Kısa filmin şövalyesi

Yönetmen Kayhan Kırmızıgül, İzmirde beş yıldır Türkiyenin en kapsamlı kısa film festivalini hazırlıyor, Avrupadan övgüler alıyor. Ama şimdiye kadar bizden kimse, "Gel bakalım, şu işi anlat" dememiş

Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, Buca Belediyesinin katkıları ve Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle 18 - 30 Kasım arasında yapılacak, beşinci kez seyircisiyle buluşacak. Avrupada da övgüler alan ve önemli festivaller arasında sayılan Uluslararası İzmir Kısa Film Festivalini bir avuç genç sinemacı sırtlamış götürüyor. Pazartesi Konuğum, Türkiyenin en uzun kısa film festivalinin genel yönetmeni Kayhan Kırmızıgül. Sinema, küçük yaşlarımdan bu yana yaşamımda çok önemli bir yer tuttu. Üniversite eğitimimi de bu alanda yaptım. Sinema bana bakmayı ve görmeyi öğretti diyebilirim. Tabii çok geniş ve derin bir hayal dünyası kazandırdığını da söylemeliyim. Sinema büyülü bir sanat. Onunla ilgilendikce ve öğrendikce tutkunluk yaratıyor. Ve eğer sinemaya bir kez bulaştıysanız kendinizi kolay kolay kurtaramıyorsunuz. Kısa Film, bu tutkuların en amansızlarından. Kısa Film, sinemanın özlü cümlelerle anlatılması gibi, bir tür ana fikir bana göre. Ve tüm dünyada özellikle son yıllarda çok büyük önem kazandı. Dünyanın sayılı festivalleri bünyelerine kısa film gösterilerini de aldı ve pek çok önemli festival sadece kısa filmlere ayrıldı. Belki bilmeyenleriniz vardır, Türkiyede kısa film adına en kapsamlı festival İzmirde yapılıyor. Öncelikle ben de bir kısa filmciyim. Tıpkı diğer kısa filmciler gibi bunları paylaşabileceğim etkinlikleri ve festivalleri takip ediyordum. Kısa filmin ve kısa filmcilerin gerektiği kadar önemsenmediğine tanık oldum. Türkiyede yirmiye yakın üniversitede sinema ve iletişim öğrencisi okuyor. Çok ciddi bir kısa film üretimi var. Bunu görmezden gelmek mümkün değil. Üstelik bu kısa filmlerin gösterildiği bir yerde yok festivallerin dışında. Kısa filmcilerin kendilerini ifade edebilecekleri, seyirciyle buluşabilecekleri, sektörün önemli isimleriyle aynı ortamda ve aynı koşullarda bulunabilecekleri bir platform fikri olarak doğdu. Bu festivali nasıl doğdu? İlk festivalin ardından bir şeyi fark ettim. 3.5 milyonluk bir şehirde yaşıyorduk ve insanlara kültür sanat adına ilgilenebilecekleri yeni bir kapı açmıştık. Türkiyenin her anlamda yüz akı olmuş bir kenttindeydik, sahip olduğumuz 5000 yıllık mirasa yakışır bir etkinlikle uluslararası platformdaki yerimizi almalıydık. Bunun için ikinci festivalin hazırlıkları sırasında Avrupa Festivaller Birliği Koordinasyonu ile temasa geçtik. Festivalimizi, uluslararası kabul edilebilmesi için gereken koşullar çerçevesinde yeniden yapılandırdık. Festival tam bir yıllık bir süreç içinde hazırlanıyor. Yurt içi ve yurt dışındaki önemli festivaller takip ediliyor. Ödül alan filmlerin programa dahil ediliyor. Bunlar rutin işler. Festival dönemi yaklaştığında ise daha yoğun bir tempo ve doğal olarak finansal arayışlar başlıyor. Bundan önceki dört festivalde Konak Belediyesinin önemli destekleri oldu. Bu yıl Buca Belediyesi çağrımıza olumlu cevap verip elimizden tuttu. Ekonomik sorunlardan bahsetmemin bir anlamı yok o zaten tahmin edebileceğiniz gibi içler acısı durumda. Ama daha da acı olan; Bu kentin ne Valisi, ne Büyükşehir Belediyesi, ne Ticaret Odası, ne Sanayi Odası, ne Borsası ne de özel teşebbüsü; İzmirin yaşayan tek sinema festivali olmasına rağmen "Yahu siz İzmir adını kullanarak üstelikte uluslararası bir festival yapıyorsunuz! Yaptığınız doğru mudur yanlış mıdır? Kimsiniz? Gelin bakalım anlatın şu işi" bile dememiş olmasıdır. Umarım bu değişir. Sorunlarınızı anlatır mısınız? İlk yıl üç günlük bir etkinlikten, 13 günlük uluslararası bir etkinliğe ve 2 ülkeden 40 ülkeye ulaşarak dünyanın tanıdığı bir festival olduk. Bu yıl Singapur, Fransa, Şili, Amerika, Kanada, İran, İngiltere, Yunanistan, İtalya, Mısır, Endonezya, Kuzey Kore, Avusturya, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, Hollanda, Almanya, Güney Kore, Portekiz, İskoçya, Sırbistan, Singapur, Kıbrıs, Belçika, Japonya, Norveç, Rusya, Danimarka, Güney Afrika, Fas, Avusturalya, İsveç, İsviçre, Hindistan, İspanya, Kırgızistan, Polonya, İsrail, Arjantin, Litvanya ve Türkiye gibi ülkelerin katılımıyla 13 gün süren bir etkinlikle sinemaseverlerin karşısına çıkacağız. Festivalin geldiği noktayı kısa cümlelerle ifade etmeye çalışayım: Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, Türkiyenin en büyük kısa film festivali. Türkiyenin yurt dışından en çok katılım alan festivali (ülke sayısı olarak), Türkiyenin en uzun kısa film festivali. Peki, nereden nereye geldiniz? Bu yılki konuk festivaller Fransadan. "Clearmont Ferrand", "Signes De Nuit" ve "Videart" film festivalleri özel bir seçkiyle seyirciyi buluşturacak. Bu yıl konuk festivaller hangileri? İlk yıldan itibaren amaçladığımız bir şey vardı. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivalinin bir buluşma noktası olmasıydı. Bunun için Türkiyedeki üniversitelerin yanı sıra, yurt dışından da okulları festivale davet ediyoruz. Konuk sinema okulu bu yıl Amerikadan. Dünyaca ünlü New York Film Academy, 8 kısa filmlik bir seçkiyle İzmirde olacak. Ayrıca Türkiyede sinema eğitimi veren üniversiteleri de festival kapsamında İzmirde ağırlayacağız. Ege, Dokuz Eylül Marmara, Mimar Sinan, Erciyes, Maltepe, Selçuk, İstanbul, Ankara, Anadolu, Gazi, Galatasaray, Kocaeli, Orta Doğu Teknik ve Bilgi Üniversitesinin öğrenci filmleri, yönetmenler ve akademisyenler festivalde bizlerle olacak. Bşka konuklarınız da var. Söz eder miyiz? Başvurular geçtiğimiz Cuma günü sona erdi. Dolayısıyla henüz sizlerle kesin programı paylaşamıyorum. Ancak festival sanatseverlerin beğenisini kazanacak buna eminim. Örneğin geçtiğimiz yıl "Biraz da Uzun" başlığı altında izleyiciyle buluşan uzun metraj film gösterimleri, Altın Kedi Ödülleri, Afiş Yarışması, Fotoğraf Sergisi festival süresince sanatseverlerin beğenisine sunulacak. ege@milliyet.com.tr Festivalin programını öğrenebilir miyiz?

21 yaşında ilk kez kendini gördüBursa'da doğuştan görme engelli Ayşe Acar (21), sağ gözüne yapılan kornea nakliyle ilk kez gördü. Bugüne kadar hep kendi yüzünü merak ettiğini söyleyip, hayallerini anlatan Ayşe Acar, diğer gözünün de görmesi için aynı şekilde kornea nakli yapılması gerektiğini söyledi.
19 Ekim 2019 Magazin Bülteni19 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber