Milliyet


13 Eylül 1998

Lale Devri Bach'la buluştu


YENİ ALBÜMLER
Godzilla
(Film Müzikleri / Sony)
Geçtiğimiz günlerde gösterime giren Godzilla'nın film müzikleri son zamanlarda yayınlananların en iyisi diyebiliriz. Bu tür aksiyon filmlerinin faydası, müziklerinde iyi isimleri birarada bulmak oluyor. The Wallflowers, Rage Against The Machine, Foo Fighters, Silverchair albümde bulunan bazı gruplar. Filme gitmeseniz bile albümü kaçırmayın.

A Reggae Tribute To The Police
(Reggatta Mondatta / EMI)
Reggatta Mondatta, ünlü grup Police'in şarkılarının Aswad, Big Mountain, Bim Sherman, Freddie McGregor gibi isimlerce reggae tarzında yorumlandığı aynı isimli ikinci albüm. Albümün Police dinleyicilerini memnun edeceğini pek sanmıyoruz ama, reggae sevenlerin böyle bir toplamayı beğeneceklerini söyleyebiliriz.

Kumar
(Centimetre / Diskotür - Ada)
Yeni bir Türkçe rock grubu olan Centimetre'nin, zaman zaman blues havasının da hissedildiği "Kumar" albümü genel olarak 80'lerin rock sound'unu anımsatıyor. Bir şarkıda da Fuat Güner'in gitar çaldığı "Kumar" kayıt olarak da dinlenebilir olmuş ama, grubun yaptığı müzik bize çok da yeni bir şeymiş gibi gelmedi.

Mahur
(Türk Saz Musikisi / Metropol Müzik)
Eskiden TRT'de yayının geçici bir süre için durdurulmak zorunda kaldığı anlarda çiçek görüntüleriyle birlikte fonda çalan müzikler vardı. Şenol Filiz ve Birol Yayla'nın projesi olan Mahur da ilk dinlediğimizde bunları aklımıza getirdi. Türk saz musikisi ustalarının eserlerinin yeniden yorumlandığı albüm meraklısının ilgisini çekecek.

21 - 27 Eylül tarihleri arasında çoksesli müziğin büyük sanatçısı Johann Sebastian Bach'ın eserleri, Lale Devri bestecileri ve caz uyarlamaları "Akbank Aya İrini Bach Günleri"nde buluşuyor.

Akbank Oda Orkestrası Şefi Cem Mansur'un sanat yönetmenliğinde ve Hakan Erdoğan Productions'ın organizasyonu ile gerçekleştirilecek "Akbank Aya İrini Günleri" İstanbul'da 7 gün boyunca sürecek. Akbank Oda Orkestrası ve İdil Biret ile Alexander Rudin gibi solistlerin katılımıyla Bach'ın enstrümantal eserlerini ve Lale Devre bestecilerinin eserlerinden seçkin örnekleri sanatseverlere sunacak olan "Akbank Aya İrini Günleri"nde, ayrıca Bach'ın eserlerinin caz uyarlamalarını seslendirecek ünlü vokal gruplarından "The Swingle Singers"ın konserine de yer verilecek.

Etkinlikler
Tüm etkinlikler Aya İrini'de gerçekleştirilecek.
* 22 Eylül Salı günü saat 17:30'da "18. Yy.dan Günümüze Bach'ın Müziğinin Güncelliği" isimli söyleşiyi Cem Mansur yönetecek; Aykut Köksal, Hasan Uçarsu ve Hülya Tarcan konuşmacı olarak katılacaklar.
* 25 Eylül Cuma günü "18. Yy.da Osmanlı'nın Batıya Dönen Yüzü" adlı söyleşiyi Cem Mansur yönetecek; Murat Belge, Baha Tanman, Bülent Aksoy ve Uğur Tanyeli konuşmacı olarak katılacaklar.
* 22 - 25 Eylül arası 17:00 - 19:00 saatlerinde ve "Goldberg Varyasyonları" isimli film gösterilecek. Fiyatları 3, 4 ve 6 milyon TL olarak belirlenen biletler AKM, Aksanat ile Vakkorama Taksim, Suadiye ve Akmerkez şubelerinde satılıyor.

Tekno olayına girdik

Banu BÖLEN

"Atları da Vururlar" adlı filmi hatırlayan var mı? Hani bir yarışma yapıyorlardı da en uzun süre dans etmeyi başaran çift para ödülünü kapıyordu. İşte buna benzer bir organizasyon geçen hafta Maslak Parkorman'da yaşandı.

Geçen haftasonu Parkorman'da J & B I. Dans ve Tekno Festivali vardı. Gelenler 24 saat boyunca dans ettiler. Hem de sonunda ödül filan alacakları da yoktu. Sadece eğlence için. Parti cumartesi günü saat 13.00'da HIP Techno Crew DJ'lerinin tekno tınıları ile başladı. Parti meraklıları sabahtan itibaren kapının önüne birikmişlerdi. Kapağı oraya atanlar hemen meraklı annelerinin ellerine tutuşturduğu cep telefonlarına sarıldılar, "Anne ben yarın sabah eve döneceğim". Artık onlar organizasyonun güvenliğine emanettiler. Bir de kollarında kırmızı damga vardı. Kendilerini öldürseler içki alamayacaklardı. Zaten bu da onları pek bağlamadı. Çünkü müzik başlarını yeterince döndürüyordu. Dışarıda fırtınadan önceki sessizlik gibi sakin duran "tekno çağı"ndaki gençler içeriye adım atar atmaz deli gibi dans etmeye başladı.
Saatler ilerledikçe festival katılımcılarının sayısı da arttı. Akşam yedi sularında her yaştan 7 bin saçı boyalı teknosever, Parkorman havuzbaşı ve anfitiyatroya kurulmuş sahne önlerinde "Athena" usulü dansları ile gerçek bir grup ruhuna örnek verir gibi hareket etmeye başladı. Doğrusunu söylemek gerekirse J & B I. Dans ve Tekno Festivali'nde İngiltere'de, Hollanda'da yaşanan "weekender" (haftasonuluk) parti havası yakalanmıştı. Bir tarafta half pipe üzerine kaykayları ve roller blade'leri ile hoplayıp zıplayanlar, diğer tarafta bungee jumping'de cesaretini denemek isteyenler kuş misali gökyüzünden aşağıya balıklama atlıyordu. Bir başka tarafta komik aynalarda gerçek hayatta kalçaları geniş kızlar dar kalçalı kızlarla aynı göründüklerine şahit olup kısa süreli mutluluklar yaşıyordu. Dans etmekten terleyenler kendilerini havuza atıp serinlerken tişörtlerinin ıslanmasına aldırmıyorlardı. Çünkü el baskısı tişört, sweat - shirt satan bir stand bile vardı. Organizasyonun starı Pills, halkın arasına karışmış gruplardan bir tanesiydi. Hatta Pills "halktan biri olma" durumunu iyice abartıp bizimle beraber kafede oturup Türk kahvesi içerek günlük İstanbul dedikodularına bile katıldı. Pills'in sahneye çıkması tam bir şölen gibiydi. Grup parti havasını zirveye çıkarmayı başardı. Özellikle Esmer Kerim'in dansı muhteşemdi. Sabah saat altı sularında Parkorman'ı dolduran insan sayısında hiçbir azalma yoktu. Bungee jumping kuyruğunda yüz elli kişi azimle bekliyordu. Sahnede yakışıklı sarışın Adam F. vardı ve herkes hala dans ediyordu. Pes edenler mekanı terk etmek yerine uyku tulumlarına girip uyumayı tercih etmişlerdi. Saat on olduğunda parti hala devam ediyordu. Hala tepeden aşağıya balıklama süzülenler vardı. Dans etmekten yorulanların sayısı daha fazlaydı. Ama müzik dinleyerek uyumayı tercih etmişler ki 120 bin watt'lık hoparlörlerin dibine çadır kurmuş içinde yatıyorlardı.
Bu partinin sonunda pek çok perişan vardı. Onları tekno vurmuştu!

Kısa notlar
* Organizasyonun hazırlığı tam bir sene öncesinden HIP Production tarafından başlatıldı.
* Tüm festival boyunca yaklaşık yedi bin kişilik bir kalabalık hep birlikte dans etmesine karşın hiç kimse ter kokmadı.
* Festivalin sponsoru bir içki firması olmasına karşın hiç kimse alkol komasına girmedi.
* Ünlü olmaya çalışan bir kızımız bungee jumping'i bikinisiyle yaptı. Göğüs numarası 95 olmasına karşın hiç frikik vermedi.
* Sevgilileri olmadan "Bu kalabalıkta bir kısmet buluruz artık," diye partiye gelen erkeklerin hepsi eve eli boş döndü. Uzun soluklu bir parti için kondisyonları yeterli değildi.
* 24 saat boyunca yalnızca bir kişi bayıldı. Ambulans bir tek aceleden eli kesilen garsonlara müdahale etmek zorunda kaldı.
* Sabaha karşı hava iyice soğumasına karşın kızlar hala minik şortları, elbiseleri ve büstiyerleri ile ortalıkta salınmaya devam etti.
* Saçı boyalı olmayan kızların saçları ya iki yandan topluydu ya da bir sürü toka takılıydı.
* Bizim ünlülerden Özlem Tekin ve Mustafa Altıoklar partiye sabaha doğru katıldı.
* "Bu olay neymiş?" diyen Pasha gençliği arasındaki Prada çantalı kızların hepsi tekno kültürü ile yoğrulmuş "taş" çıtırların tarzları altında ezildi.
* Bir ara bana bakmaya gelen annem, Pills masadan kalkınca "Aaa, bizim oğlanlar nereye gitti?" dedi. Hatta arada sırada bizim bile dayanamadığımız müziğin ritmini pek beğendi.
* Kalabalıktan ziyade park eden arabaları çekmeye kalkan çekiciler yüzünden trafik felç oldu. * Organizasyon boyunca toplam 37 bin şişe su satıldı.


"Allah'ın torpilli kuluyum"

Efkan KULA

Albümleri dünya çapında otuz ülkede yayınlanan caz müzisyeni Hasan Cihat Örter, Türkiye'deki ilgisizlikten yakınıyor. Sanatçının ilahileri ve Bakara suresini bestelemek gibi ilginç denemeleri de bulunuyor.

Hasan Cihat Örter, cumartesi geceleri Samanyolu TV'de "Geceyi Örten Müzik" adlı bir program yapıyor. İki senedir Burç FM'de radyo programı ve TRT'de "Müzik ve Biz" isimli bir program hazırlıyor. Televizyonun sayesinde sevenlerinin sayısının arttığını düşünüyor. Aslında herkesin onun farkında olduğunu ama medyanın kendisiyle ilgilenmediğini söylüyor. "Bana sağcıymışım, milliyetçiymişim gibi davranıyorlar, oysa ben Atatürkçüyüm, çağdaş müzisyenim," diyor. Muhafazakar basının kendisiyle daha çok ilgilenmesini "Belki daha duyarlılar. Belki de Türk müziğini çoksesli olarak dünyaya açtığım için benimle ilgleniyorlar," diye açıklıyor. Örter'e göre Samanyolu TV'de görünmesi, uluslararası alanda birçok festivale katılmasına rağmen Türkiye'deki bazı festivallere katılmasını engelliyor. "Türk sanatçısına önem vermeyen ukala festivallere çağrılmıyorum," diyor. Ama bu onun için çok da önemli değil. "Onlar çağırmıyorlar ama ben Amerika'ya, İngiltere'ye gidip çalıyorum. Festivalde çalmak önemli, ben çalmak için organizatörlerin ayağına kadar gidiyorum. Ama önyargıyı kıramadım," diyor. Örter, müziğine Allah sevgisini yansıttığını, günde 16 saat ibadet eder gibi müzikle uğraştığını söylüyor. "Din insanın içindedir. Atatürk dinle ne kadar ilgileniyorduysa ben de o kadar ilgileniyorum. Yapmaya çalıştığım müziğimizi çağdaş bir hale getirmek," diyor. Örter'in müzikte farklı denemeleri var. Bunlardan biri de Bakara suresini bestelemek. Bakara suresinin bestelenebileceğini ve bu yönde orkestra için yazdığı denemeleri olduğunu söylüyor. Ama bunların yoruma çok açık konular olduğunu, yapılması için henüz erken olduğunu düşünüyor. "Kuran - ı Kerim zaten Allah'ın bestesidir. Ama çoksesli söylenebilir, senfonik orkestraya uyarlanabilir. Mısırlılar bunu yapıyorlar zaten, ilahiler de yeniden bestelenebilir," diyor. Hasan Cihat Örter bir caz müzisyeni ama belli bir formata girmek de istemiyor. Besteci, kompozitör yani Allah'ın torpilli yarattığı kullarından biri olduğunu söylüyor. Esas enstrümanı gitar olmasına rağmen nefesliler hariç tüm müzik aletlerini çalıyor. Albümleri 30 ülkede yayınlanan Örter, bine yakın eser yazmış, bin 500 konser ve dinletiye katılmış. Geçen yıl çıkan "Re - Formation" albümü İngiltere'de liste başı olmuş. Bunlara rağmen kendi ülkesinde Amerikan cazı yapmadığı için caz müzisyeni sayılmamaktan yakınıyor. Türkiye'de caz müziğinde önde gösterilen isimlerin Amerikan cazı yaptıklarını, evrenselliğin böyle bir yoldan geçmediğini söylüyor. Gitarda farklı sentezler yarattığını iddia eden Örter, öneminin 70 yıl içinde anlaşılacağına inanıyor. Örter, aynı zamanda EMI firmasının klasik repartuvarındaki tek Türk sanatçısı olma özelliğine de sahip. Bunun nedenini bir şeyler yaratmasına ve özellikle "Anadolu Ezgileri" albümünün başarısına bağlıyor. "Yaptığım tarz daha önce hiç denenmemişti. O albümle Anodolu ezgilerini Avrupalı'nın kulağına yaklaştırdım," diyor. Bir Amerikalı gibi caz yapabileceğini ama onların bizim müziğimizi yapamayacağını iddia ediyor. "Onlar bizim makamlarımızı çalamazlar çünkü hissedemezler, ukalalık olacak ama dünyanın sayılı müzisyenlerinden biriyim çünkü dünya kabul etti," diyor. Örter'in, "Anadolu Ezgileri" (1993), "Kadın Senfonileri" (1995), "Modern Folk Üçlüsü İstanbul Şarkıları" (1996), "Re - Formation" (1997) isimli albümleri bulunuyor.

Index | Yazarlar | Sinema | Kitap | Müzik | Internet | Tarot | Astrogizem |

Milliyet

© 1998 Milliyet