Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), çocuklarımıza geleceğin alfabesini öğretiyor. Algo Dijital platformu dijital dünyayı öğretirken çocuklarımız gelişen teknolojilere uzaktan bakmayacak. Türkiye’de ilk defa STK düzeyinde Google.org ile gerçekleştirilen işbirliği sayesinde 1 milyon çocuğumuz dijital çağı yakalaması ön görülüyor. Oyunun tasarımı I-AM tarafından geliştirildi. I-AM bu projeyi, çocukların kendi oyunlarını yazmalarına imkan sağlayacak şekilde kurguladı. Konuyla ilgili olarak I-AM Istanbul ortağı ve İnsight & Dijital Direktörü Erdem Demir ile konuştuk.

- I-AM olarak insandan ilham alan deneyim ve tasarımlar üzerinde duruyorsunuz, ihtiyaçları karşılamak üzere ne gibi çalışmalar içine giriyorsunuz?
Biz her projemizde, kullanıcıların kim olduğunu, nasıl ihtiyaçları ve nasıl problemleri olduğunu mümkün olduğunca derinlemesine anlamaya çalışıyoruz. Bunu da yer yer kullanıcıları dahil ettiğimiz belirli metodolojilerle yapıyoruz. Sonrasında her tasarımımızda bu içgörüleri aklımızda tutarak tasarlıyoruz. Bu yüzden de insanlardan ilham aldığımızı söylüyoruz.

- Tasarım odaklı düşünme tanımını çokça duymaya başladık, üstelik çocuklara yönelik eğitimler ve workshop’ların da başladığını görüyoruz, bu tanıma ne kadar hakimiz ya da trend bir kavram olmadığını varsayarsak eğitimdeki rolü ve hayattaki rolü ne olacak?
Tasarım odaklı düşüncenin eğitime olan katkısına iki açıdan yaklaşabiliriz: Daha geniş bir perspektiften bakarsak, tasarım düşüncesiyle eğitimi yeniden tanımlamak olabilir. Hepimizin eğitime bakışı büyük bir körlük içeriyor. Hepimiz aynı bakış açılarının empoze edildiği bir eğitim sisteminden geçiyoruz. Bunun temeline inerek “eğitimde insanların motivasyonu neden eksik”, “Motivasyon nasıl artırılabilir?” gibi genel sorulara tasarım bakış açısıyla çözümler arayarak yeni eğitim modelleri geliştirebiliriz. Bir diğer bakış açısı da var olan disiplinlerde tasarım bakış açısı insanlara nasıl verilebileceği olabilir. Özellikle bilgisayar ve yönetim bilimleri gibi insanlara sunulan ürünlerin yaratım sürecinde rol oynayan disiplinlerde, çıktının hakikaten bir değer sunup sunmayacağı konuları bu ekipler tarafından tanımlanması da gerekir. Tasarım düşüncesi bu açıdan bu profillerin daha etkili çıktılar ortaya koymalarını sağlayabilir. Başka bir açıdan, artık herkesin her şeyi az da olsa bilmesi gereken bir dönemdeyiz. Dolayısıyla multidisipliner takımlarda, herkesin birbirinin dilinden anlaması gerekiyor. Bu etkileşimin en efektif şekilde çalışabilmesi için, tasarım odaklı düşünce eğitimin bir parçası olarak kullanılabilir.

- Kullanıcı deneyimi üzerine çalışıyorsunuz buradaki deneyim projelere göre değişim gösteriyordur fakat genel olarak nasıl ele alıyorsunuz, iyi bir deneyime giden yol için gereklilikler neler oluyor?
Kullanıcı deneyimi projelerinin genel olarak üç adet ana kolu bulunuyor: Kullanıcı, tasarım ve teknoloji. Öncelikle projenin kimi hedeflediğini doğru anlayarak, kullanıcıyı derinlemesine analiz etmemiz gerekiyor. Kullanıcı ihtiyaçlarının neler olduğuna göre kullanıcının hayatını nasıl kolaylaştıracağımızı belirlememiz gerekiyor. Tasarım sürecinin birçok aşamasında kullanıcıyı dahil ediyoruz. Onlardan aldığımız geri bildirimlerle de içgörülerimizi oluşturarak tasarımın final versiyonunu oluşturuyoruz. Son olarak da teknoloji tarafında da tasarımın uygulanabilirliğinin test edilmesi gerekiyor. Bunların dışında, kullanıcı deneyimi projelerinde düşünmek zorunda olduğumuz ve her projede değişkenlik gösteren bir diğer perspektif de iş hedefi. Bankacılık projelerinde iş hedefi bazen daha fazla müşteri kazanmak olabilir, dolayısıyla öyle bir projede amaç, yeni müşterileri çekecek temas noktaları tasarlamak oluyor.

- Kodlama eğitimi çocuklara neler kazandırır? Şimdiki zaman ile gelecekteki faydaları nasıl değişkenlik gösterecek?
Kodlama eğitimi, daha önce de bahsettiğim gibi çocuklarda analitik ve sistematik düşünme becerisi kazandırıyor. Bu projede kodlamayı ve analitik ve sistematik düşünme becerisini çocuklara kazandırmayı hedefleyerek yola çıktık, ama bu gelecekte daha da ilerleyebilir. Bu projelerde oyun gibi bir eğlenme ve öğrenme aracının ardında yatan şey, çocukların beceri sahibi olmalarını kolaylaştırmak. 5 yaşında bir çocuk bu oyunu oynadığında aldığı temel eğitimin, ileride kod yazmalarını kolaylaştıracağını düşünüyorum. Şu an öğrendikleri gelecek için çok önemli olacak ve hangi eğitimi alırlarsa alsınlar bu öğrendiklerini gelecekte şekillendirebilecekler. Kodlamayı ve altında yatan analitik düşünmeyi daha kolay öğrenmelerine katkı sağlayacak.

- Tasarım odaklı düşünmenin kişilere neler kazandırabileceğini açıklar mısınız?
Tasarım odaklı düşüncenin bire bir insanlara olmasa da kurumlara şöyle bir faydası var: Belirli işleri devamlı ve aynı şekilde yapmaya alışmış bir kurumda, genelde bir körlük oluşuyor. Tasarım düşüncesi, farklı düşünme şekillerinin pratiklerini kullanması dahilinde karşılaşılan sorunlara yeni bakış açıları getiriyor. Problemleri birbirleriyle ilişkili sistemler olarak görerek, temelde alınan brief’le yetinmiyor, sorunun kaynağı neyi değiştirmeyi gerektiriyorsa on tasarım çözümleri getirmeyi hedefliyor. İş dünyası da analitik ve sayısal yöntemlerle bakarak bu problemlerini zaten çözmeye çalışıyorlar. Tasarım odaklı düşüncenin temelinde yatan en önemli şeylerden biri de, sistemin kullanıcısı ile empati kurmak. Onla derinden empati kuran ve dolayısıyla bu şekilde farklı çözümler getirebilen bir bakış açısı. Kurumlar, bu körlüklerini yenmek ve sorunlarına farklı çözüm yolları düşünebilmek için kullanabilirler. Empatiyi kurmalarını da kullanıcıyı anlama yöntemleriyle sağlıyoruz. Kullanıcının dünyasına giriyoruz. Zaten tasarımcı olmanın en önemli kriterlerinden birisi de duygusal ya da bilişsel empati kurabilmek.

- TEGV ile  bir araya geldiğiniz projenin detaylarından bahseder misiniz? Dijital servis tasarımındaki deneyimlerinizden nasıl ayrıldı bu proje?
Algoritmik düşünce, bir problem karşısında sistematik bir bakışla tekrarlayabilen hareket adımlarını tanımlamak için kullanılan bir düşünce sistemi. Kodlama da bu düşünce yapısının hayata geçirilebildiği en önemli alanlardan birisi. Çocuklarda algoritmik düşünce becerisini geliştirmek için kodlamanın en iyi başlangıç olduğunu düşünen TEGV, kodlamayı öğretecek bir oyun tasarımı için bizimle çalıştı.
Öncelikle bir servis tasarımı projesinde en önemli olan şey kullanıcı. Bu proje özelinde, bizim için bir ilk gerçekleşti ve hedef kullanıcımız ilk kez çocuklar oldu. Çocukların kullanacağı bir servisi tasarlamak için araştırma sürecine başladık. Bu süreçte TEGV eğitimcileri ile birlikte çok sayıda workshop gerçekleştirerek çocuklara kodlamayı en basit ve yalın bir şekilde anlatacak, aynı zamanda eğlenecekleri bir oyun tasarlamak üzere çalışmalara başladık.