21 Mart - 28 Mart 1999 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
   KİTAP
   SİNEMA
   MÜZİK
   ASTROGİZEM
   TAROT
   BRİÇ
   SATRANÇ
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI

Bir şarkı, bir sancı


Sertab Erener kuracağı vakıfla kolitli hastalara kucak açacak
Pop müzikte yeni projeler peşinde koşan Sertab Erener, bir yandan da hayır çalışmalarına ağırlık vermek istiyor. Bu konuda en büyük arzusu, kendisi gibi kolitten muzdarip hastalara hizmet edecek bir vakıf kurmak.

Ali EYÜBOĞLU

Pop müziğin ünlü yıldızlarından Sertab Erener, içinde "Makber"in de yer aldığı, dördüncü albümüyle hayranlarına, "yeniden merhaba" demeye hazırlanıyor.
Geçtiğimiz günlerde Amerika'da, ünlü şarkıcı Ricky Martin'le stüdyoya girip, sanatçının ilk İngilizce albümünde yer alacak "Come To Me" adlı parçada düet yapan Erener, birbirinden ilginç projeleri hayata geçirmeye hazırlanıyor.
Erener'in ilk projesi; İngilizce albüm. Sony Müzik ile Avrupa pazarına yönelik İngilizce albüm için anlaşma yapan sanatçının hedefleri arasında, kendisi gibi kolit hastalarına kuçak açacak bir vakıf, bir de müzik dünyasına yeni yetenekler kazandıracak okul var.

  • Şarkıcılığa başladığınızda hedefiniz neydi? Bugün o hedefin neresindesiniz?
    Bu işe ilk başladığım günden itibaren şarkıcı Sertab'la ilgili bir hayat projem var. O projenin daha yarısındayım. Sadece lokal bir pazarın ünlü şarkıcısı değil, dünya şarkıcısı olmak istiyorum. Dünya insanı olmak gibi bir emel bu. Benim duygularımı ifade etme şeklim, şarkı söylemek. Yeni yeni de beste yapıyorum. Şarkılarımı daha geniş kitlelere dinletebilmek, onlarla duygularımı paylaşmak istiyorum. O nedenle Sony Müzik'le anlaşma yaptım.
  • Ricky Martin'le düet bu anlamda atılan ilk adım mı?
    Ricky Martin'le düeti Türkiye pazarı için yaptık. Sony'nin araştırmasında Ricky Martin'in en yüksek tiraj yaptığı ülkelerde Türkiye 5. sırada. Bir fikir geliştiriyor, Amerika pazarı için ABD'den biriyle, her pazar için başka biriyle düet yapalım diyorlar. ABD için Jewel, Avrupa pazarı için Noa, Japonya için Koko Lini'yi seçiyorlar. Türkiye pazarı için beni öneriyorlar. Türkiye pazarında Türki Cumhuriyetler var. Ricky'nin albümü çıkınca, düet parçasını kendi albümüme de koyacağım.
  • Bu, bir anlamda Rick Martin'in yerel pazarlarda şansını artırmak için, o ülkenin iyi seslerinden destek alma anlamına gelmiyor mu?
    Bence Ricky Martin'in bu pazar için yardıma ihtiyacı yok. Birçok lokal şarkıcıdan acayip fazla satıyor kaseti. Bu tamamen Sony'nin `Daha fazla insana nasıl ulaşırız' için yaptığı bir şey. Bu dünyada yapılan bir iş. Ama Türkiye'de yeni.
  • İlk albümlerinizde besteniz yoktu. Artık var. Yeni yeni mi beste yapmaya başladınız, yoksa daha önce yaptıklarınız vitrine çıkacak türden değil miydi?
    Yeni yeni adam gibi şeyler üretmeye başladığımı düşünüyorum. Ondan önce de, melodiler aklıma geliyordu. Ama iki şeyden kullanmıyordum. Biri; kendim beğenmiyordum yaptıklarımı. İkincisi; kendime fazla eleştirel baktığımı keşfettim. Kendimi, yerden yere vurup üretimimi etkileyecek kadar eleştiriyorum. Bu da insanın kendine fırsat tanımamasına yol açıyor. İnsan şöyle bir dener değil mi? Belki de iyidir. O fırsatı kendime tanımadım. Ama bakış açısını değiştirip, kendime fırsat vermeye başladığım zaman, baktım ki fena değil bunlar. Sonra dinletme cesareti geldi. Böylece de enteresan bir sonuç çıktı. O yüzden iki albümdür bestelerim var.
  • Sezen Aksu'yla diyaloğunuz nasıl?
    Hiçbir sorunumuz yok. Diyaloğumuz sürüyor. Sadece eskisi kadar çok sık görüşmüyoruz. Geriye dönüp baktığımda, onun marazi bir ilişki olduğunu düşünüyorum. 24 saat birlikte olmak, sağlıklı bir ilişki türü değil. Bu evlilikte de böyle. Arkadaşınla ne kadar birlikte olmak istersin ki. Bir süre sonra o ilişkiyi de bozar. Biraz ara vermekte yarar var diye düşünüyorum. Şu an Sezen'le diyaloğumuzun daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Aramızda öyle kalıcı ve iz bırakmış bir birliktelik var ki, bunun ölene kadar zedelenmesi, değişmesi imkansız. Biz iyi gün değil, kötü gün dostuyuz. Görüştüğümüzde de, aynı sıcaklıkla kaldığımız yerden devam ediyoruz.
  • Türkiye'de bir Sezen Aksu ekolü var. Birçok insana destek verdi, kol kanat gerdi. Siz de onun gibi, müziğe yeni insanlar kazandıracak mısınız?
    Böyle bir projem var. Ama biraz daha yaşlanınca yapmayı düşünüyorum. Çünkü, buna zaman ayırmam gerekir. Bir müzik okulu açacağım. Yetenekli şarkıcılara yeteneğini geliştirecek fırsat verecek bir ortam yaratmak gerekir. Ama hayatımın hangi evresinde bunu yaşama geçireceğime karar vermiş değilim.
    Müjdat Gezen'in okulunda bir yıl hocalık yaptım. Çok da keyifliydi. Öğretmek demek, aslında yeniden yeniden öğrenmek ve kendini de taze tutmak demek. Onu tattım. Hem kuşak farkını aradan çıkarıyorsun. Çünkü onlarla sürekli ilişkidesin. O dili ve tazeliği devam ettirmek gibi bir imkan oluyor.
    Bir şey daha var yapmak istediğim. O da sağlıkla ilgili... Ama bunu müzik okulu gibi yaşlılığa bırakmayacağım. Bir vakıf açmak istiyorum, geçirdiğim hastalıkla ilgili. 11 yaşında benim kolitimle ilgilenen, ameliyata kadar bana hayat veren bir insan var; doktor Öznur Kuşakçıoğlu. Çok ölümden döndürdü beni. Kuşakçıoğlu bana, `Bir vakıf aç. Çünkü, senin sayende kolitin adı değişti, Sertab Erener hastalığı oldu,' dedi. Türkiye'nin her yerinden arıyorlar beni. `Biz de öyle olduk. Bize nasıl yardım edebilirsiniz?' diye. Elimden geldiğinden yardımcı oluyorum. Ama bunu bir Kolit Vakfı kurup, o vasıtayla yapmak istiyorum. Çünkü, sanıldığından çok kolitli insan var.
    Benim ameliyatımı yapan doktor, bu alanda dünyanın en iyisi. Cerrah olarak bir ilah Victor Lazio. Tapıyorlar adama. 20 asistan arkasında dolanıyor. Kolitle ilgili bağırsak ameliyatlarını keşfeden adam. Bu adamın ABD'de çalıştığı hastane de bir vakfın. Victor Lazio'nun yıllık ameliyat programı var. Bu program çercevesinde bütün dünyayı dolaşıp, ücretsiz ameliyatlar yapıyor. Biz de böyle bir vakıf açarsak, buraya gelecek. Randevularını alacağız. O insanları ameliyat ettireceğiz. O ekibi kuracağız. Aklımdaki vakıf bu. En kısa zamanda bunu yapacağım.

    Hangi ünlünün ne derdi var?

    Nilüfer'le Elif Dağdeviren'in derdi aynı. İki ünlü de "astım" hastası. Bülent Ersoy tek böbrekle yaşıyor. Yüksel Uzel, beyin ameliyatı geçirdi. Melih Kibar'da "vitiliko", Serdar Ortaç'ta göz hastalığı, Sezen Aksu'da "panik atak" var. Sevim Tuna, Selim Naşit ve Neriman Köksal akciğer kanseri. Emel Büyükburç yıllardır kortizon tadevisi görüyor. Harun Kolçak "alkol", Yıldız Tilbe "uyuşturucu", Muazzez Abacı ve Kamil Sönmez ise uzun süre zatürree tedavisi gördü. Yalçın Menteş "yüksek tansiyon" hastası. Müjdat Gezen ise "hastalık hastası". İbrahim Tatlıses'te mide ülseri var. Cenk Koray ile Adnan Şenses'in derdi "kalp"ten. Müjde Ar da "kolit" ve "şeker" hastası. İzel ile Necla Nazır'da cilt rahatsızlığı var. Hülya Koçyiğit, "göğüs kanseri" rahatsızlığını atlattı. Zerrin Özer, Berna Laçin ve Suna Pekuysal'da "romatizma" var.

  • © 1999 Milliyet