Uludağ’da siyah beyaz yıllar

Uludağ’da siyah beyaz yıllar

‘Futbol, bu hayattaki küçük şeylerin en önemlisidir’ demiş, İtalyanların ünlü futbolcu teknik adamı Carloancelotti. 7 yaşında Damlacık-Cicipark’ta 4 taş iki kale 5’e 5 başlayan serüven hala sürüyor. Maçlar bitti, yazın sıcağı bastırdı. Birkaç hafta geçmeden de can sıkıntısı başladı. Neyse ki zaman hızla akıyor. Bir hafta sonra heyecan, coşku, tutku sahne alıyor. Yani ligler başlıyor.

***

Bursa-Uludağ ağırlıklı olarak kayakseverlerin (Biraz da tuzu kuruların) kış mevsiminde kullandıkları doğa harikası bir coğrafyadır. Zamanın gerisinden iki siyah beyaz fotoğraf. Futbol takımları yeni sezon çalışmalarına yüksek rakımda başlar çoğunlukta. Bir fotoğraf 1965-66 sezonu Fenerbahçe. Uludağ Büyük Hotel’in bahçesinde arkadaşlarla dinlenme arasındayız. Beyaz tişörtlü Bülent Buda. Yanındaki çizgili tişörtlü Yaşar Mumcu. 1965-66 sezonunda Fenerbahçe’nin Ankara PTT’den transfer ettiği yılın en pahalı futbolcusu. Diğer 5 arkadaşımız bütünüyle Fenerbahçe altyapısının ürünleri. Sıfır yabancılı bir oluşum. Ne günlerden ne günlere geldik. Günümüzde bırak altyapıyı ilk 11’de bir kaç Türk futbolcu görmek bile sevinç nedenimiz oluyor.

Uludağ’da siyah beyaz yıllar

***

İkinci fotoğraf, İstanbulspor. 1968-69 sezonu. Tam kadro Uludağ Büyük Hotel’in önündeyiz. Ancak çok ünlü konuklarımız var aramızda. Çömelenlerden sağdan üçüncü Ahmet Ayık, Güreşte Dünya Olimpiyat Şampiyonu. Ayakta sağdan dördüncü Gıyasettin Yılmaz, ağır siklette dereceleri olan milli güreşçimiz. Çok özel günlerdi. Dünyaca ünlü pehlivanlarımızla aynı hotelde aynı havayı solumak. Müthiş hikayeleri olan özel insanlar. Antrenmanlarını birbirleriyle güreş tutmalarını izlerdik. Olağanüstüydü. Dinlenme aralarında söyleşilerimiz olurdu. Her birinin yöresel aksanıyla dinlemek hele birbirleriyle atışmalarını izlemek bir tür ayrıcalıktı bizler için. Sevinçli, keyifli bir tür ödül gibi anlardı. Bir keresinde 52 kilogramda Dünya Şampiyonu Hüseyin Akbaş kilosunu koruyabilmek için nedenli özenli beslenmesi gerektiğinden yakınarak, kendine özgü yöresel şive ve sözcüklerle “Akşam yemeği iki galem pirzola, bir gombosto” diyerek yakınırken ağır sikletleri kıskandığını dile getirirdi.
Çünkü onlar yeme içmede özgürdü. İyi bir takımdık. İstanbulspor bir futbol kulübünden daha fazlasıydı. Yaşam okulu gibiydi. Lakin değerini bilemedik. Siyah beyaz fotoğraflara her bakışımda kalabalığın eksildiğini, seyreldiğini gözlemek acıtıyor içimi. Fazla takılıp kalmamak lazım. Yaşam yasası. O nasıl isterse öyle oluyor.
“Denizde boğulan su damlacığı, toprakta eriyen ter zerreciği, bu dünyadan geçişimiz nedir ki? Değersiz bir böcek, bir göründü, bir yok oldu...’”
Hayyam dizeleriyle noktalayalım bu haftayı da.
Esen kalın.
Hepinize mutlu bayramlar...

Uludağ’da siyah beyaz yıllar

BİR ÇİN ŞİİRİ

Davacı zengin. Davalı yoksulsa
zenginden yana işler yasa
davacı yoksul, davalı zenginse
davalıda kalır yine nizalı arsa
davacı da, davalı da zenginse davada
özür diler çekilir aradan kadı
davacı da davalı da yoksulsa bak
sade o zaman işte yerin bulur hak
(Türkçesi Can Yücel)

Uludağ’da siyah beyaz yıllar

JAPON ADALETİ

400 yüzyılın sonlarına doğru tahtta oturan İmparator Nintoku yüksek bir kulüye çıkar ve uzaklara bakar. Gökyüzüne doğru yükselen bir duman göremeyen Nintoku halkının yoksul düştüğüne ve bu yüzden evinde hiç kimsenin pirinç pişirmediğine karar verir, Japonya’nın 16. İmparatoru olan Nintoku bir ferman çıkararak halkın dinlenmesini ve üç yıl kendine çalışmasını emreder. Öyle ki sarayda çalışan insanları da evlerine gönderir. Üç yıl sonra sadece kendi geçimleri için çalışan halk bolluğa kavuşur. Nintoku, yeniden kuleye çıktığında ülkenin her yerinden dumanlar yükseldiğini görünce sevinir ve yanındaki eşine ‘Artık zenginiz’ der. İmparotorice 3 yıl bakımsızlıktan dolayı her yeri eskiyen, çatısı akıtan, çiçekleri solmuş sarayı göstererek şunları söyler, “Sen bu halimize zenginlik mi diyorsun?’”Nintoku’nun yanıtı yüzyıllardır anlatılır Japonya’da. “Halkın fakirliği bizim fakirliğimizdir. Halkın zenginliği bizim zenginliğimizdir.”
Alıntı -Geyikli Park- Sevgili Sunay Akın’a

ALTIN SÖZLER

- En büyük suçlar zorunlu olanı değil fazla olanı elde etmek için işlenir. (Halis Toteles)
- Adalet evrenin ruhudur. (Ömer Hayyam)
- Haksızlık etmemek övünmeye değmez. Onu akıldan bile geçirmemelidir. (Democritos)
- Adalet güzeldir ama liderlerde olursa daha da güzel olur. (Hz. Muhammet)
- Cezaların en korkuncu insanın haksız olduğunu anlamasıdır. (Walter Winchell)
- Yasalar örümcek ağları gibidirler. Güçsüzleri, yoksulları yakalar, zenginleri, güçlüleri salıverirler. (Anakharsis)

Uludağ’da siyah beyaz yıllar

Mutluluk kristal bardak gibidir. Düşürmeyeceksin. (Özdemir İnce)

İki kadını başına vurarak bayıltan adam, cani çıktıAntalya'nın Kumluca ilçesinde, 6 gün önce, adres sorma bahanesiyle yanına yaklaştığı Zeynep Çıldır'ı (91) evin arka tarafındaki kümese götürüp, kafasına çekiçle vurduktan sonra gasbeden ve olay yerinden kaçan Ali Aslan (51), polis ekiplerince yakalandı. Aslan'ın, küçük yaştaki çocuğa tecavüz edip öldürmek suçundan 23 yıl hapis yattığı ve olaydan önce Kepez ilçesinde bir kadını daha sert cisimle kafasına vurup, gasbettiği ortaya çıktı.
Sivas Katmeri tescillendiSivas yöresine özgü lezzet taşıyan Sivas katmeri, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret alarak tescillendi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber