|
13 Eylül 1998
Anıtkabir'deki kitapların sırrı çözülüyor
Ceyhun CANBAZOĞLU
Ergun Candan "Gizli Sırlar Öğretisi" kitabında Atatürk'le ilgili şaşırtıcı tezler ortaya attı. Atatürk'ün vefatından önce Mu medeniyeti üzerinde çalıştığını, çevirttiği kitapların ise basılmadığını öne süren Candan'la esrarengiz bir söyleşi yaptık.
* Sınır Ötesi Yayınları'ndan çıkan "Gizli Sırlar Öğretisi" isimli kitabınızda Atatürk'ün Mu kıtasıyla ilgili araştırmalar yaptığını açıkladınız. Atatürk Meksika'ya konuyla ilgili araştırma yapması için neden bir elçi gönderdi?
Atatürk'ün yaptığı en son araştırmalardan bir tanesi, M.Ö. 200 bin ile 70 bin yılları arasında Büyük Okyanus'ta Mu adında bir kıta olup olmadığıydı. Konuyla ilgili çalışmalar yapan James Churchward'ın kitaplarını Türkiye'ye getirerek tercüme ettirmişti. Günümüze kadar bu kitaplarla ilgili doğru dürüst hiçbir araştırma yapılmadı. Çevirilerde Atatürk'ün özellikle altını çizdiği, bölümler vardı. 1967 yılına kadar Türk Dil Kurumu'nda (56, 57 kayıt numaralı) duran, daha sonra Anıtkabir kitaplığına getirilen bu çeviriler hala basılmamıştır. Atatürk özellikle "Kayıp Mu Kıtası" ve "Mu'nun Çocukları" eserlerinin üzerinde çalışmıştır. Atatürk'ün bu araştırmaları yapmasına 1932 yılında emekli general Tahsin Mayatepek'in ziyareti neden oldu. Generalin Maya diliyle Türkçe arasındaki benzerliklere dikkat çekmesinin ardından, Atatürk Türklerin kültür kökenlerini ortaya çıkarmak için onu Meksika'ya elçi olarak atadı. Amerikalı arkeolog William Niven ile bağlantıya geçen Tahsin Bey, ünlü arkeologun elindeki tabletleri görünce şaşkına döndü. "Türklerin kültür kökeni Mu kıtasından göç edenlere mi dayanıyordu?" sorusu gündeme geldi.
* Atatürk'ün bu çalışmaları vefatından sonra neden basılmadı?
Bu kitapların en büyük özelliği hem dünya tarihine hem de dünya dinler tarihine ışık tutmasıdır. Atlantis, Mu uygarlığı var mıdır, yok mudur tartışması... Hiçbir resmi makamdan bu konuyla ilgili bir açıklama gelmedi. Bu çalışmalar en azından basılabilirdi, bundan sonra da basılabilir. Bizim uygarlığımızda hala sır olarak saklanan ve bir türlü açıklanmayan, belki de birtakım çevrelerce açıklanması engellenen bilgilerin eski uygarlıkların ellerindeki bilgilerden kaynaklanması söz konusu.
* Mu ya da Atlantis nasıl bir medeniyetti?
Aslında Mu ve Atlantis'ten önce de bazı uygarlıklar vardı. Bunlarla ilgili çok net bilgiler yok. Sadece mitolojilerde ve dinlerde anlatılan sembolik bilgiler var. Tanrıoğulları ve Yılanoğulları tabir edilen bazı uygarlıklardan söz ediliyor. Galaktik ırk dediğimiz ve dünyada da bir zamanlar yaşadığı tespit edilen bir uygarlık var. Çok ileri seviyide varlıklar bunlar. Her alanda çok gelişmiş bilgilere sahiplerdi. Galaktik ırkın son temsilcileri Mu ve Atlantis'i teşkil etmiştir. Kısmen dejenere olmuş varlıklardır. Bu kıtaların batmaya başlamasıyla birlikte dünyanın farklı yerlerine göç edilmesine ezoterik kayıtlarda rastlayabiliyoruz. Bazı sırların Mısır'a Atlantisli bir bilge olan Osiris'le geldiği de söyleniyor.
* Mısır medeniyetinin gizemi hala tartışma konusu...
Mısır'a Atlantis ve Mu uygarlıklarından yoğun göçler yapılmıştı. Tabii sadece Mısır'a yapılmadı bu göçler. Tibet'e de yapıldı, Amerika Kıtası'na da. Ama Mısır çevre ülkelerden gelen öğrencileri eğitme görevini üstlendi. Daha sonra diğer yerlerde meydana gelen dejenerasyon onları da etkiledi ve bilgili rahiplerin sayısı azaldı.
Eğitilen insanların çoğunu biz daha sonraları filozof olarak tanıdık. Örneğin Pisagor 52 yıl Mısır'da kalmıştır. Hz. Musa, Heredot, Platon bu özel eğitimden geçenler arasındaydı.
* Ezoterizm Anadolu'ya Mısır'ın fethiyle mi sıçradı?
Evet. Mısır'dan halka halka bütün sufi ekollerinin ortaya çıkmasındaki sebep buydu. Bu halka daha sonra Anadolu'ya taşındı. Buna gelenek ismi veriliyordu. İnsanlığın aşağıya iniş süreci devam ettiği için bu bilgiler küçük gruplar halinde kaldı. Sadece o merkeze, tarikata okula dahil olanlara aktarıldı. Bu noktadan itibaren ezoterzim başladı. Herkese açıklanmayan gizli bir çalışmayı ifade eden ezoterizm iyice kapatılarak günümüze kadar geldi. Bu bilgiler sembolleştirildi. Sadece o sembolleri çözebilenlerin anlayabileceği bir hale getirildi.
© 1998 Milliyet
|