7 ŞUBAT - 14 ŞUBAT 1999 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
   KİTAP
   SİNEMA
   MÜZİK
   ASTROGİZEM
   TAROT
   BRİÇ
   SATRANÇ
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI

'Yol'u yılmaz çekseydi bambaşka olurdu'

Burak GÖRAL

Yılmaz Güney Türk sinemasının en önemli sinemacılarından biri olmakla kalmadı, "Yol" filmi ile adını dünya sinema tarihine de yazdırdı. Güney'in senaryosunu cezaevinde yazdığı "Yol"u, daha önceki filmlerinde asistanlık yapan Şerif Gören çekti. Sanatçının İsviçre'ye kaçarken negatifleri de yanında götürüp orada kurgulaması ve dublajını yaptırmasıyla son aşama tamamlandı ve film ortaya çıktı. Türkiye'de Yılmaz Güney'in adının bile anılması yasakken, "Yol" Cannes Film Festivali'ne yetiştirildi (1982) ve "En İyi Film" dalında verilen Altın Palmiye ödülünü Costa Gavras'ın "Missing" (Kayıp) filmiyle paylaştı.
Ancak 12 Eylül sonrası dönemde yaşanan "Yılmaz Güney paranoyası" yüzünden bu filmi Türk seyirciler bir türlü izleyemedi. Sadece video kaseti el altından sınırlı bir kesimde dolaştırıldı. Yılmaz Güney'in eşi Fatoş Güney'in çabaları sonucunda "Yol" nihayet vizyona giriyor.

* "Yol"u görmek için neden 17 yıl bekledik?
10 yıl öncesine kadar Yılmaz Güney yasaklıydı biliyorsunuz. 12 Eylül rejiminden sonra hem Yılmaz Güney'in Yeşilçam'dan bütün filmleri toplatıldı. Filmlerinin gösterilmesi, adından söz edilmesi, kitaplarının ya da kartpostallarının satılması yasaktı. Bu yasak 1992 yılında ortadan kalktı. 1992'den bu yana da Türk sinemasında salon bulma dahil olmak üzere birçok sorun yaşandı ve bu yüzden gösterilemedi. Bir de ben, film 17 yıl aradan sonra özellikle genç sinemaseverlerin karşısına çıkarken, teknik yetersizlikleri ortadan kaldırmak istedim. Filmi sessizmiş gibi ele aldık. Tüm efektlerini, seslerini, dublajını ve müziklerini yeniden yaptırdık. Film baştan aşağı Dolby Digital ses standartıyla yenilendi. Özellikle dublajı o günün koşullarında hiç iyi yapılamamıştı, akıcı değildi. Çünkü amatör bile olmayan sıradan insanlar konuşmuştu. Müzikler zayıf ve cılız, sesler de yetersiz kalmıştı. Şimdi bütün bunları hallettik ve film yeni bir biçime, çok daha dinamik bir yapıya kavuştu. Böylece ilk kez kendi ülkesinde kendi öz seyircisiyle buluşacak.
Film daha önce bütün dünyada gösterildi. Japonya'da kapalı gişe oynadı. Amerika'da 1982 yılının en çok iş yapan filmleri arasında dördüncü sıradaydı. Bütün dünyada kapalı gişe oynadı ve büyük ilgiyle karşılandı. Kendi ülkesinde de büyük bir coşku ve ilgiyle karşılanacağını ümit ediyorum.
* Yılmaz Güney'in filmografisi içinde en cesur eseri "Yol" muydu?
En cesur diye bir ayrım yapmak biraz güç. Onun bütün filmleri cesaretin, başkaldırının ve isyanın temsilcisidir. Ne yazık ki bütün hayatı boyunca sansürün o acımasız örümcek ağlarına takılmış, istediğini hiçbir zaman tam anlamıyla gerçekleştirememiştir. Örneğin bu filmi de kendisi çekseydi - Şerif Gören de başarılı bir biçimde bunu hayata geçirdi ama - bambaşka olurdu.
* Peki nasıl çekildi?
Çok zor koşullarda, ekonomik baskılar altında, yetersizlikler içinde çekildi. Öyle ki ben bu filmin devam etmesi için, zamanında koğuşlardaki mahkumların gönüllü olarak para toplayıp Yılmaz'a borç verdiklerini hatırlıyorum. Oyuncular, yönetmen yine öyle. Bütün bu zor koşullarda onların da destek ve dayanışmasıyla bu film ortaya çıktı. * Peki Şerif Gören ile Yılmaz Güney arasında nasıl bir diyalog vardı? Çünkü o, yarı açık cezaevindeydi ve kendi kafasında yarattığı bir şeyi başka bir yönetmenin çekmesi gerekiyordu.
Yılmaz o dönemde yarı açık cezaevinde olduğu için görüşme şartları rahattı. Ona bütün duygularını aktarabiliyordu. Zaten Şerif de bunları kolaylıkla kavrayabilecek niteliğe sahipti. Daha önceleri onun asistanlığını yapmıştı ve kendisini iyi tanıyordu. Sinemada ne yapmak istediğini biliyordu. Bu yüzden her şey kolay oldu.
* Yılmaz Güney filmin tekniğini de ona aktarıyor muydu? Mesela planları çizip veriyor muydu?
Plan çizmek anlamında değil ama çok konuşuyorlardı, duygularını anlatıyordu. Daha doğrusu o filmdeki insanların hangi duyguları taşıması gerektiğini anlatıyordu. Çünkü onları yakından tanıyordu.
* Teknik açıdan bir şeyler söylüyor muydu?
Şerif Gören'e sormak lazım. Ben bunu tam olarak hatırlamıyorum. Ama uzun uzun her şeyi anlattığını, ifade ettiğini ve yazdığını biliyorum. Ama "Yılmaz Güney'in içerden verdiği direktiflerle Şerif onu çekti," demek yanlış.
* Montajını da İsviçre'de kendisi yaptı, değil mi?
Evet. O zamanlarda ne filmin oyuncuları ne de Şerif Gören pasaport alıp yurtdışına çıkabiliyordu. Hatta uzun süre sorgulanıp yargılandılar. Onun için Altın Palmiye ödülünü Şerif Gören'in almaya gelmesi de mümkün değildi.
* Filmin sahibi genelde o filmin yapımcısı sayılır dışarda. "Yol"un yapımcısı kim?
Yapımcısı Güney Filmcilik ve Cactus Filmcilik. Fakat Cactus Filmcilik artık yok. İflas ettiği için filmin yapımcı şirketi "Güney Filmcilik" olarak kaldı.
* Şerif Gören'in, filmin tüm haklarının yönetmene ait olduğu ve "Yol"un kendi filmi olduğu konusunda bir açıklaması var. Ortada böyle bir anlaşmazlık var mı?
Şerif Gören'le bu konu hakkında konuştum. Herhangi bir sorun yok. Şerif bizim çok eski bir dostumuz. Kardeşim gibidir, onu '70'lerden beri tanırım. Bu film Türkiye'ye geldiği gün onu arayarak "Filmin geldi, ilgilen her şeyiyle, uğraş" demiştim. Ancak kendisi başka bir işle uğraşıyordu. Onu bekleyemedik, yani daha fazla zaman kaybetmememiz gerekiyordu. Bu yüzden bir alınganlığı olmuş. Ama herhangi bir dava açması filan söz konusu değil. Tabii o dönemde "Yol" için "Bir Yılmaz Güney filmi" dendi. Neden dendi? Çünkü bundan 17 yıl önce Şerif daha genç bir yönetmendi. Yılmaz Güney ise dünyada tanınıyordu. "Sürü" ile, "Düşman" ile tanınıyordu. Birçok filmi yabancı festivallerde oynamıştı. Birkaç filmi ödül almıştı. Ancak Yılmaz Güney her zaman her yerde filmin sadece senaryosunu yazdığını, kahramanlarını yarattığını ancak bunları hayata geçirenlerin Şerif Gören ve arkadaşları olduğunu söylemiştir. Film de zaten onun bu konudaki sözleriyle başlayacak. İlanlarımız da bu sözlerle başlıyor. Yani bu konuda bizim Şerif Gören'le hiçbir sorunumuz yok. Eğer isterse bundan sonraki afişleri "Bir Şerif Gören filmi" diye de çıkartırım.
* Basitçe baktığımızda senaristinin adıyla anılan bir film var ortada.
Senaryosu çok güçlüydü. Bir filmi var eden şey senaryo tabii. Şerif de başarılı bir yönetmen ama "Yol" böyle bir şansa sahip oldu yaptığı filmler içinde. Çünkü senaryodan da gücü geliyor. O yüzden böyle bir ağırlık kazandı gibi geliyor. Zaten kendi kendine böyle ağırlık oluştu. Yani bu anlamda bir yönlendirme yapılmadı kesinlikle. Yılmaz Güney filmin senaryosunu yazdı ve kurgusunu yaptı. Şerif Gören de yönetti. Başka bir şekilde asla lanse edilmedi, etmeyiz de.
* Film bittikten, ödül de alındıktan sonra Yılmaz Güney ile Şerif Gören'in arası nasıldı?
Zaten pek vakti olmadı ki. Yılmaz Güney hemen arkasından hastalandı, tedavi gördü. "Duvar" filmini yapabildi ve ondan çok kısa bir süre sonra da vefat etti. Bu tür şeylere hiç zamanı olmadı. Şerif Gören pasaport alabilseydi mutlaka görüşürlerdi.
* Filmin yenilenmesi aşamasını konuşalım. Ne gibi zorluklar yaşadınız?
Bütün bu yenileme işleminin tüm maliyetini ben tek başıma karşıladım. Aslında buna herkesten, her şeyden evvel, Yılmaz Güney'den de evvel Türkiye'deki hükümetler sahip çıkmalı. Devlet sahip çıkmalı. Yani devlet sanatçısı diye bir sürü insan onurlandırılıyor fakat böylesi önemli tek ve eşsiz bir ödüle sahip sinema sanatçısına sahip çıkılmıyor. "Yol" filmini devletin onarması lazım. 1000 dolarlık bir destek sadece Fikri Sağlar zamanında yapıldı. Onun dışında hiçbir zaman hiçbir yerden destek görmedik. Olanaklarımı zorlayarak ve riske girerek şu anda "Yol"u çıkartıyorum. Şu anda 300.000 dolar borcumuz var. Eksi haneyle vizyona giriyoruz yani. Ama ben Yılmaz Güney'in sadık seyircisinin artı genç sinemaseverlerin, kendi kültürüne, özdeğerlerine ve sanatına sahip çıkan genç insanların bu filmi kucaklayacaklarına inanıyorum. Bu güveni duymasam böyle bir işe kolay kolay kalkışmazdım. "Yol" bize bir yol açarsa Yılmaz Güney'in tüm diğer başyapıt filmlerini aynı şekilde yenileyip vizyona çıkarmayı istiyorum.

"Yol" notları
* "Yol"un ilk adı "Bayram"dı. Film, Amerika'da "İzin" anlamına gelen "The Permission" adıyla da biliniyor.
* Filmin çekimleri Bingöl, Diyarbakır, Konya, Bursa ve İstanbul'da yapıldı.
* Filmde cezaevinden 1 haftalık izinli olarak çıkan 5 mahkumun köylerine dönüşleri ve orada karşılaştıkları anlatılıyor. Bu sayı senaryoda 15'miş önce. Sonradan Gören tarafından 5'e indirilmiş.
* "Samsun'da bir evde videodan Yol filmini izleyen beş üniversite öğrencisi gözaltına alındı." Bu haber 1989 yılında bir gazetede çıkmıştı.
* Yılmaz Güney'in cezaevindeyken senaryosunu yazdığı "Sürü"yü Zeki Ökten yönetti.
* "Yol", 1983 yılında ABD'de Altın Küre (Golden Globe) ödüllerine de "En İyi Yabancı Film" dalında aday oldu.
* Film birçok kere Türk sinema yazarlarınca "Tüm Zamanların En İyi Türk Filmi" seçildi.

© 1999 Milliyet