İhtişamlı mimarisi, mistik atmosferi ve renkli ritüelleriyle kültürümüzün vazgeçilmez bir parçası olan Türk Hamamı eğlence dünyasının gözdesi olmaya ve geçmişten günümüze popülerliğini korumaya devam ediyor.   

Osmanlı hamamları dünyada en çok bilinen kültürel değerlerimizin başında geliyor. Bugünlerde sıkça eğlence sektörüne ev sahipliği yapan ve yıkanmanın yanında özel geceler ile davetler için kullanılan bir konsept kültürüne doğru evrilmiş olsa da hamamlar aslında Osmanlı döneminde altın çağını yaşayan ve sosyal hayatın vazgeçilmezi olan bir değerdi. Görkemli mimarisi ve tarihiyle büyüleyen Türk Hamamları’ndan; İstanbul’un en büyük çifte hamamlarından Cağaloğlu Hamamı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan’a yaptırılan Süleymaniye Hamamı, Kösem Sultan tarafından 1640 yılında yaptırılan Tarihi Çinili Hamam, Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden olan Gedikpaşa Hamamı, Tarihi Galatasaray Hamamı, Tophane’nin sembollerinden Kılıç Ali Paşa Hamamı ve Çemberlitaş Hamamı Roma eserlerinden biri olan ve Bursa’da bulunan Kervansaray Hamamı ile Ankara’da bulunan Tarihi Şengül Hamamı’yla Karacabey Hamamı geçmişten günümüze bu kültürü yaşatmaya devam eden en büyük kültür miraslarımızdan…

Mistik atmosferiyle ilham kaynağı oldu

İhtişamlı yüzlerce hamamından pek azı günümüze kadar gelebildi. Yok olanların bir kısmı ise şehre tekrar geri kazandırıldı. Özellikle 2010 yılında İstanbul'un Avrupa Kültür Şehri seçilmesinden sonra başlayan hamam restorasyonlarıyla da hamamlar, turizmin bir parçası oldu ve turistlerin de gözde adreslerinden biri haline geldi. Kültürümüzün en renkli parçalarından biri olan hamam geleneğinin dünyaya yayılması ve bu kadar ilgi görmesi aslında tarihler boyunca bu deneyimi yaşayan gezginlerin gezi notlarından, anlattıklarından ve yabancı sanatçıların resimlerine konu oluşundan sonra yaygınlaştı. Türk ressamlar tarafından zamanında harem gibi gizli kalması gereken bir gelenek gibi düşünülerek sık işlenmese de, bu konu yabancı sanatçıların ilham kaynağı oldu. Resmettikleri hamamdaki mistik atmosfer ve kadın figürleri görenler tarafından büyük ilgi gördü. Bu durum deyimlere, edebiyata, filmlere konu olup, doğunun egzotik havasını gelenekleriyle batıya taşıyan faklı bir kültürel değer olmasıyla da dikkat çekti.

Romalılar keşfetti, Türkler dünyaya duyurdu

 Birçoğu özellikle Eminönü, Sirkeci, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet Camii ile Beyazıt, Kapalı Çarşı ve çevresini kapsayan tarihi yarımadada bulunan yüzyıllık hamamların temeli aslında M.Ö. 1’inci yüzyıl Roma’sına dayanıyor. 600 yıl boyunca devasa hamamlar inşa eden Romalılar Hristiyanlığı seçip, yeni inançlarına göre yıkanmanın günah olduğunu kabul ettikten sonra bu kültüre sırt çevirdi. Bu inançlarla düşüşe geçen hamam kültürünü ayağa kalkması ve dünyaya yayılması ise Osmanlı İmparatorluğu ile oldu. 

11.’inci yüzyılda Selçukluların Anadolu'ya beraberinde getirdikleri mimari ve yıkanma kültüründen beslenen Türk Hamamı, Türklerin de İslamiyet’i kabul etmelerinden sonra yükselişe geçti.  İslamiyet’in temizliğe ait hükümlerini büyük bir titizlikle uygulamaları neticesinde, İstanbul’un fethinden sonra devletin dört bir yanında binlerce hamam yapıldı. İslamiyet’te temizlik dinin temel taşlarından olduğu için hamamlar da camiler kadar büyük önem kazandı.

İstanbul Boğazı’nda Tophane meydanında yer alan 1580 yılında Kaptan-ı Derya Ali Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Kılıç Ali Paşa Hamamı da aynı İslam’i gerekliliklerden dolayı daha öncelikli ve hızlı inşa edilmiş bir hamam. Birgün külliye inşaatını ziyarete gelen Ali Paşa, taş taşıyan bir işçinin abdesti olmadığını söylemesi ve bu yüzden taşı bir türlü inşaata abdestsiz koymak istemediğini söylemesi üzerine, Ali Paşa genç çocuğa para verip hamama göndermiş. Ardından Mimar Sinan’a da camiden önce hamam yapılması gerektiğini söylemiş. Böylece Kılıç Ali Paşa Hamamı üç yıllık bir inşaattan sonra halka hizmet vermeye başlamış.

Çifte hamamların giriş ve çıkışları her zaman ayrı olur

Osmanlı Türklerinin ilk hamamı Bursa'da 1336 da Orhan Bey tarafından yaptırıldı. Kamusal alandaki ilk hamam ise 1584'te 3.’üncü Murat'ın annesi Nurbanu Sultan'ın Mimar Sinan'a yaptırdığı Çemberlitaş Hamamı oldu, kısa bir zamanda da hamamların sayısı arttı. Beyazıd, Yeni Camii gibi pek çok külliyenin ve Küçük Ayasofya, Murat Paşa gibi de daha küçük yapıların kendilerine ait hamamları olması da bu seçenekleri günden güne artırdı. Türk Hamamlarının en büyük özelliklerinden biri çifte hamam veya tek hamam şeklinde inşa edilmesi. Yarısı erkeklere, yarısı kadınlara ayrılan iki bölümden oluşan çifte hamamların giriş çıkışları her zaman ayrı caddelerde olur, kadın ve erkekler giriş çıkışta birbirlerini asla görmezdi. Hiçbir zaman iki ayrı kısmının kapısı aynı cadde veya sokağa açılmazdı, içeri giren çıkan birbirini görmezdi.

Modern hayata yenilmeyen bir ritüel

Kentsel dönüşümün, başlaması ve yaşam alanlarının, modernize edilip, evlere banyoların eklenmesi hamamlara olan talebi belirli bir ölçüde azalttı. Bu dönüşümden önce, sadece gelir seviyesi yüksek kişilerin konaklarında bulunan hamam ve banyonun her statüden insanın evine girmesi talebi düşürse de, kültürümüzde geleneksel ritüellerin vazgeçilmezi olmaya her zaman devam etti.

Göbek taşı demek, kadınlar için şenlik alanı demekti

Kadınların kişisel bakımlarını yapmanın yanında, kendilerini ve zenginliklerini gösterme, annelerin oğullarına kız beğendiği, kınaların yakıldığı, bugünlerde yerini konsept partilere bırakan kutlamaların, eğlencelerin, ziyafetlerin olduğu, şehir dedikodularının konuşulduğu bir sosyalleşme ve şenlik alanıydı hamamlar. Hamama hazırlanmak ise kadınlar için ayrı bir seremoniydi. Bütün gününü hamamda geçirecek olan hanımlar, özenle işlemeli bohçalarını hazırlar, yiyeceklerini de bohçalarının yanına ekler, önden yardımcılarıyla hamama gönderirlerdi. Bu bohçalarda gül kokulu sabunlar, sabunluklar, mücevher kutuları, sık ve seyrek taraklar, ipek ve ketenden yapılmış keseler, nalınlar, iç ve dış taslar, boy boy havlular, sürmeler, bitkisel yağlar ve aynalar bulunurdu. 

Şimdilerde ise birçok hamam işletmesinde böyle bir hazırlık yapmak istemeyenlere, kişisel bakımlar için tek kullanımlık benzer malzemeler veriliyor. Ve baktığınızda kadınların özel günleri için hala revaçta olan ve ilk akla gelen yerlerden biri hamamlar... Erkeklerde de durum pek farklı değil. Hamamlar erkekler için de özel günlerin kutlandığı yerler haline geldi. Erkeklerin, damat hamamı, sünnet hamamı, asker hamamı ve bayram hamamı şeklinde kullanılmaya devam ediyor.

SPA’nın temelleri hamamla atıldı

Tarihi hamamların en büyük özelliklerinden biri de günümüz SPA’larının ilk örneklerini oluşturmasından geçiyor. Yıkanmanın hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde kullanımı çok eskilere dayanır. MÖ. 4’üncü yüzyılda Yunanistan’da bedeni terbiye ve tedavi müesessesi konumunda hamamlar bulunurdu. Buhar banyosu ve sıcak, birçok kültürde de iyileştirmek için uzun süre kullanılan bir terapiydi. Fiziksel ve mental temizlik için şifa kaynağı sayılan hamamlara dair birçok da hikaye anlatılır ve halk bunlara sıkı sıkıya tutunarak hamamlara akın eder, şifa arardı. Bunlardan biri de Mihrimah Sultan Hamamı’nın şifa merkezi olarak kabul edilmesiydi… 

Kadınların gözdesi Mihrimah Sultan Hamamı’ydı

İsminin doğrusu "Mihr ü mâh", yani "ay ve güneş" demek olan Mihrimah Sultan, Kanuni Süleyman'ın Hürrem Sultan'dan olan kızıydı. Anlatılan hikayelere göre Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan’a duyduğu aşkın bir simgesi olarak Üsküdar’daki külliyeden sonra inşa ettiği, Edirnekapı’da bulunan Mihrimah Sultan Hamamı dönemin şifa merkezlerinden biriydi. Özellikle göğüs kanserine yakalanmış kadınlar için bir ümit kapısıydı. Bunun nedeni ise rivayetlere göre Mihrimah Sultan’ın bir göğsü yoktu. Bunun doğuştan mı yoksa sonradan mı olduğu pek bilinmiyor ama Mihrimah Sultan’ın bundan çok utandığı için hamamda hizmetkârlarına, cariyelerine ve kalfalarına bile görünmeden yıkanırdı. Bu yüzden kendi adını taşıyan hamamda da Sinan’dan kendisine özel loca gibi bir bölme istemişti. Kalabalık maiyetiyle hamama gitse bile Mihrimah Sultan bu bölümde senelerce kimseyi yanına almadan tek başına yıkanmıştı. Bu söylentilerden sonra kadınlar tarafından bir şifa merkezi kabul edilip, sultanın bölmesinde yıkanmanın kendilerine şifa getireceğine inanan hanımlar bunu asırlarca devam ettirdi. Ancak bu adet de zamanla unutulanlar arasına girdi.

Artık eğlencenin yeni adresi

Hamamların tarihi geçmişi bu kadar derin ve zenginken, farklı deneyimler yaşamak isteyenler için de bir cazibe merkezi. Aynı zamanda yeni nesil hamamlarla beraber tarihi hamamlar eğlence sektörünün gözdesi. Farklı eğlence organizasyonu, özel davetler, kına geceleri hatta düğünler bile artık hamamlarda yapılır oldu. Hamam işletmecileri de bu talep karşısında hem tarihi dokuyu bozmadan hem de eğlencenin dozunu artırmak için birçok revizyona imza atıyor.

Filmlerdeki meşhur hamam sahnelerini artık gerçeğe taşımak isteyenlere sonsuz seçenek sunan hamam işletmeleri, zeytinyağlı dolmaların, limonataların, lokum ve şerbetlerin servis edildiği, dansözlerin yer aldığı paketleriyle fark yaratıyor. Düzenleyeceğiniz eğlencenin saatine, kaç kişilik olacağına ve istediğiniz hizmete göre hamam fiyatları değişebiliyor. Ama bir hamamı kapatmak isterseniz ortalama olarak hafta içi 400, hafta sonu 700 Euro ödemeniz gerekiyor. Eğer sazlı, sözlü, mezeli, dansözlü, masajlı bir paketi sabah 10.00, akşam 16.00 saatleri arasında seçerseniz 20 kişi 6 bin TL ödüyorsunuz. Yani bu paketi seçenler kişi başı 300 TL ödemiş oluyor. Saat 16.00’dan sonra veya hafta sonun organizasyon yapmak isterseniz de fiyat kişi başı 320 TL oluyor. Normal bir günde hamama yıkanmaya girdiğinizde ise 10 dakika kese, 15 dakika köpük masajı ve ikramlıklar olmak üzere fiyat 375 TL oluyor.

Cazibesini gün geçtikçe artıran hamamlar ve fiyatları ise şöyle;

Cağaloğlu Hamamı 

Cağaloğlu Hamamı aralarında, Mustafa Kemal Atatürk’ten hemşire Florence Nightingale’e kadar birçok ünlüyü ağırlamış. Bu hamamı farklı kılan özelliklerden biri de suyu ısıtmak için Ayvalık’tan getirtilen zeytin çekirdeklerinin kullanılması. Giriş fiyatı 375 TL olan hamamda ikramlar ve dinlenme odaları fiyata dahil.

Kılıç Ali Paşa Hamamı

Karaköyde bulunan, geniş ve görkemli kubbesiyle büyüleyici bir atmosfere sahip Kılıç Ali Paşa Hamamı’nın girişi 270 TL. Masaj fiyatları ise bölgesel 190 TL, tüm vücut olmak üzere 430 TL’ye kadar çıkıyor. 6-12 yaş arası çocukların hamama giriş fiyatları da 160 TL. Hamamda kadınlar ve erkekler ayrı saatlerde kabul ediliyor. Fiyatlara kese, köpük ve ikramlar dahil. 

Çemberlitaş Hamamı 

Kadın ve erke olmak üzere çifte hamamlardan olan Çemberlitaş Hamamı 240 TL. 15 dakika boyunca sürecek kese masajı, uzun bir süre çıkmak istemeyeceğiniz sultan ve köpük banyoları hizmetleri var. Ayrıca hamamda değişik tarzda masajlar denemek isteyenler için Aromaterapik Yağ Masajı Refleksoloji, Hint Baş Masajı ve cilt için kil masajı da mevcut. 

Hürrem Sultan Hamamı 

Fatih’te bulunan hamamın giriş ücreti paketler dahilinde 45 Eurodan başlayarak 160 Euro’ya kadar çıkıyor. Ayrıca kadınlara özel olarak indirimler de yapılmakta. Tüm bunların yanı sıra kadınlara özel indirimlerin haricinde hamam, bayram gibi özel günlerde de çeşitli kampanyaları da ziyaretçilerine en iyi şekilde sunuyor. 

Sayıları giderek çoğalıyor

Tarihi yarımada da bulunan hamamlar dışında İstanbul’un farklı semtlerinde ve diğer şehirlerde bulunan hamamların sayısı eğlence sektöründeki bu ihtiyaca cevap vermek için git gide artırıyor. Sayısı artan hamamlar arasından ise uzun yıllardır hizmet veren Gebze’de bulunan ve işletmeciliğini Hülya Hasret’in yaptığı Marmara Hamamı sunduğu farlı organizasyon çeşitleriyle gelin hamamlarının ve kına organizasyonu yapacakların bir numaralı adresi.