
|
|
|
 |
|
|
31 Mart öncesi İzmir
Çeşitleme / Selim Türsen
Şunun şurasında 31 Mart’a bir ay kadar süre kaldı. Bugünlerde taksi şoföründen, işadamına pek çok İzmirli bana ''Ne dersin EXPO’yu alır mıyız?'' diye soruyor. Verebildiğim tek cevap; ''Şansımız hayli arttı ama geçmişte BIE (Uluslararası Sergiler Bürosu) genel kurullarında çok sürprizler yaşandı. Oylama bitinceye kadar beklemek gerek'' şeklinde oluyor. Gerçekten de, sunumlarına bakıldığında kazanabilme şansları hayli yüksek Fas ve Polonya’nın yaşadığı hayal kırıklıklarını gördükten sonra her ihtimali göz önünde bulundurmak gerek.
* * *
Ancak benim kendi payıma çeşitli ülkelerin temsilcileriyle temaslarda bulunanlardan edindiğim bilgiler umutlarımın giderek artmasına neden oluyor. Örneğin İsrail ve Filistin’le birlikte çalışıp Ortadoğu’da barış için ekonomik bölgeler geliştiren çok önemli bir projede yer alan bir dostum TEPAV Direktörü Prof. Güven Sak, İsrail’in oyunu İzmir için kullanacağını söyledi.
Efes Pilsen biralarının sahibi Anadolu Grubu Yönetim Kurulu ve eski TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan ise İstanbul’da iki gazeteci arkadaşım Hürriyet Ekonomi Müdürü Vahap Munyar ve Radikal Ekonomi Müdürü Ruhi Sanyer’e, Kosta Rica Cumhurbaşkanı ile yemek yediklerini ve İzmir’e oy vereceklerini anlatmış.
* * *
Tam 140 ülkeden en az 71’inin oyunun alınması gereken bu büyük yarışta sonucu kestirebilmek için verdiğimiz bu birkaç örnek tabii ki yetersiz. Ama bu işin yüzde 70’inin de lobi çalışması olduğunu unutmamak gerek. Oylar teker, teker avlandığından her birinin büyük önemi var.
Oy avlamak için de iktidarıyla, yerel yönetimiyle tam bir koordinasyon içinde çalışmak gerekiyor. Dışişleri Bakanlığı’nın dünyanın dört bir yanına uzana kolları bu noktada büyük önem taşıyor. Yerel yönetimin varını yoğunu seferber etmesi lobi yapma gücünü artırıyor.
* * *
İşte bu noktada bir İtalyan üst düzey ismin TEB Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Taronto’ya söylediği ''EXPO’yu İzmir alır. Sağcı Milano Belediyesi ile solcu hükümet birbirine yeterince destek değil'' şeklindeki sözleri önem kazanıyor. Hele artık İtalyan hükümetinin istifa ettiğini ve Nisan ortasında erken seçim olacağını düşünürsek Milano lobi çalışmalarına İzmir kadar fazla zaman ayıramayabilir. Biz de ise İzmir için iktidar ile muhalefet tarihte az görülen bir şekilde ortak çalışıyor.
Sonucun her iki tarafa da önemli artılar getireceği çok açık. Bu da İzmir’in şansı olsa gerek.
Aman kartzede olmayın
Geçen hafta Türkiye Ekonomi Bankası Yönetim Kurulu üyesi Rıfat Taronto ile kahve içerken söz dönüp dolaşıp yine kredi kartlarına geldi. Bankacılık sektörünün duayen isimlerinden, İzmir’in en eski bankacılarından Taronto, gözlemlerini yılların süzgecinden geçirip ölçüsüz kredi kartı dağıtımının bazı ailelerini başına getirdiği felaketlere dikkat çekti.
Birçok değişik bankadan kredi kartı alanların tüketimin cazibesine dayanamayıp gelirlerinin çok üzerinde harcama yapanlar olduğunu söyleyen Taronto ''Bazı ailelerin hayattaki tek güvenceleri olan evlerini bile satmak zorunda kaldıklarını görüyorum. Türkiye insanların gelir düzeyinin düşük olduğu bir ülke. Burada Avrupa’da, Amerika’da olduğu gibi kart dağıtılmamalı'' diyor.
* * *
Deneyimli bankacı ''Teknik olarak kredi kartı alan birisinin başka bankalardan da kartı olup olmadığını kolayca anlamak mümkün. Bir kişi yeni kart istediğinde elindeki kartların harcama miktarı gelirini aşmışsa yeni kart verilmez. Böylece herkes ayağını yorganına göre uzatmak zorunda kalır. Yoksa daha çok sıkıntılar yaşanmaya devam eder'' diyor.
Evet, Rıfat Taronto’nun kart çılgınlığına karşı görüşleri böyle. Kendisine katılıyorum. Aslında artık pek çok ürün, fiyatı, kredi kartları sayesinde insanları ödeyebilecekleri 10 taksit, 18 taksit gibi rakamlara bölünebildiği için satılabiliyor.
Ekonominin çarkları da uzunca bir süredir bu sayede dönüyor. Ama borcu borçla ödemenin de sınırı var. Bir noktadan sonra duvara çarpılıyor.
O nedenle en doğrusu kartla bile harcama yaparken Taronto’nun sözlerine kulak verip ayağını yorganına göre uzatıp gelirin üzerinde harcama yapmamak gerek. Küçük, küçük taksitler birleştiklerinde kartopu gibi büyüyüp birçok aileyi çok zor durumda bırakabiliyor.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|