Milliyet PAZAR


20 Eylül 1998

MEDYA TAVA

"78 Kuşağı" değil "77 Kuşağı"

Emre AKÖZ


KİM'LİK
Duygu ASENA

PANDORA'NIN KUTUSU
Nilüfer KUYAŞ

PAZAR SENDROMU
Gani MÜJDE

NO NAME
Nora ROMİ

Bu bölümdeki bazı yazılarda "77 Kuşağı" ibaresi yer alıyor. Nedeni, sizin de tahmin edeceğiniz gibi, kendimi bu kuşağın bir üyesi saymam.
Peki neden '78 değil de '77? Dikkat ederseniz "78 Kuşağı" sözü "68 Kuşağı"ndan çıkarsanmış bir ifade. Yani önce 68 Kuşağı var, ardından da ona göre biçilen bir 78 Kuşağı.
Bence bu uygun bir adlandırma değil. Çünkü 68 Kuşağı adını 1968 yılında meydana gelen büyük toplumsal ve siyasal olaylardan alıyor. Halbuki 1978 yılının kendi içinde bir özelliği yok. 68'e on yıl ekleyip 78 kuşağı diyorlar.
Eğer illa yaklaşık on yıl aradan sonra ortaya çıkan bir kuşaktan söz açılacaksa "77 Kuşağı" dememiz gerekiyor. Çünkü 1980 darbesine giden yolu açan büyük Taksim 1 Mayıs katliamı 1977'de gerçekleşmişti. Bu müthiş provokasyondan sonra ne toplumsal ne de siyasal ilişkiler eskisi gibi olmuştu. Yanlış hatırlamıyorsam Murat Belge de bir yazısında bu değişimin altını çizmişti. 1968 benzeri, beklenmedik bir kalkışma hareketi meydana gelmediği için 77 Kuşağı üzerine pek yazılmadı. O dönemi anlatan birçok kitap var. Ancak pek az yapıt doğrudan 77 Kuşağı'nın ruhunu anlatmayı kendine amaç edindi.
Bu nadir kitaplardan biri de 1958 İzmir doğumlu gazeteci Oğuz Güven'in kaleme aldığı "Zordur Zorda Gülmek" (Güncel Yayıncılık). "78 Kuşağı" altbaşlığını tercih eden Güven, dönemin solcu gençlerinin yaşadığı trajikomik olayları gayet akıcı bir dille anlatıyor.
"Zordur Zorda Gülmek"te sadece dövülen, göz altına alınan, tutuklanan, işkence yapılan, hapislerde süründürülen solcuların, "gülerken ağlanası" öykülerini değil, aynı anda köylüsünden polisine onların çevresinde bulunan "Türk insanının" (Ne laf ama! Kim çıkardıysa diline pil uçları değdirile...) zihniyetini de buluyorsunuz.
Şimdi gelin sözü Oğuz Güven'e bırakalım...
"1979 yılı. Yer Ankara'nın Altındağ ilçesine bağlı Roman vatandaşlarıyla (çingeneleriyle) meşhur Çin Çin Mahallesi. Yoğunlukla esmer vatandaşların oturduğu mahallede sol gruplar örgütlenmek istedi. Hiçbir sol grup, Roman vatandaşların, işi pek fazla ciddiye almaması ve başına buyruk davranması nedeniyle başarı sağlayamadı. Çin Çin Mahallesi'nde örgütlenmekten vazgeçti sol gruplar. Daha sonra MHP'liler mahalle ile ilgilenmeye başladı. Ülkücüleri de pek ciddiye almadı mahalle halkı. Hatta kendilerini aşağıladıkları, kötü davrandıkları için tepki gösterdiler ülkücülere. Bir gün ülkücüleri kovdular mahalleden.
Ertesi gün 100'e yakın silahlı ülkücü militan mahalleyi bastı. Çok sayıda Roman vatandaşı dövdüler. Gecekonduların duvarlarını 'Türkeş ve MHP' sloganlarıyla donattılar. Mahallede esen ülkücü terör birkaç gün sürdü.
Bu baskıdan bunalan esmer vatandaşlar, kendilerinden bir sol grupla ilişkiye girdi. Derneğe gidip gelmeye başladılar. İş mahalledeki MHP yazılarını silip, sol sloganlar yazmaya gelmişti. Dernekte hangi sloganları yazacakları anlatıldı kendilerine uzun uzun. Gece çıkıp tüm mahalleyi yazılarla donattılar. Ertesi gün duvarlarda şu sloganlar yazılıydı:
'Eskiden faşizm mi vardı' ... 'Bu faşizm de nereden çıktı' ... '.ikilmiş oligarşi' ... '.ötü kıllı Türkeş' ... 'Emperyalizmin uşağı, oligarşinin yavşağı Türkeş'... " (s.89)

* * *
Kitaptan bu bölümü almamın birkaç nedeni var...
İlk olarak, hem sol hem de sağ grupların bu ülkede yaşayan insanların en azından bir bölümüne ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Bu uzaklık siyasetin "tepeden inme" biçimde yapılmasına yol açıyor. İkinci olarak yukarıdaki alıntı, etnik konularda solun nasıl da iki arada bir derede kaldığını gösteriyor. "Sınıflar" hakkında gayet rahat konuşan sol söylem, iş "millet"e, "ırk"a, "soy"a gelince şaşırıveriyor. Örnek mi? Dikkat ederseniz yazar, Çingeneler için birçok terim kullanıyor: 'Roman vatandaşlar', 'esmer vatandaşlar' gibi... Tutarlılık yok.
Üçüncü olarak mahallelinin "içeriden" gelen bir toplumsal - siyasal gerekle değil, 'dış baskıyla' hareket ettiğine şahit oluyoruz. Dayağı yiyince öbür tarafa geçiyor. (Benzeri bir şeyi Küçükarmutlu'da görmedik mi? 1980'li yıllarda Dev Sol'la ittifak yaparak belediyeye direnenler, seçim döneminde gecekonduların tapularını kapar kapmaz solcuları ihbar ettiler.) Bu bölümü almamın dördüncü ve son bir nedeni daha var: Komik!

e-mail: eakoz@milliyet.com.tr
faks: 0212 5056431

Index | Yazarlar | Sinema | Kitap | Müzik | Internet | Tarot | Astrogizem | Hobi

Milliyet

© 1998 Milliyet