19 Mart 2000 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
   SİNEMA
   MÜZİK
   ASTROLOJİ
   BRİÇ
   SATRANÇ
   G. PAZAR ARŞİV
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI

"İspatlanırsa, evrimi kabul ederim"

Levent Cinemre

Eski TAEK başkanı Ahmet Yüksel Özemre, aynı zamanda bilimle din arasındaki ilişkilere kafa yoran bir bilimadamı.

Çernobil zamanının Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre, "Kuran-ı Kerim ve Tabiat İlimleri" adında bir kitap çıkardı. "Tabiat ilimleri hakkındaki bilgisi çoğu kere avam için yazılmış olan vülgarize kitapların düzeyini aşamayan birtakım düşünür ve mütefessirlerin, Kuran'ın tabiat ilimlerinden yararlanarak tefsirini yeni metod olarak uygulayarak ayetleri zorlamacı bir biçimde aklileştirmeye kalkışmalarını" eleştiriyor.

Dinle bilim çelişir mi?

  • Kitabınızda Kuran'la bilim arasındaki ilişkiyi inceliyorsunuz.
    Kitap esas itibariyle epistomoloji açısından konuya yaklaşıyor. Epistomoloji, hangi ilim olursa olsun kullanılan lisanın, sınırlandırmaların, özel terminoloji ve kavramların ne dereceye kadar geçerli olduğunu araştıran bir ilim dalı. Haşır neşir olduğunuz alanda zamanla bazı kanaatler oluşuyor. Bunlar çoğu zaman düşünceleri saptırabilir. Kullanılan kavramlar çoğu sefer mitik, efsanevi, semantik bir anlam kazanır; anlam kaymasına uğrar. Bu anlam kayması, Kuran tefsirinde de var. Benim el atmak istediğim konu bu.
  • Din, bilimle çelişir mi?
    Bana göre kavramlar iyi konulduğu takdirde din (burada semavi dinleri kastediyorum) ile ilim arasında hiçbir çelişki yoktur. Çelişki nereden çıkıyor? Bazı kavramların yanlış empoze edilmesinden. Mesela Darwin teorisi. Bu bir teori değil, senaryo. Buna paralel birçok senaryo ileri sürülebilir. Senaryo, bir kere olmuş, bir daha da olmayan ya da olması mümkün görünmeyen ve hadiseleri akla yatkın bir biçimde izah etmeye yönelik kavramsal bir sistemdir. Kainatın ilk patlama teorisi de böyledir. Pozitif görünüşüne rağmen, sadece bir senaryodur. Bir daha olamaz. Bunlar pozitif bilimin dışındadır.

    Evrim teorisi
  • Darwin teorisi konusunda söyledikleriniz dünya bilim camiasında herkesin üzerinde fikir birliğine vardığı bir konu mu? Üstelik bu teoriyi doğrulayan kanıtlar, buluntular, kemikler falan var...
    Kemikler falan bulundu ama bu neyi ispatlıyor? Bir bakıyorsun, bir balık kalıntısı bulunmuş. Aradan 200 milyon sene sonraya ait başka bir kalıntı bulunmuş; bunun yüzgeci biraz büyük. Bilim adamı diyor ki, "Hah tamam, işte bu sudan çıkmış, yüzgeçleri kanat oluyor." Hakikaten 300 milyon yıl sonraya bakıyorsun, kocaman kanatlı hayvanlar çıkmış uçuyor. Ama bunların arasında muazzam boşluklar var. Bu boşlukları doldurmadan sebep - sonuç ilişkisini kendi hayalinden kurarsan, bu, bilim olmaz. Aklı okşayan, akla yatkın bir senaryo. Ama ispatı yok. Buna karşı, mesela Cenabı Hakk'ın "Yaratma Teorisi" var. O da bir senaryo. Teori olması için en azından yanlışlığının ispatlanabilir olması lazım. İspatlayamadığınız zaman, pozitif ilmin dışındadır.
  • Demek o boşluklar dolarsa, evrim teorisine inanacaksınız.
    Bana bunun ispatı pozitif olarak yapılırsa, kabul etmemem için bir sebep yok. Ama bu çok zor. Onun için bu daha ziyade itikadi bir sistemdir. Zaten bütün senaryolar böyledir. Mesela kainatın big bang (büyük patlama) ile ortaya çıktığı teorisi. Harikulade, şiirsel bir senaryodur, ama önünde sonunda bir senaryodur. Buna alternatif senaryolar da var. Halbuki, gerçeğin ancak bir temeli olabilir. Teorinin bazı varsayımlarını bugünkü fizikle izah etmek mümkün değil. Demek ki fiziğin dışında bazı elemanlar, sırf bu teoriyi ayakta tutmak için ithal edilmiş. Bu durumda fiziğin ötesinde kalınır ki, onun adı da fizik değil metafiziktir. Buna epistomoloji açısından itirazım var.
  • Ama bu bilim camiasında geçerli bir teori...
    Bilim adamları arasında 'publish or perish' (yayınla ya da yok ol) sözü çok geçerlidir. Ya makaleni neşredersin ya da yok olup gidersin. Onun için bir hipotezin üzerinde konuşuluyor, saçma da olsa bu konuşmadan neticeler çıkabiliyorsa ve bunu yayınlayabiliyorsan, bu, mali destek, bilim aleminde popülarite ve zikredilme demektir. Zikredilmek ise birtakım yerlere gelebilme ihtimali demektir. Bütün bu sosyal dürtüler arasında insan, yaptığı bilimi unutabilir. 1950'lerden önceki bilim adamlarında böylesi dürtüler yoktu. Onlar dürüst ve büyük adamlardı. Ama o tarihten sonra büyük işler yapmış bilim adamlarının çoğunda bu tür endişeler görülür.

    İlim mi, bilim mi?
  • Türkiye'de dinciler ilim, diğerleri ise bilim der? Siz de ilim diyorsunuz. Bu kelimenin bilimden başka bir anlamı mı var? Bilgi ile bilimi ve ilmi ayırmak lazım. Her bilgi ne bilimdir, ne de ilim. Bilim ya da ilim olabilmesi için bilginin üzerine bazı metodlar eklenmesi lazım. Aslında bunlar eşanlamlı kelimelerdir. Ben niye ilim kelimesini seçiyorum? İlim, Cenabı Hakk'ın kendine layık gördüğü 7 - 8 sıfattan biridir. Benim mistik görüşüme göre, ilmin yaratıcısı Allah'tır. İlmi öğreten de Allah'tır. Allah, ilminde çelişki bırakmaz. Yeter ki biz onun yarattığı ilmi onun yarattığı şekilde, kendi nefsimizden bir şey katmaksızın keşfedelim. Yani ilim kelimesi, bilim kelimesinin ötesinde büyük bir anlam yüklü olduğu için, bana göre daha munis ve daha çok tercih edilebilir bir kelime.
  • Peki bu durumda bilim adamının objektifliğine, yani herhangi bir görüşe ya da kanaate bağlanmadan olayların üzerine gitme özelliğine halel gelmiyor mu? Çünkü dünyadaki her şeyi bir güce bağlamış oluyorsunuz. Kusura bakmayın, ben Allah'a inanan bir insanım. Her şeyi Allah'a rücu ettirmem doğaldır. İlim de Allah'a rücu eder. Ben bütün bu kainatı ilimle yaratmış olduğunu, kendine de ilim sıfatını layık gördüğünü idrak eden bir kimseyim. Bundan dolayı ilim yaparken idabet gibi yaparım.
  • Peki bu durumda insanın kafasında bir sınır oluşmuyor mu? Hayır. Bakara suresinde der ki, "İnsanlar Allah'ın ilminden, ancak onun izin verdiği kadarını öğrenebilir." Yani bana bu yetkiyi vermiş. Ben ne yaparsam yapayam, zaten sonuna kadar gitme imkanım yok.

    Kitap hakkında
    "Kuran tefsirinde modernist akım, Kuran'ı akla yakın olarak açıklamak ister. Halbuki, mesela birtakım mucizeleri akli yoldan açıklamak isterken, başka mucizelere gerek duyar. Bunun hatalı olduğunu göstermek istedim. İlmin islamileştirilmesi ise son derece saçma. Pozitif ilmi islamileştirmeye çalışırsan, başkası da hıristiyanlaştırmaya çalışır. İlim, kainatın anlaşılması için sebepler zincirini teker teker inceler. Sen onu islamileştirirsen, bütün bu sebepler zincirini ortadan kaldırıp sadece Cenabı Hakk'ı sebep olarak göstermiş olursun. Bu yanlıştır."

    Fotoğraf: Altan Burgucu

  • © 2000 Milliyet