|
17 Ocak 1999
"Edebimizle rekabet ediyoruz"
Amerikan kamuoyunu uzun bir süredir işgal eden ve Türk basınının da ilgi gösterdiği Microsoft davasıyla ilgili Microsoft Kuzey Afrika ve Orta Doğu Bölge Müdürü Emre Berkin ve Türkiye Microsoft Genel Müdürü Süreyya Ciliv ile konuştuk. Çıkan sonuç: Silikon Vadisi kendi içinde farklı dinamikleri olan ve benzeri olmayan bir endüstri...
* Microsoft'a karşı açılan dava, 19.yy'da çıkarılan Sherman isimli bir anti - tröst yasasına dayandırılıyor. Geride bıraktığımız yüzyılda çıkarılan bir yasa bilişim teknolojilerinin vahası Silikon Vadisi gerçeklerine ve ruhuna ters mi düşüyor?
Emre Berkin: İyi bir gözlem. Zaten biz en başından beri hep bunu söyledik. 19. yy'da çıkmış bir kanunla şimdiki iş dünyası, özellikle bilişim teknolojisi sektörüne bunu uygulamak çok zor. Amerika gibi bir yerde bunun olması ise abes kaçıyor. Geriye gidersek, bu kanunun kimlere uygulandığına bakmak lazım. Büyük petrol şirketlerine uygulanmış çünkü kendi dağıtım ağını kurarak, rafineriyi kendi işleterek, kendi benzin istasyonunu kurarak haksız rekabet yaratıyor. 20. yy'ın başında aynı yasa demiryolu şirketlerinden bazılarını köşeye sıkıştırmış. Çünkü ray döşemek hem pahalı bir iş hem de zaman alıyor. Hem rayların hem istasyonların hem trenlerin sahipleri, rakipleri olmadığından taşıma ücretlerini artırmış. Ancak şimdi bilişim teknolojilerine bakıldığında sermayenin sadece bir insan ve bilgisayar olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda yarış herkese açık. Örneğin yazılım endüstrisini desteklemeyi bir ulusal strateji olarak benimseyen Hindistan ve İsrail'den çok önemli yazılım şirketleri çıkıyor.
* Microsoft'a karşı sunulan kanıtlar ve iddialar hakkında ne düşünüyorsunuz?
E.B: Microsoft aleyhine açılan davayla ilgili itirazlarımız var. Biz şirket olarak uygunsuz ve yanlış bir şey yapmadığımızı söylüyoruz. Aksi iddiaları kabul etmiyoruz. Edebimizle, adabımızla rekabet ediyoruz. Ancak biz dişli bir rakibiz. Rekabet etmeye başladığımızda dişe diş göze göz mücadele ederiz. Ofsayttan gol atmıyoruz. Hakeme itiraz etmiyoruz. Sahaya çıkıp oynuyoruz. Dava ilk olarak işletim sistemimizle birlikte Explorer tarayıcısının verilip verilemeyeceğine yönelik başladı. Her iddia daha üst temyiz mahkemesi tarafından reddedildikçe bir yenisi ortayı çıkarıldı. Artık basından takip etmek bile zorlaştı. Ne tutarsa onun üzerine gidiliyor. Temyiz mahkemesi ilk iddiada bizi haklı buldu. Çünkü bu pazarda rekabet, fiyatları aşağıya çekiyor. 19. yy'daki gibi yukarıya değil. Örneğin endüstrimizde fiyatlar 10'da bire düşmüş. Tüketici tarafında fiyat ve ürün konusunda memnuniyet söz konusu. Windows ile ortaya bir standart çıktı. Yüzbinlerce yazılım şirketi bizim ürünümüz üzerinde yazılım geliştiriyor. Windows standartı pazarı bir anlamda büyüttü.
* Bill Gates bilgi otoyolunun efendisi olarak gösterilince eleştiri oklarına hedef olmuştu. 50 milyon dolara mal olan evi de çok konuşuldu. Bill Gates'e yakın bir kişi olarak kendisi hakkında sizin gözlemleriniz nasıl?
(E.B.) Gates'in eviyle ilgili birçok spekülasyon yapıldı. Ancak Boğaz'da da 30 milyon dolara ev bulabilirsiniz. Evin maliyetini artıran, Gates'in dünyanın en ünlü tablolarını, duvarlara astığı panel ekranlara yansıttığı file server'lı sistemdir. Bu tablolar için telif hakkı da ödemiştir. Evine yeni taşındı. Gates günde 16 saat çalışıyor. Kızına zaman ayırmak için günde iki saatini ona ayırdı. Önceden 18 saat çalışıyordu. Şehir dışında gerçekleşen toplantılara kendi arabasını kullanarak gelen, koruması olmayan biri. Seattle'da bir Hint restoranında eşiyle ve kızıyla yemek yerken görebilirsiniz. Toplantılarda pizza yiyip kola içiyor. Baktığınızda dünyanın en zengin adamı olduğunu göremezsiniz. Karşısındaki insandan öğrenmek istediği her şeyi farklı açılardan sorduğu sorularla ortaya çıkartabilir. Gözlerini size yönelttiğinde etki alanından kaçmanız zor.
* Microsoft araştırma laboratuvarlarından gelecekte kullanılabilecek uygulamalarla ilgili bilgiler zaman zaman basına yansıyor. Bizi gelecekte Gates'in de söylediği gibi gelişkin uygulamalar mı bekliyor?
(E.B.) Microsoft Research Lab. konusunda en üst akademik ünvan sahibi ve çok pahalı 300 bilim adamının çalıştığı bir bölüm. Gelecekteki en önemli Ar - Ge merkezi olmaya aday. Gates'in her yıl 30 yeni kişi aldığı strateji konferansına geçtiğimiz yıl dahil edildim. Gates'in de katıldığı toplantılarda uzmanlar bize bazen çok uçuk gelebilen uygulamaların demonstrasyonlarını yapıyorlar. Biz de bu uygulamaların hangi alanlarda kullanılabileceğine dair fikirlerimizi beyan ediyoruz. Gelecekte "Uzay Yolu" dizisinde görmeye alıştığımız ve insanla interaksiyona geçebilen PC'leri bekleyebiliriz. Konuşma tonlamaları arasındaki farkları bile anlayabilecek uygulamalar. Yakın bir gelecekte ilk uygulamalar araba teyplerinde yaşanacak. Ben radyo ayarı yaparken birkaç kaza atlattım. Ancak yakında sesimle radyoyu kontrol edebileceğim.
* Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) hala hayata geçirilemedi. Türkiye bilgisayarlaşma sürecinde nasıl bir görüntü veriyor?
(S.C.) Türkiye'nin durumu pek iyi değil. Örneğin Amerika ve İsveç nüfusunun yarısı PC sahibi. Bunların yüzde 30'u internete bağlı. Türkiye'de nüfus 60 milyon ve PC sayısı 1.2 milyon. Geçen yıl İsrail'de 20 kişiden biri, Amerika'da 9 kişiden biri PC aldı. Türkiye'de ise sadece 210 kişiden biri. Oysa Türkiye ekonomisinin yabancı pazarlarda da mal satabilmesi ve pazarlama yapabilmesi için bilişim teknolojilerine (BT) ihtiyacı var. Özellikle de BT insan kaynağına. Yeni yapılan bir araştırmaya göre sadece Batı Avrupa'nın 2002 yılındaki BT çalışan açığının 1.5 milyon kişi olacağı tahmin ediliyor. Ülkemizde işsizlik var. Yazılım sektörünün, telif haklarına saygı gösterilerek devlet tarafından teşvik edilmesi gerekiyor. Einstein bulmamıza gerek yok. Kaynağı değerlendirirsek çözüm doğacaktır. Örneğin bir bankanın internet üzerindeki bir uygulaması için bizden 8 bin dolar tutarında bir program alan üç Türk gencinden kurulu bir firma, projeyi yazılım geliştirme ve servis desteğiyle 252 bin dolara sattı. Bu, gençlere iyi bir mesaj sanırım.
NEThaber
İngilizlerin teknoloji elçisi
Tomb Raider yüksek satış grafiği izleyen bir PC oyunu. İngiltere Teknoloji Bakanı Lord Sainsbury kopyalanan koyun Dolly ile başlayan İngiliz genetik mühendisliği hamlesinin, teknoloji alanında da sürdüğünü belirterek Tomb Raider oyunun karakteri Lara Croft'un teknoloji elçisi olarak belirlendiğini açıkladı. Oyunun üreticisi Core Design teklife sıcak baktıklarını belirterek teknolojiyi artık en iyi 007 Bond'un değil, Croft'un simgelediğini düşündüklerini belirttiler. (www.eidos.co.uk/lara/frame.htm)
Telefon faturasına paydos!
Escortnet "PC to Phone" ve "Phone to Phone" imkanıyla Türkiye'nin her bölgesini, dakikası 29 cent'ten telefon görüşmesine açıyor. Dünyanın herhangi bir noktasından Türkiye'yi aramak için yüksek meblağlar ödemeye paydos. Telefondan telefona aramalarda ise VocalTech Gateway'den ya da şirketlerin kendi kuracakları sunuculardan erişim sağlandığında ödenecek ücret, ilk kurulumdaki yatırımın kendini birkaç ayda amorti etmesiyle sıfıra geliyor. Kısaca ev ve ofis kullanımında cazip bir seçenek.(www.escorttelecom.com)
AIDS'le yüzleşmek
John Dugdale isimli fotoğrafçı 1983 yılında HIV virüsü taşıdığını öğrenmesiyle birlikte AIDS gerçeğiyle yüzleşti. Bu virüsle yaşamayı öğrendikten sonra yaşama daha da bağlandı. İçinde bulunduğumuz Dünya AIDS Haftası'nda 150 AIDS'li sanatçının fotoğraflarına yer veren bir online galeri açtı. Hayatta olan veya ölmüş sanatçıların 3 bini aşkın eserine bakmak ve AIDS gerçeğiyle yüzleşmek için iyi bir fırsat. (www.artistswithaids.org)
SİTE ELEŞTİRİ
Türkiye'nin en iyi sitesi!
Ford Otosan tarafından Effect Halkla İlişkiler bünyesindeki web tasarım bölümüne yaptırılan site, Türk internet kullanıcılarının ilk kez tanık oldukları bir uygulama. Ford Otosan'a ait otomobillerin 3 boyutlu olarak da incelenebildiği uygulamalara yer verilen sitede, konuyla ilgili birçok bilgi bulabilirsiniz. Özellikle Shockwave eklentisiyle sitenin tadını daha iyi çıkartabilirsiniz. Sitenin daha "light" versiyonları da var. Site, web'in sunduğu avantajları göstermek açısından çok iyi bir örnek. (www.fordotosan.com)
|
|
|
|
NETGEZER
Ceyhun CANBAZOĞLU
İnternet kafeler demokrasinin teminatı!
Ülkemizde PC ya da internet satın alınabilir ve erişebilir değil. Herhangi bir İSS'den alacağınız internet bağlantı paketinin maliyeti çeşidine göre 250 ila 450 dolar arasında değişiyor. Bu yüzden ülkemizdeki PC sayısı olarak 1.5 milyon, internet kullanıcı sayısı olarak da (şirketlerdeki LAN dahil) 250 bin kullanıcıdan bahsediliyor. Sık sık dile getirdiğim gibi internet erişimine sahip elit kesim şimdilik "entellektüel sermaye" ayrıcalığını yaşıyor. İnternette politik, ekonomik, sosyal yaşamla ilgili önemli Türkiye gündemi hakkında web siteleri yok. Peki ya olduğunda?
Umberto Eco, İtalya'nın Bologna kentinde Multimedia Arcade isimli bir projeyi şehir konseyi desteğiyle hayata geçirdi. Projenin amacı PC sahibi olamayacak ya da internet erişimine para veremeyecek halkın haber alma hakkını korumak. Çünkü Eco'ya göre halkın en demokratik hakkı bu. Şubat ayında faliyete geçmesi beklenen ve ülke genelinde internet erişimine kolaylıklar getirmesi hedeflenen TTNet projesini de bu açıdan Multimedia Arcade gibi heyecan verici buluyorum. Tabii Eco vizyonunda bir yapılanma söz konusu olursa. İnternete erişimde PC'ye bağımlılık ortadan kalkıyor. İnternet TV ekonomik bir çözüm.
İnternet kafeler, ücret tarifeleri alım gücü yüksek bir kesime hitap etse bile bir demokratik haktır. Ne yazık ki kafe sahiplerinin büyük bölümü bunun farkında değil. Eğer olsalardı arkalarında daha güçlü bir basın desteği bulabilirlerdi!
İnternet kafeme dokunma! Eğer sayın başbakanımızın e - posta adresini bulabilirseniz tepkinizi dile getirin. Polis kafelerin, camilerin 500 metrelik kapsama alanı dahilinde kaldıklarından kapatıldığını söylüyor. İstanbul Valisi Erol Aktaş ise polisin "kafe" lafına takılmış olabileceğini, kendi şahsi kanaatinin internetin yararlı "bir şey" olduğunu açıklıyor. İbrahim Müteferrika'yı matbaa için 100 yıl baltalayan zihniyet mi hortluyor? Tarih internet kafeleri kapatanları, gerçek nedenleri bir gün ortaya çıkartır. Tabii bu işin altındaki kurum ya da kişiler gerekçelerini kendi ağızlarından açıklayana kadar. Kim Türk tarihine "dijital yobaz" olarak geçmek istiyorsa faliyetine devam etsin. Anadolu'dan gelen zavallılara fahiş hesaplar çıkartan izbe Beyoğlu pavyonları dururken, basına bile yansıyan uyuşturucunun gırla gittiği gece kulüpleri varken internet kafelerin topluma verdiği zarar ne? DHKP/C'nin internet bağlantılı teröristleri mi bu mekanları bir iç güvenlik sorunu haline getirdi? Çin hükümeti bile politik muhaliflerinin internet ortamında örgütlenmesinde böylesi bir tavır sergilemedi.
İnternet kafene dokundurma. O senin en demokratik hakkın.
|