Köfteci Ali taşındı...

Estetiğin, "içten gelen samimiyet"le birleştiği noktada, Foça'dan getirtilen taşlarla ayağa dikilmiş bir zarif mekân. Tahta tavan döşemeleri, Osmanlı mimarisinden esinlenmiş kemerli pencereler ve geleneksel parmaklıklar, küçük vitrinlerde; antika saatler, silahlar ve diğerleri... Demek ki, köfte yemek için sadece damak lezzeti yetmiyormuş. Bütün duyuların memnun edilmesi gerekiyormuş.* * *Daha önce yazdığım bir yazıda, bilmeyenlere şöyle tarif etmişim: "Kimbilir kaç kere kapısından döndük? Götürdüğümüz kaç misafire mahcup olduk da ortada kaldık? Önceleri biraz da kızardık, 'çok ehli keyf' diye... 'Çok erken kapatıyor' derdik. Manisa'ya girince uzaktan ışıklarını kollardık, içeride bir faaliyet var mı acaba? Yaklaşınca, Papa seçimini takip eden gazeteciler gibi bacasına dikkat kesilirdik. Zaten kabarmaya hazır bekleyen iştahımızı, bir anda çığrından çıkarmak için, ümidimizi boşa çıkarmayacak küçük bir işaret arardık. Arabadakilerden birinin, 'kara göründü' misali haykırmasıyla ferahlardık; 'Açık açık, arabalar var; Duman da çıkıyor...' Kendi çapında küçük bir tezahürat ve buyrun 'Köfteci Ali'nin lezzet sofrasına... Açık olup olmadığını öğrenmek için telefon etmeyi akıl ettikten sonra, şimdilerde bir mesele kalmadı diyebilirim.En çok hanımların özendiği bir servis! Tabak niyetine, kâğıtların üstünde tüten bir heyecan... İster köfte yiyin, ister şiş, isterseniz pirzola ya da mevsim uygunsa tadımlık kokoreç, hepsi mekâna has bir baharat karışımıyla harmanlanmış olarak gelir sofraya. Kömür ateşinin tütsülediği etler, halka halka kesilmiş soğanlar ve közde pişmiş domatesler, kurutulmuş biberler eşliğinde sunulur. Tabii bu tabloyu beklerken, Meksika fasulyesini andıran 'büyük beden' ve helmelenmiş fasulyelerden müteşekkil babadan kalma bir piyazla vakit doldurulması âdettendir. Ne diri kalmış ne de erimiş, tam kıvamında... Üzerinde, Ege'nin dört bir yanını çağrıştıran altın sarısı zeytinyağı gezdirilmiş. Her dem taze olan ekmeği ile beklemenin hakkı vermeye başlarsınız. Çok acemi müşteriler, bu uvertüre kapılıp yolu yarılar. Kızarmış ekmeğin can acıtan kokusu duyulduğunda, asıl hâdiseyi ıskalayacak bazı misafirler için iş işten geçmiş olur. İsteğe göre sirke veya limonla şahsiyetini kazanır piyaz. Birkaç maşrapa ayranla sofra artık tamamlanmış sayılır. Kaşla göz arasında, ne varsa silip süpürülür. Benim gibi tok karnına tatlı yiyemeyenlerin bile itiraz edemeyecekleri hafifletilmiş bir ağız tadına gelir sıra: 'Tahinli Kemalpaşa tatlısı.' İşte bu öldürücü final, kul icadı bütün dünyevi güzelliklerin sonu olduğunu hatırlatır insana..."* * *Tabii bir noktaya dikkat çekmek de lâzım! Köfteci Ali Manisa'da bir "başarı öyküsü"ne dönüştü ya, "Taklitlerinden sakınınız, başka yerde şubemiz yoktur" gibi tabelalara ihtiyaç duyulmaya başlanmış! İşte bu da kötü huylarımızdan biri. Ben karışıklığı önlemek için yine telefon numarasını vereyim. Sonra dostlar, "Nereye gönderdin bizi" demesinler. Afiyet olsun... (0236 233 61 40 ege@milliyet.com.tr Hani, "dişiyle tırnağıyla..." diye bir deyim vardır ya, işte onun hakkını verenlerden biridir Köfteci Ali. Manisa'ya yolu düşenler veya bizim gibi düşürenler, ona "köftelerin efendisi" dememizi de yadırgamamışlardı zaten... Ama yeni mekânını gördükten sonra, marifetlerinin köfteyle sınırlı olmadığını öğrendik. Yine Organize Sanayi'nin içinde ama bu sefer bankaların çoğalmaya başladığı ana cadde üzerinde bir yere taşındı.

Teröristlerden temizlenen Resulayn havadan görüntülendiBarış Pınarı Harekatı ile teröristlerden temizlenen Resulayn, havadan görüntülendi.
21 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber