Kazanmadan asla olmaz

Geride kalan 5 haftada galibiyet yüzü görmeyen ve kan kaybını önleyemeyen Göztepe, evinde Kasımpaşa’yla da berabere kaldı, düşme hattından çıkamadı. Kötü gidişe dur diyemeyen sarı kırmızılıları değerlendiren usta kalemlerimiz, “Göz Göz’ün önceliği, evindeki maçları kazanmaktır” dedi

Kazanmadan asla olmaz

Bülent Buda: Seyirci susmuyor, maçı istiyor. Takım gidiyor Kasımpaşa’nın üstüne üstüne lakin yıkıcı, hataya zorlayan, pes ettiren ataklar, girişimler eksik. Deniz’in direkten dönen şutu talihsizlikti. Ama bir tane. Daha fazlası gerekir. Final dokunuşlarını etkili yapacak futbolcuları suskun Göztepe’nin. İzmir’de taraftarın büyük desteğiyle 3 puanlık oyunu oynamak, kazanmak zorundasınız. Yoksa, olmuyorsa manzara umut verici değil. Oyunun bitimine doğru Kasımpaşalı daha iyi vurabilse, ya da Beto çıkarmasa 1 puanda gidecek. Sergilenen futbolun kalitesi yarışmacı kimliğin uzağında duruyor. İzlediğimiz futbol bu ligin standartlarıyla örtüşmüyor. Basan, bozan, yarışan, üreten vazgeçmeyen bir takıma gereksinim var. Epeydir izleyemiyoruz. Özledik.
Fatih Tanfer: Maçın genelinde her iki takımda kontrollü oyunu öne çıkardı. Kasımpaşa belki bu sezonun en kompakt futbolunu oynadı. Defansif özelliklerini öne çıkardı. Alan bırakmamayı amaçladı. Ancak ilk yarıda Deniz’in direkten dönen şutu, Titi’nin bomboş pozisyonda vuramaması, Ngando’nun 6 pastan topu atması... Göztepe’nin müthiş taraftarı takımı harekete geçirmek için elinden geleni yaptı. İkinci yarı ise istenilen baskılı futbolunun oynandığı söylenemez. Ancak yapılan sayısız ortalardan da gol gelmedi. Golcü sorunu da ortaya çıktı. Orta alan kolay geçildi. Castro lüzumundan çok fazla stoperlerin arasına geçip top aldı. Borges’in ise varlığıyla yokluğu belli değildi. Böyle de olunca Göztepe’nin o bildiğimiz coşkulu, enerjik futbolunu göremedik. Ancak ne olursa olsun bu maçı kazanmalıydı. Yapılan değişiklikler sonrası son bölümde ivme kazanmış bir oyun anlayışıyla rakip alana yerleşti ama istenilen gol gelmedi. Futbol hakikatten psikolojik bir savaş. Göztepe’de artık oyuncular yeteneklerini ve güçlerini bilerek oyunlarını en üst noktada geliştirmeye odaklanmalı. Göztepe asla böylesi kaygı dolu günleri hak etmiyor. Ancak umuyorum ki bu tehlikeli bölgeden en kısa zamanda çıkacak.
Mehmet Demirtaş: Göztepe’nin bu sezon gerçekten zor bir süreç yaşadığı kesin. 25 haftalık periyotta 3 hoca değişikliği yaşadılar. Yönetim bazında baktığımız zaman yolunda gitmeyen durumların analizlerini yapmış olduklarını görüyoruz. Kaldı ki geçtiğimiz süreçte Başkanvekili Talat Papatya, “Sezon sonu artılarımızı eksilerimizi oturup konuşacağız. Şimdi kenetlenme zamanı” diye açıklamalarda bulundu. Doğru da söyledi. Evet Göztepe bu sezon çok iyi değil, ancak bitime 9 hafta kaldı. Şimdi bunları konuşmanın bir anlamı yok. İçeride alınacak galibiyetler Göztepe’yi ligde tutmaya yeter. Bu sezon hiç tanıklık etmediğimiz bir Süper Lig yaşıyoruz. Şu an ligin dibi ile 5. sıra ile aradaki puan farkı 9. Kapanır mı? Evet kapanır. Çünkü lig alev alev hangi takımın hangi takımı yeneceğini kimse kestiremiyor. O yüzden son maça kadar tam desteğe devam. Maça gelecek olursak. Evet, Göztepe’nin bulunduğu konumunu güçlü taraftarı hiç hak etmiyor. Pazar günü hava çok güzel. Bornova Stadı tıklım tıklım. Galibiyet için atmosfer muhteşem. Ancak Deniz’in direklerden dönen topu. Borges’in müsait pozisyondaki etkisiz kafa vuruşu. Ngando’nun bekleneni verememesi. Bal yapmayan arı Jerome’nin gol atamama istikrarını sürdürmesi ve her zamanki gibi Göztepe’yi sırtlayan kaleci Beto’yu izledik. Kısaca Göztepe fırsat tepti. Ben Tamer Hoca’nın inanmışlığına oyuncu grubunun da karşılık vereceğine inanıyorum.

Vazgeçmek yok Akhisar

Bülent Buda: Bence Bokila’nın en iyi günlerinden biriydi. 72. dakikadaki Bokila, Lopes değişimi Cem Kavçak’ın en kötü hamlesiydi. Skoru koruma kaygısı ya da başka bir şey ama aceleci davrandılar. Yanlıştı. Maçın bütününde atak, pozisyon üretimi, topa daha çok sahip olma ile elverişli pozisyonları gole dönüştürememe üstünlüğü açık ara Trabzon’un bu tamam ama kusursuz bir hızlı karşı atak, pas akışı, final vuruşuyla öne geçen taraf Akhisar. Bu da tamam o denle baskı altında eşitlik golü de tamam ama penaltı VAR’cılarla birlikte hakemin eyyamcılığı bir yerlere şirin görünme hevesi. O kadar yoğun ki eyyamcılık, daha 46. dakikada gole dönüşebilecek bir Barbosa atağını önleyişi vardı ki hakemin tam bir karamizah. Cezalılar, sakatlar, sorunlular. Aslında seçenekli, güçlü bir kadro Akhisar. Elbette her şey bitmedi. Oyun, yarışma sürüyor. Asla vazgeçmek yok.
Fatih Tanfer: Akhisarspor, deplasmanında en az bir puan hedefleyen savunma ağırlıklı bir futbol oynadı. Kontrataklarla da pozisyon aradı. Önce oyunu tuttu, rakibini çözdü ve bu anlayışı 41, 45 ve 45. dakikalarda 3 net gol pozisyonunda kaleci Uğurcan’ı geçemedi. Kendine güvenide gelmişti. Pas oyununu iyi yapıp rakibine alan bırakmıyordu. 65. dakikada Barbosa ile başlayan, Rotman’ın şahane pasını gole çeviren Bokila durumu 1-0 yaptı. Haftalardır devam eden atılan gol sonrası gol yeme alışkanlığı devam etti. 70. dakikada defansın hatasından golü yedi. Sonrası VAR ile verilen penaltı ve ne hazin ki öne geçip en az bir puanı hak ettiği maçtan mağlubiyetle ayrıldı. Kaleci Lukac çok iyi oynadı. Ancak gol sonrası gereksiz yapılan değişiklik Trabzon stoperlerinin Akhisar kalesi önünde etkili olmasını sağladı. Cezaalanına gömüldüler ve olmadı. İnanılacak gibi değil. Akhisar’ın bildiğimiz takım ruhu ve her türlü zorluğun üstesinden gelme anlayışına hala inanıyorum ve inanmaya da devam edeceğim. Ancak bu haftaki Kasımpaşa maçı bence ya devam ya tamam maçı. Alınacak 3 puan çok şeylerin değişebileceğinin göstergesi olacaktır.
Mehmet Demirtaş: Akhisarspor Süper Lig’de oynadığı 7 sezonun en kötü yılını geçiriyor o kesin. Ancak bir o kadarda hakem hatalarına maruz kaldığı bir sezon daha hatırlamıyorum. Örnek Abdulkadir Parmak, ceza alanında müdahale olmaksızın kendini yere atıyor, hakem komik bir kararla penaltı noktasını gösteriyor. Kısaca yazık oluyor Akhisar’a. Yeşil siyahlılar Trabzonspor karşısında eksiklerine rağmen elinden gelenin fazlasını yaptı ancak hem rakibini hem de hakemi mağlup edemedi.

Horoz, yoluna devam ediyor

Bülent Buda: Osmanlı'dan sonra sahalarında ikinci kötü oyun, kayıp iki puan daha. Mehmet Akyüz, Burak Çalık kulübede. İlk 20 dakikada konuk Ümraniye etkili ataklarla gole daha yakın. Denizli düşük tempoda el freni çekilmiş gibi. 20. dakikada Aissati’nin direğe yakın geçen sert bir sol vuruşu var. O alışık olduğumuz gol kokan etkili savunma arkasına yapılan koşular, atılan uzun toplar neredeyse hiç yok. İlk yarıda tek gollük vuruş Recep Niyaz’dan, onu da kaleci önledi. İkinci yarıda 53. dakikada Burak, 72. dakikada Mehmet Akyüz oyuna katıldılar. Değişen bir şey olmadı. Tüm takım izleyeni çoşkuya taşıyan tempolu, hızlı, göze hoş gelen alıştığımız oyununun çok uzağındaydı. Bitime dokuz hafta kala kendi alanında beş puan kayıp.
Fatih Tanfer: Denizlispor, şuan ki puan cetvelindeki sıralamaya göre sahasında oynadığı ligin ikincisi Gençlerbirliği, üçüncüsü Osmanlıspor ve dördüncüsü Ümraniyespor karşısında 2 beraberlik, 1 mağlubiyet aldı. Yani 7 puan kaybetti. Bu şampiyonluğu amaçlayan ve şuan lider olan Denizlispor adına puan açısından fazla bir kayıptır. Bülent abim maçın teknik analizini yaptı. Bu maç özelinde sakatların çokluğu takımın gücünü olumsuz etkiledi. En kısa zamanda Denizlispor’un agresif, canlı oyunuyla çabuk ve direkt kaleye giden oyun anlayışını görmek istiyoruz. O da zaten hak ettiği şampiyonluğu getirecektir.
Mehmet Demirtaş: Denizlispor, evinde ağırladığı Ümraniyespor ile golsüz berabere kaldı. Bu sonuçla Denizli puanını 51 yaparak haftayı lider olarak devam ettirdi. TFF 1. Lig’de bütün gözler bu maçtaydı. Zirveyi ilgilendiren en yakın takipçileri Denizli’nin puan kaybetmesini bekliyordu. Öyle de oldu. Ancak Denizlispor, Ümraniye maçına talihsizliklerle hazırlandı. Hafta içinde Kaptan Mehmet Akyüz, Ziya Alkurt, Burak Çalık ve Kehinde’nin eksik idmanları ve sakatlıklarının yaşandığı ortamda maça çıkıldı. Kısaca zorunlu rotasyonları gözledik ve de maçın ilk yarısı ortada geçen bir karşılaşma izledik. Alıştığımız, futbolundan keyif aldığımız Denizli’yi göremedik. İkinci yarıda kazanma alışkanlığı edinen Denizlispor’u sahada görsekte aradığı golü bir türlü bulamayan horozlar 1 puana razı oldu. Bundan sonra 9 final maçı var. Bana göre Denizlispor ipi gögüsledi. Artık Süper Lig hayal değil.

Play Off için sonuna kadar devam

Bülent Buda: Yaklaşık 65 dakika 10 kişi. Maçın bütününde karşı kaleye 3 atak bir gol 3 puan. Geriye yaslanmış Altınordu, alıştığımız bir durum değil. Yine de yoğun baskı altında rakibin tek net pozisyonu vardı onu da Erce kornere çeldi. Savunma alanını orantısal, dengeli, doğru parsellediler. Savunma göbeğinde Sinan ile Hasan özellikle yüksek toplarda rakiplerine göz açtırmadılar. Oğulcan ile Alican’ı orta alanda daha etkileyici görmek isterdik. Goldeki hızlı karşı atak, pas akışı, anılın final vuruşu yine birinci sınıftı. Maça başlayan 11’deki rotasyon çarpıcıydı. Teknik birimde Adana Demirspor’un farklı yenilgisinin dışa vurumu olmalı. 3 haftalık aradan sonra yeniden 3 puanla buluşmak iyi oldu.
Fatih Tanfer: Altınordu asla mücadeleden vazgeçmiyor. Sonucunda da böylesi güzel 3 puanlara sahip oluyor. Nedense bazıları Altınordu bu hafta yenildi artık Play Off yarışına devam edemez düşüncelerini aceleci davranarak ifade ediyorlar. İşte harika bir galibiyet ve puan. 6. sıradaki Gazişehir’le aynı puandasın. Play Off yarışı inanılmaz bir hal aldı. Altınordu 38. dakikadan itibaren 10 kişi kalmasına rağmen oyunun temposunu istediği gibi organize etti. En önemlisi maç içinde gelişen şartlara göre doğru tedbirler alan Hüseyin Hoca ve maçın başından sonuna kadar doğru oynayan ve 3 puanı hak eden gençlerde alkışı hak ediyorlar.
Mehmet Demirtaş: Geçtiğimiz hafta evlerinde kaybettikleri 2 puanın telafisini yaptılar adeta İstanbulspor deplasmanında. İstediler, zorladılar ve ilk yarıda öne geçmesini bildiler. 10 kişi eksik kalmalarına rağmen mücadeleden bir an olsun düşmediler. Maç içindeki doğru hamleler ve duruş ile maçtan 3 puan çıkarmayı bildiler. Kutlarım Altınordu’yu. Play Off’dan kopmamak adına güzel bir galibiyet oldu.

Altay yenilgiyi hak etmedi

Bülent Buda: Analarının ak sütü gibi kazanmayı hak ettikleri maçtan yenik ayrıldılar. Ucuz, bir penaltı. Oyunun büyük bölümünde egemen futbolun güzel yanlarını inceliklerini sergileyen Altay’ı yenik düşürdü. Uzatmaların bitimine kadar arayışlarını sürdüren, pozisyon üreten taraftı Altay. Hele o uzatmalarda kalesinden gelip kafayla harika bir gollük pas atan Aydın. Hiç hak etmedikleri bir yenilgi oldu. Liderliğe hangi takım oynuyor dense tartışmasız Altay’ı gösterirdi izleyenler. Altay, Gençlerbirliği’nin dilediği futbolu oynamasına izin vermedi. Öyle ki o disiplinli futbol bir ara sinirlendirdi rakiplerini. Altay, bu isteğini bu etkileyici futbolunu devam ettirsin. Bunu ilk kez söylüyorum, ilk 6 o kadarda büyük bir hayal değil.
Fatih Tanfer: Altay’ın takım halinde iyi bir kurgusu vardı. Maçın başından itibaren tüm saha boyunca rakibine etkili bir baskı yaptı. Orta alandaki usta ayaklarıyla maçı istediği biçimde yönlendirdi. Her geçen gün yıldızlaşan Kappel harika toplar getirdi. Marco biraz şansızdı, vurdukları gol olmadı. Altay’ı seyrederken ciddi anlamda hayran kaldım. Maçın genelinde oyun felsefesini son derece iyi uyguladı. Takım halinde doğru pozisyon uyguladılar. 5 net gol kurtaran Gençlerbirliği kalecisi Emrullah’ta maçın yıldızı seçiliyor. Maçın kısa bir özeti olsa gerek. Ancak 90+6’da duran toptan gelen ortayı kaleci Aydın’ın kafayla cezaalanına indirdiği top Putsila’nın vuramaması büyük bir şansızlıktı. Altay yenildi ve yazık oldu. Bence bu haftanın en iyi oynayan takımıydı..
Mehmet Demirtaş: Geçtiğimiz hafta İzmir’de Balıkesirspor’u tek golle yendiler ama sahanın mutlak üstünlüğünü ele aldılar. Çok baskı yapıp doğru hamleler uyguladılar, bunun sonucunda da 1 golle galibiyeti aldılar. Gençlerbirliği deplasmanında da aynı durum söz konusuydu. Ellerinde geleni yaptılar, ama galibiyete uzanamadılar. Bazen ne kadar isteseniz de olmuyor. Biraz da şans gerekiyor. Ben Altay’ın sahadaki duruşundan ve taraftarının desteğinden çok umutluyum. Bana göre inanmışlar ordusu Altay için Play Off hayal değil.

Umuttur ayakra tutan

Bülent Buda: Glumac’la başlayan, Doğa ile devam eden Otoo’nun harika kafasıyla gelen güzel bir gol. Pas akışı, final dokunuşuyla kusursuzdu. Puan açısından kafalar rahat. Onca sorun yaşayıp bu aşamaya ulaşmak başarıdır. Artık ezberledik 11’i. Giray Hoca’nın hamlelerini de aşağı yukarı biliyoruz. Bu aşamada yeterli süre alamayan alt yapı gençleri var kulübede. Hoca puanı 40 yaptıktan sonra onlara da şans verecek gibi. Balıkesir’de tribünler zayıf. İyi bir futbol kentidir aslında. Bence tembellik yapıyor taraftarlar. Fatih Tanfer: Balıkesirspor, Adanaspor karşısında aldığı galibiyetle puanını 35’e çıkardı. Bu ekonomik zorluklar karşısında asla küçümsenemeyecek bir başarıdır. 37. dakikada Doğa’nın ortası ve Otoo’nun kafasıyla atılan gol harikaydı. Daha sonra öne geçmenin getirdiği psikolojik olarak güçlendi, takım halinde daha iyi organize oldu, oyunu kontrol etti ve 3 puanın sahibi oldu. Bülent Abim doğru söyledi. 16. sırada 25 puanlı Eskişehir’in kurtulma mücadelesi yaparken bir seyircisini görüyorum ve 35 puana gelmiş yokluklarla savaşan alkışın en üstünü hak eden Balıkesir’in seyircisini. Balıkesirliler takımını sever. Artık bir an evvel aidiyet duygusu en üste çıkmalıdır. Elbette sahada varını yoğunu ortaya koyan futbolcular ve Giray Hoca ile ekibi alkışı hak ediyor.

Şili'de 'ulaşıma zam' protestosu, şiddet eylemine dönüştüÜlkede, özellikle başkent Santiago'da hayatı durma noktasına getiren gösterilerde 3 kişi hayatını kaybetti, 960 kişi tutuklandı. Şili ordusu, başkent Santiago için dün ilan edilen sokağa çıkma yasağının uzatıldığını duyurdu. Şili Devlet Başkanı Sebastian Pinera, 'Bütün yurttaşlarımızı bu zor zamanda birlik olmaya, ülkemizi ve büyük çabalarla inşa ettiklerimizi korumaya davet ediyorum. Şiddet olaylarına karışan bir grubun birlikte kurduğumuz onca şeye zarar vermesine izin veremeyiz' dedi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber