Ege

31.12.2017 - 01:30

Eğer 2018’e geçersem

Tırtılın ölüm bellediğine kelebek yeniden doğuş der

Sitene Ekle
Görüş  |  Bülent Buda egespor@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Tırtılın ölüm bellediğine kelebek yeniden doğuş der.

Vaiolette Leban

Bugün yılın son günü. Yazıyı bir hafta önce kaleme alıyorum, Galatasaray-Göztepe maçının ardından... Canım haliyle sıkkın. Göztepe yenik, Altınordu yenik. Neyse diyeceklerim bunlar değildi.

Eğer bugün bu yazı köşedeyse 75’i devirip, 76’ya birkaç saat kalmış demektir. Yani hala yaşıyoruz. İçinde çuvallar dolusu yanlışı, doğruyu barındıran uzun bir süreç. Ama geçiverdi işte. Meğerse pek kısaymış.

İnsan hayatında vardır, akıllı, akılsız işler, eylemler, dışa vurumlar ve de elbette bir yığın keşkeler. Bazen insan hafifleme gereksinimi duyar.

İçtenlikle yaparsa hafifler de... Meditasyon gibidir. Kendine samimi olma yürekli bir duygudur.

Yakın bir dostuna kaygı duymadan ilettiklerini kendinle başbaşa kaldığında beceremezsin kimi zaman. Biraz uzattım galiba, aslında diyeceklerim yaşamımın arızalarından ibaretti. Öyleyse uzatmayalım başlayalım.

***

Eğer yeniden okul günlerime dönecek olsam, daha çalışkan, derslerinde öğretmenini dinleyen, dalga geçmeyen bir öğrenci olurdum.

Eğer tekrar ilk, orta, lise, üniversite okuyacak fırsatlarım olsa daha çok ders çalışırdım. Özellikle fizik, kimya, biyoloji, matematik derslerini daha çok önemserdim. Çok daha önemlisi ders veren hocalarımı daha dikkatli odaklanarak dinlerdim.

Hiçbir dersi ertelemeden günübirlik çalışır, gelecek derse hazır olurdum. Fırlamalarla arkadaşlığımı sürdürürdüm o kesin, ama çalışkanların da yüreğine girmek için çabalarımı sıklaştırırdım. Daha çok kitap okur, daha çok müzik dinler, fırsat buldukça seyahat eder, yaşamın bana sunduklarına ulaşmak için çaba gösterirdim.

Futbolculuk yaşamımın gelişmesi için özel yaşamıma özen gösterirdim. Daha nitelikli bir futbolcu olmak için daha çok çalışır, onun zorunlu kıldığı yaşam biçimine sadık kalırdım.

Yaşamın size verdiklerini algılamalısınız. Yakınarak değil daha çok çalışarak, daha çok isteyerek, daha çok özveriyle varoluşunuzu zirveye taşıyabilirsiniz. Eğer yeniden futbolcu olabilsem o günün koşullarıyla bugün buluşabilsem yöneticilerim, teknik adamlarım ve tüm arkadaşlarımla sarsılmayan, sağlam bir ilişkiye girerdim.

Eğer bugün yine üst düzey bir futbolcu olarak kabul görsem, o muhteşem duyguyu günleri, uzatmak için varolan tüm yorgunluklara katlanırdım. O duygular insana bir kez bir süreliğine sunulan muhteşem anlar. Onun değerini bilebilmek, o günlere sadık kalmak insanı mutlu kılar, öyle olurdum.

Eğer bugün yeniden o fırsatlar bana verilse sevdiklerimi daha çok dinler, onlara daha çok zaman ayırır, güzel bir yaşama ulaşmak için bütün olanaklarımı kullanırdım. Şimdi bugün eksikleri giderme çabasındayım. Daha çok okuyorum, daha çok spor yapıyorum, daha çok yazıyorum, futbolun ayrıntılarda saklı gizemini çözmeye çabalıyorum. Harika dostlarım var. Onları yitirmemeye özen gösteriyorum. Onlarla mutlu oluyorum.

Bütün bunlardan sonra ne durumdayım? Hala kafam karışık... Çözemedim sorunları birtürlü. Altyapım yetersiz. Bugüne yetmiyor.

Yani diyeceğim o ki ‘Bana kaybolan yıllarımı yeniden verseler, kesin yine kaybederim!’

BAŞLADIĞIN İŞİ BİTİR

Yükselme arzusu içinde olan bir genç otomobil dünyasının en önde gelen ismi Henry Ford’un bilgilerinden faydalanmak amacıyla sordu: ‘Hayatımın başarılı geçmesi için ne yapmalıyım?’ Henry Ford, kısa ve net olarak şöyle yanıt verdi: “Başladığın işi bitir.”

Başarı istenmediği yere asla gelmez

Yenildiğinizi düşünüyorsanız, yenilmişsinizdir. Cesur olmadığınızı düşünüyorsanız korkaksınızdır. Kazanmak istiyor, fakat kazanamayacağınızı düşünüyorsanız kesinlikle kazanamazsınız demektir. Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız çoktan kaybetmişsinizdir. Dışarıdaki dünyaya çıktığınızda anlayacaksınız ki başarı ancak onu istediğimiz takdirde gelecektir. Her şey insanın kafasında biter. Halt edildiğinizi düşünüyorsanız, halt edilmişsinizdir. Yükselmek için yüksek düşünmelisiniz. Bir ödülü kazanmadan önce kendinizden emin olmalısınız. Yaşam savaşını kazanan her zaman en güçlü ya da en hızlı olan değildir. Er ya da geç kazanan kişi kazanacağını önceden düşünebilen kişidir.

(Arnold Palmer Profesyonel Golfçü)

Hikaye...

Senin dudakların pembe

Ellerin beyaz,

Al tut ellerimi bebek

Tut biraz!

Benim doğduğum köylerde

Ceviz ağaçları yoktu,

Ben bu yüzden serinliğe hasretim

Okşa biraz!

Benim doğduğum köylerde

Buğday tarlaları yoktu.

Dağıt saçlarını bebek

Savur biraz!

Benim doğduğum köyleri

Akşamları eşkiyalar basardı.

Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem

Konuş biraz!

Benim doğduğum köylerde

Şimal rüzgarları eserdi;

Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır.

Öp biraz

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin.

Benim doğduğum köylerde güzeldi.

Sen de anlat doğduğun yerleri

Anlat biraz

(Cahit Külebi)

Ne demişler!

- En yükseğe erişmek isterseniz, en aşağıdan başlayın. (P. Cyrus)

- Önünüze gelenlerle yetinmek zorunda değilsiniz. (A. Robbins)

- Yeteri kadar nedeniniz varsa herşeyi yapabilirsiniz. (Jim Rohn)

- Görebildiğiniz en uzak yere gidin. Oraya ulaştığınızda daha uzak yerler olduğunu göreceksiniz. (Zig Ziglar)

Yalnızlık

Bir çiçeğin açmak için sebepler bulduğu gibi yaşama dair sebepler bulmak için yaşıyorum. Eğer birgün gelirde, yaşamak için bir sebep bulamazsam, ölmek için bir sebep bulmuşum demektir.

Üç ayaklı sandalye

Bir toplantıda ünlü sanayici Andrew Carnegie’ye endüstri için en büyük unsurun; çalışmak mı? sermaye mi, yoksa zeka mı olduğunu sorarlar. Bu soru üzerine tanınmış işadamı şu cevabı verir: ‘3 ayaklı bir sandalyenin hangi ayağı daha önemlidir?’

Hangisi "dilbilim" anlamına gelir?
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.