şahsın uyguladığı vahşet cep telefonuna yansıdı.
13 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber